1. YAZARLAR

  2. Adil Gülmez

  3. Bandırma Seyahati
Adil Gülmez

Adil Gülmez

Adil Gülmez
Yazarın Tüm Yazıları >

Bandırma Seyahati

A+A-

İstanbul, bu yıl daha sıkıcı mı, yoksa bana mı öyle geliyor.

Özellikle trafik yapılmakta olan yol tamiri ve yeraltı treni çalışmaları nedeniyle akmıyor.

Sabahın yedisinde dahi arabalar ilerleyemiyor, birçok sürücünün kornaya yüklenmesi katlanılması gayri mümkün bir gürültü kirliliği oluşturuyor.

Bu ve benzeri sıkıntıları yaşayan arkadaşlara önerim şehir dışına çıkmaları yönünde.

Nedenin anlatayım:

Üniversite kaydı için Çarşamba günü Bandırma’daydım.

Yolculuğumuz İDO’nun arabalı vapuru ile oldu.

Hiç memnun kalmadığım bu yolculuğu başka bir yazının konusu yapacağımdan şimdilik memnuniyetsizliğimi belirterek geçiyorum.

Her neyse okulun önüne vardığımda şaşırdım.

Bir anda etrafımızı onlarca insan sardı, hepsinin elinde broşürler öğrenciler için yurt hizmeti pazarlıyorlar. Hemen hepsine “durun önce bir okul kaydını yaptıralım, onun için buraya geldik” dedim.

-O, kolay ağabey, kaydını beş dakikada yapıyorlar- dedi.

Yurt olayı, üniversite olan il ve ilçelerde ciddi ekonomik hareketlilik oluşturuyor, doğal olarak bir piyasası var.

Şehir eşrafı parasal birikimini öğrenci yurtlarına yönlendiriyor.

Hizmet gayesi ile yola çıkan dernek ve vakıfların yanında, kendini yurt rantına kaptıranlar da var.

Apart otel öğrenci yurtları hem yatırımcı hem de öğrenci tarafından daha çok tercih ediliyor.

Piyasanın büyük dilimi kız pansiyonlarından oluşuyor.

***

Bu yazıyı kaleme almamın asıl nedeni, öğrencimize kalabileceği bir yer ararken daha iyi tanıma imkânı bulduğum cemaat yapılanmalarının öğrencilere dönük faaliyetleri hakkında bende oluşan kanaatleri sizlere aktarmak.

Okulun önüne kadar arabasıyla gelip bizi alan dostumun apart otelini gördükten sonra “Süleymancı” tabir ettiğimiz kardeşlerin yurduna gittik.

Daha önceden randevumuz olduğundan dolayı beklemeden görüşmeye alındık.

Bir sistem oluşmuş ve oturmuş. Dolayısıyla sistem sonradan kervana katılacak bizim gibilere pek uygun değil. Sistem kendi altyapısından gelenlere zor cevap verebiliyor. Sistem programına dâhil olup mezun olanların iş sıkıntısı yok; ya sistem mezun öğrencisini kendi bünyesine alıyor ya da istersen devlette memur olabilirsin diyor. Üçüncü şık ise kişinin özel işinin sahibi olması. Kendi içinde fevkalade tutarlı. Bel kemiğini “disiplin” oluşturuyor. Ama biraz aşırıya kaçılmış. Yetmişli yılların mantığıyla günümüzde bir disiplin oluşturmak çok ta makul gelmedi bana. Fakat benzerlerinin dörtte biri kadar ücret aldıklarından buna haklarının olduğuna inanıyorlar. Kanaatim o ki, beğenin beğenmeyin, en tutarlısı bu ama her fıtrata uygun değil.

İkinci durağımız İYC yurdu idi. Öğrencimiz, buradaki genç idareci arkadaşları çok samimi buldu, bence de öyle idiler. Fakat bir müessese ruhu yok. Ellili yıllarda kurulan bir cemiyetin ufku daha berrak, hizmet kalitesi daha doyurucu ve cazibesi de cezp edici olmalıydı. Ortada oluşmuş bir cemaat olmadığı gibi bir anlayış bütünlüğü de yok. Yetkilileri buna “biz zaten bir cemaat değiliz ki” diye tatmin edici olmaktan uzak bir cevap veriyorlar.

Üçüncü durağımız Hizmet Ehli’nin yurdu idi. İlk öne çıkan yetişmiş yumuşak başlı insan sayısının kemiyeti. Düne göre son derece kapsamlı, mükemmele yakın fiziki donanım. Ama itaat kültürü kimi bireysel donanım ve vasıfların üstüne çıkabiliyor. Yani yol ayrımına gelindiğinde muti olmak her türlü keyfiyetin önüne geçebiliyor. Bir de çok sözü edilmesine rağmen “hizmet” kavramının pek öncelenmediği onun yerine maddi birikimlerin daha çok revaç bulduğuna dair bir izlenim bıraktı üzerimizde.

Elbette bunlar benim şahsi gözlemlerim.

Siz değerli okurlarım tepkilerini göstererek fikirlerime katkı yapmış olacaksınız.

***

Bu vesileyle belirtmeliyim ki İstanbul’un sıkıntılarında kurtulmak isteyenler biraz Anadolu’ya çıksınlar. Rabbim bu topraklara bereketi yağdırmış adeta. Yol kenarlarındaki sebze meyve satıcılarının tezgâhları renk renk.

Sadece kavun çeşitleri bir âlem. Torba torba soğan ve patatesler. Allı morlu fenerler gibi sallanıyorlar. Uzaktan görünen köylerin camileri bile artık çift minareli. Gelip geçen kamyon ve traktörlerin kasaları lebalep domates dolu.

Bereket her yerde, cömertlik her daim.

Elhamdülillah.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.