1. HABERLER

  2. MEB PERSONEL

  3. 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü Acil Çözüm Bekleyen Sorunlarla Karşılıyoruz!
5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü Acil Çözüm Bekleyen Sorunlarla Karşılıyoruz!

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü Acil Çözüm Bekleyen Sorunlarla Karşılıyoruz!

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü Acil Çözüm Bekleyen Sorunlarla Karşılıyoruz!

A+A-

 

Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun 5 Ekim Dünya Öğretmenler gününe ilişkin açıklamasıdır.
 

 

 Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından 1994`ten bu yana 5 Ekim Dünya Öğretmenler günü olarak her yıl kutlanmaktadır. Dünya Öğretmenler Günü`nün önemi, uluslararası öğretmen örgütlerinin katkılarıyla 5 Ekim 1966 tarihinde ILO ve UNESCO tarafından "Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı"nın alınmış olmasıdır. Tüm dünya öğretmenleri için önemli olan tarihi kararla öğretmenlerin toplumsal statüsüne yönelik önemli bir adım olarak kabul edilmektedir. Öğretmenlerin sadece okul içinde değil, toplum içinde de yerine getirdikleri görevin taşıdığı önemi uluslararası düzeyde belgeleyen, öğretmenlerin tüm sorunlarını ele alan ve durumlarını tüm ayrıntıları ile düzenleyen bu belge Türkiye tarafından kabul edilmesine karşın, Türkiye`de öğretmenlerin hak ettiği değeri gördüğünü söylemek mümkün değildir. 

Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer`in öğretmenleri sık sık aşağılayan, yaptıkları işi küçümseyen sözleri hala tazeliğini korumaktadır. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer göreve gelir gelmez öğretmenlerin 3 ay tatil yaptıklarını, işe geç geldiklerini ve az çalıştıklarını iddia ederek, öğretmenlerimizin emeğini değersizleştirmeye çalışmıştır. Ardından Başbakan, eğitim emekçilerinin emeğini aşağılayan, az çalıştıklarını, çok para aldıklarını ima eden suçlamalar ile öğretmenlere ne kadar değer verdiklerini göstermişlerdir. 

Milli Eğitim Bakanı ve Başbakan her fırsatta öğretmenlere hakaret etmekte, emeklerini değersizleştirmeye çalışmaktadır. Son olarak Milli Eğitim Bakanı`nın ataması yapılmayan işsiz öğretmenleri "yem bekleyen güvercinler" olarak nitelemesi, asıl mesleği "işletme" olan bir bakanın Türkiye`de öğretmenliğe verdiği değeri yansıtması açısından dikkat çekicidir. 

AKP`nin 10 yıldır benimsediği sermaye yanlısı, emek düşmanı politikalar sonucunda eğitim emekçilerinin yüzde 80`i borçludur ve üçte ikisi geçinebilmek için ek iş yapmak zorunda kalmaktadır. OECD ülkeleri içinde en düşük ücreti ülkemiz öğretmenleri almasına rağmen, Milli Eğitim Bakanı ve Başbakan`ın dönem dönem öğretmenler az çalışıp yüksek ücret alıyorlarmış gibi açıklamalar yapması anlaşılır değildir. Oysa gerçekler tam tersidir. Türkiye`de öğretmenler diğer ülkelerdeki meslektaşlarına göre daha çok çalışmakta, ancak bu çalışmaları karşılığında daha az ücret almaktadır. Üstelik özellikle Ömer Dinçer`in bakan olmasının ardından öğretmenler okullarda çok sayıda angarya iş yapmak zorunda bırakılmış, 4+4+4 sistemi ile birlikte çalışma yükü daha da ağırlaşmıştır. 

Bütün bu nedenlerden dolayı 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü, klasik anlamda sadece öğretmenler için "kutlanan" bir gün olmaktan çok, tüm eğitim ve bilim emekçilerinin uluslararası alanda birlik, dayanışma ve örgütlü mücadelesinin simgesi olan önemli bir gün olarak kabul edilmektedir. 

Türkiye`de eğitim sisteminin yıllardır çözülmeyen sorunları, öğretmenleri ve diğer eğitim emekçilerini, diğer ülkelerdeki meslektaşlarına göre çok daha fazla olumsuz etkilemektedir. Eğitimde 4+4+4 modeline geçilmesi ile birlikte özellikle sınıf öğretmenleri ciddi mağduriyetler yaşamış, çok sayıda sınıf öğretmeni norm fazlası durumuna düşürülmüştür. Öğretmenlerin mağduriyeti sadece bununla sınırlı kalmamış özür grubu atamaları ve tayinlerde yaşanan sorunlar nedeniyle yaşanan sorunlar daha da derinleşmiştir. 

 

Türkiye`de öğretmenlerin yıllardır karşı karşıya oldukları güçlükler, hangi şartlarda çalışmak zorunda olduklarını en iyi anlamanın yolu, çalışma koşullarını Türkiye ile benzer sosyo-ekonomik koşullara sahip ülkelerin öğretmenlerle kıyaslamaktır. Türkiye`deki öğretmenler, diğer OECD ülkeleri ile kıyaslandığında toplumsal statüleri, ekonomik, sosyal ve özlük hakları açısından oldukça geri durumdadır. OECD`nin geçtiğimiz ay açıkladığı Bir Bakışta Eğitim Raporu 2012`ye göre Türkiye`de çalışan öğretmenler, diğer ülkelerdeki meslektaşlarına göre çok daha fazla çalışmaktadır. 

Ülkelere Göre Öğretmenlerin 

Toplam Zorunlu Çalışma Saatleri (Yıllık)

 Kaynak: OECD Bir Bakışta Eğitim 2012 Raporu, sayfa: 481.

Milli Eğitim Bakanı ve Başbakan`ın aksi yöndeki bütün iddialarına karşın, OECD ülkeleri içinde öğretmenleri en çok çalışan ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Öğretmenlerin yıllık çalışma saati ortalaması OECD ülkeleri içinde 1675 saat iken, Türkiye`de öğretmenler 1816 saat ile OECD ortalamasına göre 141 saat daha fazla çalışmaktadır. Geçmişten bugüne doğru baktığımızda OECD ülkeleri içinde öğretmenlerin yıllık toplam çalışma sürelerinin düzenli olarak arttığı tek ülke Türkiye`dir. 

Eğitimde 4+4+4 modeline geçilmesi ile birlikte okulöncesi çağdaki 60-71 ay arasındaki çocukların ilkokula alınması, sınıfların aşırı kalabalık olması, seçmeli ders sayısında ve ders saatlerindeki artış vb gibi çok sayıda sorun nedeniyle öğretmenlerin yıllık çalışma saatlerinin bu yıldan itibaren belirgin bir şekilde artması kaçınılmaz görünmektedir. 

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü vesilesiyle Türkiye`nin dört bir yanında görevlerini büyük fedakarlıklara katlanarak sürdüren öğretmenlerimizin yaşadığı sorunları kısaca özetlemek gerekirse;

· Türkiye`de çalışan öğretmenler, OECD ülkeleri içinde en çok çalışan, en düşük maaş alan öğretmenler arasındadır;

· Öğretmenlerin yüzde 80`i geçinebilmek için ek iş yapmak zorunda kalmaktadır;

· Öğretmenler, sık sık değişen eğitim politikalarının ve siyasi iktidarın tasarruflarının mağduru olmayı sürdürmektedir; 

· Öğretmenlik mesleğinin standartları özellikle AKP döneminde düşürülmüş, nitelikli öğretmen yetiştirme politikaları terk edilmiştir; 

· Öğretmenlerin bugünkü çalışma koşulları ve maaşlarıyla kendilerini mesleki olarak yetiştirmeleri ve geliştirmeleri mümkün değildir;

· Öğretmen açıkları sorununa kalıcı sorunlar üretilmemekte, 300 bini aşkın işsiz öğretmen kadrolu olarak atanmayı beklemektedir; 

· Öğretmen açıkları ücretli öğretmenler tarafından kapatılmak istenmekte, eğitimde esnek, güvencesiz ve kuralsız çalışma uygulamaları her geçen gün artmaktadır.

· Eğitimde benimsenen esnek çalışma uygulamaları aynı işi yapan farklı statülerde öğretmen istihdamını gündeme getirmiş, kariyer basamakları uygulaması ile öğretmenlerin sınıflandırılması, eğitimin niteliğini olumsuz etkilemiştir;

· Eğitime bütçeden yeterli pay ayrılmamasının ve eğitimin gün geçtikçe paralı hale getirilmesinin bir sonucu olarak öğretmenler öğrencilerden çeşitli adlar altında para toplamaya zorlanan birer "tahsildar" durumuna düşürülmüştür;

· Sınıf mevcutlarının fazlalığı, okul öncesi çağdaki çocukların zorla ilkokula kayıt edilmesi vb sorunlar eğitimi ve öğretmenlerin mesleklerini sağlıklı bir şekilde yapmalarını engellemektedir;

· Öğretmenlerin büyük bölümünde iş yükü artışına paralel olarak meslek hastalıklarında artış yaşanmaktadır; 

· Demokratik haklarını kullandıkları ve sendikal çalışmalara katıldıkları için her yıl çok sayıda öğretmen soruşturma geçirmekte, cezalandırılmakta ya da sürgün edilmektedir. 

· Son yıllarda çok sayıda Eğitim Sen üyesi sendikal faaliyetleri nedeniyle gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır. Halen içlerinde Eğitim Sen Genel Sekreteri ve Merkez Kadın Sekreteri`nin de bulunduğu 50`ye yakın Eğitim Sen yönetici ve üyesi cezaevinde tutuklu bulunmaktadır.

Burada belirtilen tespitler doğrultusunda yapılması gereken, anayasal bir hak olan eğitim hakkının tüm yurttaşlar için ayrım gözetilmeksizin yerine getirilmesini sağlamak, öğretmenlerimize, eğitim ve bilim emekçilerine insan onuruna yaraşır bir ücret ve çalışma koşulları sağlanmasıdır. 

Öğretmenlerin ve diğer eğitim emekçilerinin ekonomik, demokratik, sosyal ve özlük haklarıyla ilgili çözüm bekleyen çok sayıda sorunu bulunmaktadır. AKP`nin bugüne kadar benimsediği politikalara bakıldığında bırakalım sorunların çözülmesini, daha da derinleşmesi kaçınılmaz görünmektedir.

Genel olarak eğitim sisteminin ve eğitim emekçilerinin içinde bulunduğu bütün olumsuz koşullara karşın, umutsuz olmamak için çok neden bulunmaktadır. Eğitim emekçilerine egemen sistem tarafından dayatılan her türlü baskıcı, ayrımcı, gerici ve piyasacı anlayış reddedilmelidir. 

Eğitim Sen olarak, yaşadığımız bütün sorunlara rağmen bütün öğretmenlerimizin, eğitim ve bilim emekçilerinin 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü`nü kutluyoruz.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.