1. HABERLER

  2. MEB PERSONEL

  3. EK DERS ÜCRETİ VE ALİCENGİZ OYUNLARI
EK DERS ÜCRETİ VE ALİCENGİZ OYUNLARI

EK DERS ÜCRETİ VE ALİCENGİZ OYUNLARI

EK DERS ÜCRETİ VE ALİCENGİZ OYUNLARI

A+A-

 

Okullar açıldı, her yıl olduğu gibi öğretmenler arasında bir ek ders velvelesi koptu. Haklı olarak ek ders ücretlerinin tam olmasını istiyorlar. Çünkü fakülte mezunu olup da memur olarak devlette çalışan kesim içerisinde en az maaşı alan öğretmenlerdir.
 
Okullar açıldı, her yıl olduğu gibi öğretmenler arasında bir ek ders velvelesi koptu. Haklı olarak ek ders ücretlerinin tam olmasını istiyorlar. Çünkü fakülte mezunu olup da memur olarak devlette çalışan kesim içerisinde en az maaşı alan öğretmenlerdir. 
Bu en az maaşa talim etme konusunun esbabımucibesinin ne olduğuna dair pek çok kimsenin aslında net bir fikri yoktur. Ben de yıllarca buna siyasal ve ekonomik gerekçeler buldum kendimce ama gerçeği sendika yöneticisi olarak Ankara’da MEB bürokratları ve Maliye Bakanlığı bürokratlarıyla muhatap olduğumda öğrendim. MEB bürokratlarının bu maaş ve ücret konusunda hiçbir etkisi ve yetkisi olmadığı gibi, Maliye Bakanlığı bürokratlarının nerdeyse onların amiri pozisyonunda olduğunu gördüm.
 
Öğretmen maaşının düşük olmasının sebebi basit bir matematik hesabından geçiyor. 
 
Maliye Bankalığı, bütçeyi hazırlarken bütün memurların maaşlarını ve yan ödeneklerini hesaplayıp personel gideri olarak bütçeye koyuyor. İşte bu bütçe hesabında, öğretmenlerin eline geçecek miktar, bütün öğretmenler ek ders ücretlerini tam alıyormuş gibi hesaplanıyor. Bundan dolayı öğretmenlerin esas maaşları düşük oluyor. Üzerine ek ders ücretinin tamamını koyunca aşağı yukarı diğer fakülte mezunu memurların maaşlarına eşit hale geliyor. Maliye Bakanlığı bürokratları böylece kendilerine göre çalışanlar arsında dengeyi sağlamış oluyorlar. Tabi bu arada, Milli Eğitimde öğretmen harici personel de bundan payını alıyor ve onların da maaşları öğretmenlere orantılanarak düşük hesaplanıyor ve hatta fazla mesai ücreti diye bir kavramı bile bilmiyorlar.
 
Şimdi burada iki sorun var.
 
Birincisi; öğretmenin ek ders ücreti komik bir rakam. Bu işi belirleyen bürokrata verseler bu parayı, değil 30-40 kişilik sınıfa bir saat ders anlatmak, kendi çocuğuna bile bu paraya bir saatini ayırmaz. Buna rağmen geçim sıkıntısı içerisindeki öğretmen, “hiç yoktan iyidir” diye razı oluyor. Oysa dünyanın her tarafında bir çalışan, normal mesaisi haricinde çalıştığı her saat için fazla mesai ücretini, normal ücretinden %50 zamlı alır. Normal ücret ise, aylık maaşının yasal olarak belirlenen bir aydaki çalışma saatine bölümüyle hesaplanır. Bu prensip Türkiye’de işçiler için de geçerlidir. Bu kural ve hak kanunlarla güvence altındadır.
 
Peki, bu prensip öğretmenlere neden uygulanmaz? Bu ek ders ücretinin kıstası nedir? Miktarını kim, neye göre belirliyor, belli değildir. Uydurma katsayılar, oranlar, rakamlar kimseyi ikna etmeye yetmez maalesef.
 
Oysa öğretmenin aylık maaş karşılığı gireceği ders sayısı bellidir. Ele geçen maaşı aylık ders sayısına bölersek, çıkan rakam bir saatlik ders ücretidir. Bunun %50 fazlası da ek ders ücreti (fazla mesai) olmalıdır. Var mı bu hesapta bir yanlış?
 
Gelelim ikinci ve öğretmenleri çıldırtan, huzurunu kaçıran soruna…
 
Öğretmen zaten üç kuruşluk ders ücretine razı olmuşken, bazı idarecilerimiz bu ders ücretini kesmeyi, eksiltmeyi, öğretmene mümkün olduğunca az ek ders ücreti vermeyi marifet ve hatta devleti korumak zannediyorlar.
 
Yahu, zaten Maliye Bakanlığı bu öğretmenin devlete maliyetini hesaplarken, ek ders ücretini de eksiksiz alacağını düşünerek hesap yapıp bunun karşılığını bütçeye koymuş durumdadır. Sırf bunun için, öğretmelere diğer fakülte mezunlarından daha az maaş tespit etmiştir.
 
E peki, sayın idareci, sayın müdür sana ne oluyor? Sana düşen şey, öğretmenin alabileceği maksimum ek ders ücretini, bütün mevzuatı zorlayarak son kuruşuna kadar ödemeye çalışmak olmalı değil mi?
 
Sayın idareciler siz işveren değilsiniz. Sizler de öğretmenler gibi maaşını aynı yerden alan çalışanlarsınız. Asli göreviniz öğretmenlere patronluk etmek değil, onların rahatça çalışabileceği ortamı hazırlamaktır. Yani devlet işveren pozisyonunda bir tarafta, siz de diğer öğretmenler gibi çalışan tarafındasınız. Oturduğunuz yerle masanızın önü arasında, devletle çalışan arasındaki fark gibi bir fark görüyorsanız eğer, bu arızalı bir kafa yapısıdır. Ayrıca bu ek ders ücreti konusunu öğretmenlere karşı bir koz, hatta tehdit unsuru olarak kullanıyorsanız, arızalı bir kafa yapısının ötesinde bir durumdasınız demektir.
 
Devlet, öğretmene alabileceği maksimum ücreti takdir etmiş ve bütçeye koymuşken, kendisini patron sanarak durumdan vazife çıkarıp öğretmenin ücretini eksiltmeye çalışan veya baskı unsuru olarak kullanan idareciler mutlaka tedavi ve rehabilite edilmelidir.
 
Mustafa KIZIKLI

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum