1. HABERLER

  2. MEB PERSONEL

  3. Cemaat sendika kurdu iddiasına ilk kez cevap verdiler!
Cemaat sendika kurdu iddiasına ilk kez cevap verdiler!

Cemaat sendika kurdu iddiasına ilk kez cevap verdiler!

Aktif Eğitimciler Sendikası ilk kez haklarında çıkan iddialara cevap verdi. Memurhaber'e konuşan sendika başkanı Osman Bahçe'den çarpıcı açıklamalar.

A+A-

Kurulduğu günden bu yana hakkında bir çok haber çıkan Aktif Eğitimciler Sendikası, her geçen gün üye sayısını hızla artırıyor. "Diğer sendikaların rakibi değil refiki olma" düsturuyla hareket eden sendika hakkında çok yazıldı, çizildi. Haberlerde özellikle "cemaatle" ilişkilendirildi. Kimileri "cemaat sendika kuruyor" dedi, kimileri "hükümet ve cemaat arasındaki kavga sendikaya uzandı" dedi. Aktif Eğitimciler Sendikası'nı Eğitim-Bir-Sen'e rakip olarak gösterenler de oldukça fazlaydı. Onlarsa haklarında çıkan tüm bu haberlere cevap vermek yerine sadece "sendikacılık" yapmaya odaklanarak kuruluş aşamasını hızla tamamladılar. Bu zamana kadar herkesin merak ettiği tüm soruları Memurhaber.com olarak sizler için Aktif Eğitim Sendikası Başkası Osman Bahçe'ye sorduk. Kuruluş amaçları neydi, diğer sendikalardan farkları ne, cemaat tarafından mı kuruldular gibi soruların yanında öğretmenlerin sorunları, dersanelerin kapatılması gibi pek çok konudaki düşüncelerini ilk kez Memurhaber'e cevaplayan Osman Bahçe'den oldukça ilginç cevaplar aldık. Özellikle öğretmenlerin "itibar" sorunu üzerinde duran Bahçe, sorunları eleştirmek yerine çözüm bulmanın önemini vurgularken "Öğretmenlerin tüm sorunlarını biz çözeceğiz iddiasında değiliz. Biz çözüme katkı sağlamak için kurulduk" diyecek kadar da mütevazi. Buyrun devamını kendisinden dinleyelim...

 
 
KİMSEYE RAKİP OLARAK KURULMADIK!
 
Bu kadar çok sendika varken Aktif Eğitimciler Sendikası neden kuruldu?
 
Şu anda öğretmenlerin özlük hakları beş beşlikse, ülkemizde eğitim öğretim tavan yapmışsa, dünya standartlarının üstüne çıkmışsa, ülkemizde okul ortamlarımız mükemmelse, öğrencilerimiz SBS'de sıfır çekmiyorsa full çekiyorsa, ÖSS'de sıfır çeken okul birincilerimiz yoksa yani ideali yakalamışsak yeni sendikalara ihtiyaç yoktur. Şuan ülkemizdeki tabloya bakıyoruz; öğretmenlerimiz özlük hakları bakımından sıkıntılı durumda, çalışma koşulları açısından problemli durumda, okullardaki eğitim zaafiyetleri almış başını gidiyor, öğretmenlerin itibar açısından her geçen gün kayıpları artıyor. Demek ki mevcut sendikalarımızın çalışmaları mevcut sorunları çözmek için yeterli değil. Yeterli olsaydı bu problemler olmayacaktı. 
 
 
Aktif Eğitimciler Sendikası, onların yapamadıklarını yapmak için değil de bahsi geçen problemlerin çözümünde kendi yöntemleriyle onlara katkı sunmak için kuruldu. Yani biz "diğer sendikaların yapamadığını çıkıp yapalım" iddiasında değiliz, bu diğer sendikalara nezaketsizlik olur. Biz onlarla birlikte ama kendi yöntemlerimizle problemlerin çözümüne katkı sunmak istiyoruz. Kimseye rakip olarak kurulmadık. 
 
KOLTUK DAĞITAN BİR SENDİKA OLMAYACAĞIZ!
 
 
Nedir sizin yöntemleriniz?
 
