1. HABERLER

  2. MEB PERSONEL

  3. Halkın Parası Özel Okul Kuracak Dershanelere Dağıtılacak!
Halkın Parası Özel Okul Kuracak Dershanelere Dağıtılacak!

Halkın Parası Özel Okul Kuracak Dershanelere Dağıtılacak!

Halkın Parasını Özel Okul Kuracak Dershanelere Dağıtmak!

A+A-

Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `İşte Başbakan Erdoğan’ın Dahiyane Çözümü: Halkın Parasını Özel Okul Kuracak Dershanelere Dağıtmak!` başlıklı açıklama metnidir.
 

 

Başbakan Erdoğan`ın son günlerde dershanelerin kaldırılmasına ilişkin yaptığı açıklamalar önemli bir gerçeğin üstünü kapatıyor. Başbakan, halkın parasını özel okul kurmaları için dershanecilere dağıtacağını açıklıyor. Bunu yaparken de dershanelere karşı toplumdaki birikmiş öfkeyi kullanmaya çalışıyor ve şunları söylüyor:

"Dershanecilik olayını kaldıracağız. Bundan kim gücenirse gücensin, kusura bakmasınlar. Bu benim halkımın vatandaşımın ortak talebidir. Şunu soruyor haklı olarak, ‘Okullar niye var? Okul varsa dershane niye var?

Benim parası olmayan, gücü olmayan vatandaşım tabii dershaneye yavrusunu gönderemiyordu. Evinde davarı olan varsa onu satıyordu, kolunda bileziği olan varsa onu satıyordu. Çocuğunu dershaneye gönderiyordu. Şimdi bu adalet mi? Bunu biz nereye kadar savunabiliriz?

Ey dershaneciler, eğer bu ülkede eğitime, öğretime hizmet verecekseniz gel okul aç, okullar kur. Biz de sizden hizmet alımı yapalım, sizin sınıflarınızı öğrencilerle biz dolduralım. Bedeli neyse bunun bedelini biz verelim. Sizi açıkta bırakacak değiliz. Biz yatırımdan kurtulmuş oluruz, siz de hizmetinize aynen devam edersiniz."

Başbakan`a Soruyoruz: Halktan Aldığınız Vergiyi Devlet Okullarına Değil de Özel Okul Kurmaları İçin Dershanecilere Dağıtmak Adalet mi?

Velilerimizin dershanelere ödediği paraları kastederek "adil değil", "okullar niye var" diyen Başbakan Erdoğan`ın, kendi hükümetleri döneminde dershane sayısının iki katına çıkartılıp sosyal adaleti paramparça etmesinde, sınavlarla eğitim sisteminin enkaz haline getirilmesinde hiçbir sorumluluğu yokmuşçasına konuşması şaşkınlık vericidir. Çünkü eğitimin sınav odaklı hale gelmesiyle birlikte sınavlar, görece iyi bir geleceğin en önemli koşulunu oluşturmuştur. Sadece birkaç saatlik sınavların sonucuna göre bireylerin başarı değerlendirilmesi yapılması, ailelerin maddi ve manevi tüm güçlerini çocuklarının gelecekleri için seferber etmelerine yol açmıştır. İlköğretimden yükseköğretim ve sonrasına kadar sınav stresi altında ezilen, eğitim sistemi tarafından hayatlarını testler ve cevap anahtarları arasında yaşamaya zorlanan gençler bu sektörün dişlileri arasında aileleri ile birlikte ciddi bir mücadele vermektedirler. 

Yakın zamanda sınav sistemini eleştiren, gençleri tehdit eden; parasız eğitim isteyen, dershanelere karşı çıkan çocuklarımıza şiddeti reva gören Başbakan Erdoğan değil miydi? Dolayısıyla yapılmak istenenin, eğitimin niteliğini artırmak, gençlerimize kamusal, parasız eğitim hizmeti sunmak olmadığı açıktır. Yapılmak istenen, eğitim hizmeti alanına büyük şirketlerin kök salmasını sağlamak, eğitim hizmetini tamamıyla alınır satılır bir hizmet haline getirmektir. 

Eğitim sisteminde 4+4+4 ile yapılmak istenen değişikliklere paralel olarak gündeme getirilen dershanelerin özel okullara dönüştürülmesi projesi için, bilindiği üzere kamu kaynaklarının kullanılması düşünülmektedir. Yıllardır kamu okullarına yeterli kaynak aktarılmamasına rağmen okul müdürlerini özveriyle çalışmamakla suçlayan Başbakan`ın asıl amacı; her alanda yaptığı gibi eğitim alanında da "özel olan güzeldir" anlayışıyla hareket etmek ve uzun vadede kamu eğitimini tasfiye etmeyi amaçlamaktır. Bu zihniyetle, sosyal adaletten bahsetmek abesle iştigaldir. 

Başbakan`ın bu yöndeki açıklaması, piyasa sisteminin asli bir parçası olabilecek bir eğitim sistemi yaratılmak istendiğinin de en açık kanıtıdır. Ayrıca, bir taraftan özel okullardaki öğrenci başına ortalama 1500 TL teşvik ödemesinin yapılması planlanırken diğer taraftan halen 50 bin öğretmeni istihdam eden özel okulların sayısını artırarak, birkaç yıl içinde 250 binden fazla öğretmenin güvencesizliğe mahkum edilmesinin önü açılmak istenmektedir. Böylelikle ataması yapılmayan, işsiz öğretmenlerin güvenceli atama talebine karşı bir hamle gerçekleştirilmiş olacaktır. Aynı zamanda bu uygulama ile kamu görevlilerinin sosyal ve özlük hakları güvencesiz istihdam ile çevrelenmiş ve baskı altına alınmış olacaktır. AKP`nin hedefi eğitim hizmetini tamamıyla piyasalaştırarak öğrencilerin müşteri, öğretmenlerin de köle olduğu bir eğitim sistemini egemen kılmaktır.  

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.