• BIST 83.574
  • Altın 89,068
  • Dolar 2,3145
  • Euro 2,8405
  • Ankara 2 °C
  • İstanbul 9 °C
  • İzmir 3 °C
  • Konya 3 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Adana 11 °C
  • Trabzon 10 °C
  • Van 0 °C

MAHKEME KARARLARININ FARKLILIĞI VE YANLIŞ UYGULAMALAR

MAHKEME KARARLARININ FARKLILIĞI VE YANLIŞ UYGULAMALAR
MAHKEME KARARLARININ FARKLILIĞI VE YANLIŞ UYGULAMALAR

Mevzuatın yeterince açık olmadığından mı yoksa ön yargıların bizi etkilemesinden mi bilmem, aynı konuda farklı karar ve uygulamalara sebep olmaktadır.

A.A.Ü.T. İle İlgili Farklı Kararlar

Bilindiği gibi 659 sayılı KHK 02/11/2011 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten önce açılmış davalar için bazı idare mahkemeleri, diğer maddelerdeki hükümleri uygulamamış olmasına rağmen davacı aleyhine vekalet ücretine hükmederken bazı mahkemeler vekalet ücreti ödenmesi uygun bulmamaktadır.

Madde 11’de Adli uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli, uzlaşma ve vazgeçme yetkileri ile 12.maddede ise İdari uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli ve vazgeçme yetkileri düzenlenmiş ve uygulamadan davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı konusunun düzenlendiği 14.madde uygulamaya alınarak vekalet ücretine hükmedilmiştir.

 

659 sayılı KHK’nin 02/11/2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmeden önce açılan davalarda davacılar davayı kaybettikleri halde bazılarında A.A.Ü.T. uygulanmazken bazılarında uygulanmış olmasının hukuki yönünü merak etmekteyiz.

Bazen de emsal Danıştay kararlarını okuyoruz. Tetkik hakimi ve savcının görüşlerine aykırı karar çıkabilmektedir. Hatta aynı mahkeme kararlarında bazı hakimler bile görüş ayrılığına kapılıyorlar.

 

Bu Konuda Bazı Örnek Mahkeme kararları

1-Mardin İdare Mahkemesi E: 2011/1868, K:2012/256 nolu kararında 659 sayılı KHK’nın diğer düzenlemelerini dikkate almayarak, sadece davalı aleyhine olarak “kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 600,00 TL alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir. Yapılan temyiz başvurusunu Danıştay 2. Dairesi kabul etmemiştir.

2-Kocaeli 2. İdare Mahkemesi 29/02/2012 gün ve E.: 2010/1055, K.: 2012/159 nolu; 29/02/2012 gün ve E.: 2010/1056, K.: 2012/160 nolu; 29/02/2012 gün ve E.: 2010/1057, K.: 2012/161 nolu ve 29/02/2012 gün ve E.: 2010/1058, K.: 2012/162 nolu kararlarında; vekalet ücretine hükmedilmemiştir.

3-Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi’nin E.:2012/249, K.:2012/256 nolu kararında; vekalet ücretine hükmedilmemiştir.

Mahkemelerin olayları farklı yorumlamalarına bir de yöneticilerimizin okuduklarını anlamadıklarından mı desem; ön yargılarının direncine kapıldıklarından mı desem; nedense Yargı kararlarını uygularken yanlışlıklar yapılmaktadır. Yani her Türk filminde olduğu gibi burada da mutlu sona yani adalete ulaşmak kolay olmuyor. Kamu vicdanını rahatlatmanın önüne sayısız engeller çıkarılıyor.

 

Bu konuda bazı örnek Uygulamalar

1-Bir okul müdürlüğüne yapılan atamada değerlendirmeye alınmayan bir öğretmenin yaptığı itiraz üzerine davayı kazanıyor. Mahkeme kararı “davacının atamada değerlendirilmesi gerektiğine” hüküm veriyor. Fakat bir bakmışız il milli eğitim müdürlüğündeki atamadan sorumlu kişi önceki atamayı iptal ederek diğer kişinin değerlendirmesini yapmadan atamasını yapmıştır. Bu sefer de ataması iptal olan kişi dava açıp tekrar müdürlüğe geliyor. Sonunda adalet yerini buluyor ama gecikmeden kaynaklanan sıkıntılar çekenlerin zarar hanesine kalıyor.

2-Danıştayın 2008 yılında verdiği bir kararla Yönetmelikteki takdir puanı ve sözlü sınav yapılmasını iptal etmişti. Bunun üzerine yapılan işlemle 17 ay önce ataması yapılmış olanların atamaları 17 ay sonra iptal edildi. İptal gerekçesi ise şuydu: “Biz mahkeme kararını uygulamamış durumuna düşmeyelim. Eğer bunlar haklıysa mahkemeyle geri dönerler.” Yani bir mahkeme kararını uygulamama durumuna düşmemek için onlarca yeni dava açılmasını göze alıyorlar.

3-Bir ilimizde (a) ve (b) kişiler bir okul müdürlüğüne atanmak için başvurmuştur. Şartları tutmayan (a) kişinin atanması üzerine (b) kişi dava açmıştır. Müdürlüğe atanan (a), dava sürecinde istifa etmiş ve bu sürede, idare tarafından bir yanlış işlem daha yapılarak (c) kişinin ataması yapılmıştır. Dava sonucunda mahkeme (a) kişinin atamasını iptal etmiştir.

Mahkeme, atama konusu işlemi iptal ettiği zaman işlem doğmamış sayılmakta ve işlem öncesine dönmesi gerekirken; nedense kararın uygulanmaması yolu tercih edilmektedir.

 

4-İllerimizden birinde Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi müdür yardımcılığına; biri matematik öğretmeni diğeri mobilya ve iç mekan tasarımı öğretmeni olmak üzere iki öğretmen başvurmuştur.

Fakat ne hikmetse; alanı itibariyle öğretmen olarak atanılabilecek bir alan öğretmeni olmamasına rağmen mobilya öğretmeni tercih edilerek ve Komisyon tarafından da 5 ek puan verilerek atanmıştır.

Mahkeme mobilya ve iç mekan tasarımı öğretmeninin alanı itibariyle öğretmen olarak atanılabilecek bir alan öğretmeni olmamasına atıfta bulunarak karar vermiş ve mobilya ve iç mekan tasarımı öğretmeninin atama işlemini iptal etmiştir.

 

Atama Konusuna Niçin Gerekli Hassasiyet Gösterilmemektedir?

Mali konulardaki en basit hatada hata sahibi memura görevi kötüye kullanmaktan dava açılıp, kurum zararları kişilere ödettirilirken, atama konularında yanlış işlemler sonucu kurumlarını binlerce lira zarara uğratanlara her hangi bir işlem yapılmaması ne kadar adaletlidir. Bu da kurum amirlerinin çifte standartlarından biri değil midir?

 

Adalete biraz fazla önem vermenin kime ne zararı olabilir ki…

 

Ali COŞKUNER

Eğitim Yöneticisi

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2004 Türkiye Eğitim | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : turkiyeegitim@gmail.com | Haber Scripti: CM Bilişim