Her duruma göre yöntemler değişir elbette. Bizim Aktif Eğitimciler Sendikası olarak belli ilkelerimiz var. Her şeyden önce Aktif Eğitimciler Sendikası olarak sadece sendikacılık yapmak istiyoruz. Öncelikli ilkelerimizi sıralayacak olursak şöyle diyebiliriz:
 
 
-Sendika ve sendikacılık dışında başka hesaplar ve beklentiler peşinde olmama: Biz yaptığımız çalışmalarda gördük ki, sendikalarımızın siyasallaşması onların en yumuşak karnı olmuş. Biz ise doğru olan her şeyi alkışlayabilmek için, yanlış olan herkesi eleştirebilmek için siyasete belli bir mesafede durulması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için de siyasallaşan bir sendika olmak istemiyoruz. 
 
-Koltuk dağıtan bir sendika olmak istemiyoruz: İnsanların zaman zaman sendikalardan beklentileri olabiliyor. Aktif Eğitimciler Sendikası'nın misyonu içerisinde birilerini bir yerlere taşımak gibi bir iddia yok. Hiç bir üyemize onu herhangi bir koltuğa taşıma vaadimiz yok. Makamlara, mevkilere birileri oturtulurken sadece liyakat sahibi olanlar gelsin, bizim üyemiz olmasa bile. 
 
MESAİ SAATLERİ İÇERİSİNDE EYLEM YAPMAYACAĞIZ!
 
-Biz haklarımızı isterken başkalarının meşru haklarına mani olmayacağız. Nedir bundan kastımız? Aktif Eğitimciler Sendikası hafta içi mesai saatinde 10.30'da bir yerde toplanıp basın açıklaması yapmayacaktır mesela. Çünkü hakkınızı aramak için basın açıklaması yaparken, sınıflardaki öğrencilerin hakkı ne olacak? Tepkilerimizi verirken, eylemlerimizi yaparken başkalarının hakkına saygı duymamız gerekliliğini ön plana çıkarıyoruz. 
 
Son olarakta diyoruz ki; sendikaların temel talepleri vardır. Meslektaşlarımızın özlük haklarının iyileştirilmesi gibi, ülkede eğitimle ilgili sorunların bir bir sistemli bir şekilde çözülmesi gibi. Bütün sendikalar bunu ister. Madem bunu istiyoruz o zaman gelin hep birlikte isteyelim. Birbirimizi rakip olarak görmek yerine birbirimizi refik olarak görelim. Maksat öğretmenin durumu iyileşsin değil mi? O zaman neden birlikte istemiyoruz? Aktif Eğitimciler Sendikası, saydığımız ilkelerle çelişmediği sürece bütün kişiler ve kurumlarla çalışma açık çekini kamuoyuna da verdi, katıldığı her ortamda üyelerine de meslektaşlarına da verdi. 
 
Şuan Aktif Eğitimciler Sendikası'nın kaç üyesi var?
17130
 
DİĞER SENDİKALARA SAYGIMIZDAN DOLAYI BEKLEDİK!
 
1 Martt'a kuruldunuz Haziran'a kadar üyelik almadınız. Neden?
 
Diğer sendikalarla karşı karşıya değil omuz omuza olmak istiyoruz. Bunun için de beraber çalışacağımız sendikaların zarar görmesini istemiyoruz. 15 Haziran'da belirlenen sayılara göre sendikalara yetki verilir. Biz dedik ki ; "Türkiye genelinde, her hangi bir ilde bir sendikamız yetkiyi kaybederse bunun faturası bize çıkmasın, bizim öyle bir niyetimiz olmamasına rağmen onların aklına böyle bir şey gelmesin". Diğer sendikalarımızdaki yöneticilerimize de o dönemde haberler gönderdik. "Bakın 15 Haziran'a kadar üye kabul etmeyeceğiz. Bunu sizin mesul bir sendika olma hesabınıza saygı duyduğumuz için yapıyoruz, sizin hesabınızı bozmayı düşünmüyoruz" dedik. 
 
 
CEMAATLER BU ÜLKENİN RENKLERİDİR!
 
Aktif Eğitimciler Sendikası daha kurulmadan cemaatin sendikası olduğu yönünde haberler çıktı. Şimdi sizinle ilgili yapılan pek çok yorum da bu yargı üzerinden yapılıyor. Siz "cemaatin sendikası mısınız?"
 
O dönemdeki bu tür haberleri biz de takip ettik. Cemaati kastederek "burunlarını sokmadıkları bir sendika kalmıştı ona da burunlarını soktular" gibi haberler çıktı. Cemaat ve hükümet arasında bir kavga var mı yok mu bilmiyoruz. Öyle bir kavganın da bizim sendikamızla ilişkilendirilmesini doğru bulmuyoruz. 
 
İkincisi bizi cemaatle ilişkilendiren haberlere itiraz edemez miydik? İlgili web siteleri, mahkemeler, avukatlar gibi aracılarla tekzipler gönderemez miydik? Gönderebilirdik. Ama öncelikle şunu ifade etmek lazım. Bahsi geçen cemaat ya da tüm cemaatler, hepsi ülkenin renkleri. Bizim cemaat ya da cemaatlerle alıp veremediğimiz hiçbir şey yok. Hepsini seviyoruz hepsine saygı duyuyoruz. 
 
KURUCULAR LİSTEMİZDE "CEMAAT" YAZMIYOR!
 
Cemaatle bir alakamız vardır ya da yoktur gibi bir tespitin ülkemizin renklerinden olan bir grubu rencide edeceği kanaatindeyiz. Alakalı olmak ya da olmamak, onlardan olmak ya da olmamak gibi bir kaygı taşımıyoruz. Aktif Eğitimciler Sendikası içerisinde, yöneticileri içerisinde, üyeleri içerisinde cemaate ilgi duyan, yakın olan var mıdır? Evet, vardır. Başka cemaatlerle alakası olan var mıdır? Evet o da vardır. Bizim içimizde şuan Hristiyan üyemiz de var. Biz Aktif Eğitimciler Sendikası olarak ülkenin 1 milyon 100 bin eğitim çalışanına kucak açacak bir sendika olmalıyız. 
 
"Cemaat mi kurdu?" sorusuna gelince bizim sendikamızın 10 kişilik kurucular listesine baktığımızda "cemaat" yazmıyor. Dolayısıyla, cemaate ait olmak, cemaatle ilgili olmak, ilgisiz olmak, bunlar tamamen bizim sendikamızın çıkışını gölgelemeye çalışan birilerinin lüzumsuz atışmalarıdır. Biz alakalı da değiliz alakasız da değiliz. Bütün cemaatlerle yakın olmak ya da uzak olmak gibi bir kaygımız da yok. Ülkenin bütün renklerine hitap edebilecek bir sendika olma muradındayız. 
 
HAKKIMIZDAKİ HABERLER DOĞRU BİR İŞ YAPTIĞIMIZI GÖSTERİYOR!
 
Sizinle ilgili "Aktif Eğitimciler Sendikası kapanıyor" şeklinde haberler de çıktı. Siz de bunu web sitenizden yalanladınız. Bu haberler neden çıkıyor sizce? 
 
Mevcut sendikaların kuruluş yılından şu anki üye sayısına bakacak olursanız ilginç sonuçlar ortaya çıkar. Şuanda en büyük sendikamızın 1992 yılında kurulduğunu hesaba katarsanız 2002 yılındaki üye sayısı 18 bin 28'dir. Yani sendikacılıkta büyük rakamlara ulaşmak çok zor bir iştir. Muhtemelen bizim üye sayımızdaki artışla ilgili belli tedirginlikleri olabilir. Bu tedirginlikler insanların konu hakkında söz söylemesini gerektiriyor olabilir. Biz de sendika olarak hakkımızda çıkan her habere laf yetiştirmek gibi bir lüzumsuzluğun içine girmek istemiyoruz. Hakaret yoksa, saldırı yoksa insanlar eleştiri haklarını kullansınlar. Hakkımızda çıkan haberler, meslektaşlarımızın bu haberlere ilgisi ülkemizin bizim gibi bir sendikaya ihtiyacı olduğunu ve bunun kamuoyu karşısında bir karşılığının olduğunu gösteriyor. 
 
 
SENDİKADAN SONRA SİYASİ PARTİ DE KURULACAK MI?
 
Aktif Eğitimciler Sendikası'nın kuruluşunun ardından akıllarda en çok yer eden sorulardan birisi de "bir parti de kurulacak mı?" oldu. Böyle bir durum söz konusu mu? 
 
Bizim en büyük amacımız 1 milyon 100 bin eğitim çalışanına kendimizi anlatmak. Bunun dışında şu kadar üye sayısına ulaşacağız gibi bir iddiamız yok. Biz siyasallaşmadan sendikacılık yapma endişesinde olan, siyasete eşit mesafede durabilen sendikacılık anlayışıyla yola çıkan bir sendika olarak siyasallaşabilir miyiz, siyasi parti kurabilir miyiz? Bizim sendika olarak herhangi bir siyasi partiye yanaşma, ona yakın durma ya da siyasi bir parti olma gibi bir iddiamız zaten olamaz. Kendimizi inkar etmiş oluruz o zaman. 
 
Sizinle bağlantılı başka sendikalar kurulacak mı?
 
Şuanda öyle bir hesabımız yok. Biz eğitim çalışanlarıyız. Bize zaman zaman başka sendikalardan hatta konfederasyondan "birlikte güç birliği yapalım mı?" gibi teklifler geliyor. Biz şuanda eğitim dünyasında eğitim çalışanlarıyla birlikte hedeflerimiz, ilkelerimiz doğrultusunda hareket etmeyi amaçlıyoruz. Ama ileride fikirlerimizin yüzde yüz örtüştüğü başka sendikalar olursa birlikte iş birliğine gidebiliriz. 
 
ÖĞRETMENLERİN EN ÖNEMLİ SORUNU İTİBAR SORUNUDUR!
 
Sizce mevcut durum içerisinde öğretmenlerin öncelikli sorunu nedir?
 
Şuanda öğretmenlerimizin en büyük sorunu özlük hakları gibi görünmekle beraber, özlük hakları sorununu da bağrında barındıran itibar sorunudur. Öğretmenlerimizin itibar sorunu çözüldüğü anda o mesleki saygınlığa ulaşıldığı anda ekonomik problemler ve diğer problemler çözülmeye mahkumdur.
 
KAHRAMAN ÖĞRETMEN ALGISI YOK!
 
Öğretmenlerin itibarsızlaştırıldığını mı düşünüyorsunuz?
 
Öğretmenlerin itibar sorunu bugünkü hükümetin suçu değildir tek başına. Bu 70 yıllık bir sorundur. "Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum"dan başlayan anlayışın bugün geldiği nokta ortadadır. Bunda hiç kimse masum değildir. Hiç bir dönemde hiç bir devlet yetkilisi öğretmeni dışlayarak başarıya ulaşamaz. Çünkü sınıfın kapısını kapattığı zaman içerde o var. Öğretmenin özveriyi öğrencilerine verebilmesi için onun da özveri görmeye hakkı vardır. 
 
Diyarbakır'ın bir ilçesinde görev yapan polisimiz "kahraman" polistir, askerimiz "kahraman" askerdir ama orada tek başına görev yapan bir öğretmenimize "kahraman" öğretmen denmez. Öğretmenlerimiz de kahraman olsa biz zarar mı ederiz? Ben öğretmenlerin o kahramanlığı hakettikleri kanaatindeyim. 
 
PERFORMANSA GÖRE ÜCRETLENDİRMEDEN ÖĞRETMENLER KARLI ÇIKAR!
 
Öğretmenlerin performansa göre ücret almasını öngören uygulamaya nasıl bakıyorsunuz?
 
Performans ölçütleri sağlıklı oluşturulursa, değerlendirmeler objektif yapılırsa , ideolojik, kişisel ya da başka kaygılar olmadan sadece yapılan iş ölçü olarak alınırsa ben bütün öğretmenlerimizin bu işten kazançlı çıkacağını düşünüyorum. Gerekli şartlar oluşturulduğunda öğretmenlerimizin yüzde yüz performansla çalışacağını da biliyorum. Biz şu anda Anadolu'da, köylerde okullarda öğretmenlerin daha temel problemleri çözemediğimiz için eğitim öğretime sırası gelmiyor ki. Okul yöneticilerimizin tamirattan, tadilattan eğitim boyutlarını unutmak zorunda kalmaları gibi. 
 
DERSANELERİN VARLIK SEBEBİ ÖĞRETMENLERİN BAŞARISIZLIĞI DEĞİL!
 
Başbakan dersanelerin kaldırılacağını söyledi. Sizce dersaneler kalkmalı mı, kalkarsa ne olur?
 
Önce dersaneleri var eden sebeplere bakmak lazım. Milli Eğitim Bakanlığı'nın başarısızlığı sonucu dersanelerin ortaya çıktığı gibi bir algı var. Buna kesinlikle katılmıyorum. Dersanelerin varlık sebebi Milli Eğitim öğretmenlerinin başarısızlığı değildir. Dersanelerin varlık sebebi Milli Eğitim Bakanlığı'nın uygulamış olduğu sınav sistemidir. Sınav olduğu sürece aldığınız eğitim ne kadar kaliteli olursa olsun, yanınızdakinden bir adım öteye geçebilmek için farklı arayışlara girmek durumundasınız. 
 
Eğitim problemlerini çözmüş, sitemini oturtmuş bir devlette dersaneler olmasa ne olur? Hiç bir şey olmaz, çocuklar hafta sonu rahat eder.  Ancak dersaneleri kapatacaksak bunun yöntemi "kapatın!" şeklinde bir talimat mı olmalıdır başka yöntemlerle mi kapatılmalıdır? Biz diyoruz ki; dersaneleri kapatın demenin riskleri var. 
 
ÖZEL DERS SEKTÖRÜ PATLAR!
 
Öncelikle dersanelerin varlık sebebini ortadan kaldırmak lazım. Sınav sistemini kaldırırsınız, millet sizin oluşturacağınız yönlendirme sistemine güvenir dolayısıyla kimse çocuğunu kucaklar dolusu para ödeyerek dersaneye göndermez. Kendiliğinden, talep yetersizliğinden dersaneciler kendi kendilerini kapatırlar. Yok siz sınav sistemini kaldırmazsanız, objektif geçiş kriterlerini oluşturmazsanız  ne olur? Dersanelerin kapısına talimatla kilidi vurdunuz. Dersanelerin hepsi yeraltına iner, özel ders sektörü patlar. Yeraltına inmiş bir dersanecilikte kontrol edemeyeceğiniz güvenlik sorunları ortaya çıkar. Çocuklarımız art niyetli insanlara, kurda kuşa yem olabilir. 
 
Özel ders sektörü patlar, veliler dersanelere verdikleri paranın kat be kat fazlasını özel hocalara vermeye başlar. 
 
İkincisi özel dersanelerden almış olduğu vergilerden devlet mahrum kalmış olur. Yer altında yapılır ama devletin yanına kar olan vergi alamamak olur. Bu defa devletin tutup benzine, başka şeylere zam yapması gerekir o vergi kaybını tolere edebilmesi için. 
 
150 BİN PERSONEL DAHA İŞSİZ KALACAK!
 
Üçüncüsü, şuanda eğitim fakültesi mezunlarının tamamı öğretmenlik yapamıyor. Yüzbinlerce eğitim fakültesi mezunu öğretmen olamazken siz dersanelerde çalışan 150 bin personeli bu topluluğun içine dahil edersiniz. İşsizliği bir kat daha artırırsınız. 
 
Şuanda Türkiye'deki dersanelerin fiziki açıdan kaçta kaçı özel okul olabilir? Bu oran yüzde 20'yi 30'u geçmez. Bu iş sadece zincir dersanelerin işine gelir. Zincir desaneler bir şekilde özel okullaşır olacak gariban, küçük işletmeciye olur. Peki Türkiye'nin şu anda özel okula ihtiyacı var mı? Özel okullar zaten yüzde 50 doluluk oranıyla çalışıyor. Mevcut özel okullarımız bile dolu dolu kullanılmazken bu kadar daha özel okul kursanız ne yapacaksınız?
 
HANGİ HOLDİNG SAHİBİNİN ÇOCUĞU DERSANEYE GİDİYOR?
 
Desaneleri kapatmak garibanın işine gelir mi gelmez mi Anadolu'da çıkıp 50 kişiye sorsanız zaten doğru cevabı alırsınız. Zaman zaman "garibanı dersaneye para vermekten kurtaracağız" şeklinde beyanatlar oluyor. Dersaneler garibanlara çalışıyor zaten. Hangi holding sahibinin çocuğu dersaneye gidiyor ki? Özel ders alamayan, özel okullara gidemeyen, özel üniversitelerde okuma ihtimali olmayan çocuklar gidiyor dersaneye. Dersaneler kapatılırsa garibanın elinden o fırsatı da şu an için almış olurlar. 
 
memurhaber.com

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum