1. HABERLER

  2. MEB PERSONEL

  3. MEB’DE CUMHURİYETİN TASFİYE SÜRECİ DEVAM EDİYOR
MEB’DE CUMHURİYETİN TASFİYE SÜRECİ DEVAM EDİYOR

MEB’DE CUMHURİYETİN TASFİYE SÜRECİ DEVAM EDİYOR

MEB’DE CUMHURİYETİN TASFİYE SÜRECİ DEVAM EDİYOR

A+A-

652 Sayılı KHK ve bu KHK’ye dayanak alınarak birbiriyle bağlantılı olan Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Yönetmeliği ile Ders Kitapları Yönetmeliği aynı anda değiştirilmiştir. Cumhuriyetimizin tasfiyesinde araç haline getirilen Milli Eğitim Bakanlığı, gerçekleştirdiği bu değişikliklerle eğitimin piyasa koşullarına sunulmasında da önemli adımlar atmış bulunmaktadır.
Böylece 652 Sayılı KHK ile Milli Eğitim Bakanlığı görevleri arasında yer alan “Atatürk devrim ve ilkeleri doğrultusunda eğitim yapmak” bölümünün kaldırılmasıyla başlatılan süreç, MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Yönetmeliği’nde yapılan değişikliklerle sürdürülmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın, kuruluşundan itibaren politika belirleyici bir danışma ve karar organı olarak çok önemli işlevi olan Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın üye sayısı, 652 Sayılı KHK’ye dayanak yapılarak, 15’ten 10’a düşürülmüş, üyelerin eğitim alanından gelme zorunluluğu kaldırılmıştır. Kısacası eğitim biliminin merkezi olan Talim ve Terbiye Kurulu, yol geçen hanına dönüştürülmüştür.
Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’na verilen şu önemli görevler yeni yönetmelikle kaldırılmıştır:

-Gençleri Cumhuriyet esaslarına göre hazırlayacak ve okullarda milli terbiyeyi kuvvetlendirecek tedbirleri almak.(Madde 6/s,madde 16/i)
-Eğitim öğretim kurumlarında uygulanmakta olan programların Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun ihtiyaçları ilmi ve teknolojik gelişmeler ışığında değerlendirmek veya bunların ilgili birimlerce değerlendirilmesini sağlamak (17/10/2003 değişiklikle madde 15/b)
-Yurt dışındaki Türk çocuklarına uygulanmakta olan Türkçe ve Türk kültürü eğitim programlarını değerlendirmek ve geliştirmek veya bunlar için yeni eğitim program taslakları hazırlamak, Bakanlığın ilgili birimlerince hazırlanmış olanları incelemek, kurula sunmak, onaylanmış programların uygulamaya konulmasını sağlamak.(Madde 16/h)
-Azınlık ve yabancı okullarıyla özel kurs ve dershanelerde okutulması teklif edilen kitapları incelemek veya inceletmek ve sonucunu ilgililere duyurmak.17/10/2003 değişiklik madde 18/e)
-Bakanlık birimlerince hazırlanan eğitim-öğretimle ilgili kanun tasarıları ile tüzük, yönetmelik ve yönerge taslaklarına gerektiğinde Hukuk Müşavirliğinin de görüşünü alarak son şeklini vermek ve ilgili makamlara sunmak.(madde 6/h)
-Yabancı ülkelere gönderilen öğretmen ve öğrenciler için esas olacak öğretim planlarını incelemek.(Madde 6/j)

Önceki yönetmelikte, eğitim bilimlerinin farklı alanlarıyla ilgili işlevleri ve görev tanımları yapılan daire başkanlıkları, yeni oluşturulan grup başkanlıklarıyla ortadan kaldırılmıştır. Tamamıyla alanlarında uzman kişilerden oluşturulması yönetmelikle belirlenmiş olan daire başkanlıkları kaldırılırken, yerine oluşturulan grup başkanlıklarının görev ve yeterlilik tanımları yapılmamıştır. Milli Eğitim Bakanlığı gerçekleştirdiği değişikliklerde eğitimin ihtiyaçlarından ziyade kadrolaşmayı hedeflediğini bir kez daha kanıtlamıştır.
Talim ve Terbiye Kurulu’nun özerk yapısıyla, -tüm eksikliklerine rağmen- akla ve bilime dayalı önceki eğitim programlarımızın içerikleri, 2003 ve sonraki süreçte gerçekleştirilen operasyonlarla, boşaltıldı. İçerikler, bilimsellikten uzak, dinci, neo-liberal eğitim politikalarının gereksindiği yönde düzenlendi. Siyasi iktidar, teslim olduğu emperyalist güçlerin talebi olan, yeni nesilleri bilgisizleştirme, köksüzleştirme, kimliksizleştirme yolunda açıkça adımlar atmaktadır. Nitekim hazırlanan yönetmelikte bir tek Cumhuriyet, Atatürk ve Türk ulusu sözcüklerine rastlanmamıştır.
Talim ve Terbiye Kurulu’nun ulusal eğitimimizdeki stratejik konumu, eğitimle ilgili aldığı kararların tüm Türkiye coğrafyasında uygulanabilir olmasından ileri gelir. Türkiye coğrafyasında insan yetiştirme düzeninde rol alan Talim ve Terbiye Kurulu’nun, Bakanlığın uydusu olmaktan çıkartılıp özerk yapısının güçlendirilmesi gerekmektedir.
Bu değişikliklerle insan yetiştirme düzenimize müdahale süreci fiilen tamamlanmak üzeredir. Yine Milli Eğitim Bakanlığı’nın, 12 Eylül 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliği ile yürürlükte olan yönetmelik kaldırılmıştır. Yayımlanan yönetmeliğe göre artık ders kitaplarını inceleyen Öğretim Materyallerini Geliştirme, İnceleme Merkezi de kapatılmıştır.
652 Sayılı KHK ile Milli Eğitimin görevleri arasından Atatürk İlke ve Devrimleri ile Cumhuriyetin kazanımlarını çıkaran Bakanlık, aynı uygulamayı Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliği’nde de yapmıştır.
Önceki yönetmeliğin 6.maddesinin (b) bendi “1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda yer alan Türk Milli Eğitiminin Amaçlarında belirtilen Atatürk İnkılâp ve İlkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Türk Milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelerine dayanan demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek hükmüne, Türk Milli Eğitiminin Temel İlkelerine uygun olarak hazırlanır” biçimindeydi.
Burada temel amaç; Türk ulusuna Atatürk’ü unutturarak, ulusal kimliği yok etmektir. Yaşanan sivil anayasa tartışmalarını da düşünürsek, bu değişikliklerle Türkiye’nin etnik ve dini temelde bölünmesine zemin hazırlanmaktadır. Hiç kuşkusuz yeni yönetmeliklerle yapılan değişiklikler, anayasal bir suçtur.
Ders kitaplarının niteliğini belirten 6. maddenin birçok bendi kaldırılmış, diğer bentleri de kısmen değiştirilmiştir. Örneğin ( ç ) bendinde “Bilimsel ilke ve yöntemlere uygun olarak hazırlanır” denirken bu ifade “bilimsel hata içermez” şeklinde muallak bir duruma getirilmiştir.
Yine ders kitaplarının hazırlanmasına yönelik pek çok ölçüt ya değiştirilmiş ya da tümden yönetmelikten çıkarılmıştır.
Sekizinci maddenin birinci maddesi “ilgili yayınevi tarafından hazırlanacak ders kitabı, alan uzmanı/uzmanları, editör, dil uzmanı, görsel tasarım uzmanı, ölçme değerlendirme uzmanı, program geliştirme uzmanı, rehberlik veya çocuk gelişimi ve eğitim uzmanlarınca; dil, anlatım ve üslup; öğrenme, öğretme, ölçme de değerlendirme; teknik tasarım ve düzenlenme yönlerinden aşağıdaki hususlara göre hazırlanır” biçiminde iken “Hizmet birimi veya yayınevleri tarafından hazırlanacak ders kitabı içerik; dil, anlatım ve üslup; öğrenme, öğretme, ölçme ve değerlendirme; teknik, tasarım ve düzenlenme yönlerinden aşağıdaki hususlara göre düzenlenir” biçimine getirilmiştir.
Burada iki özellik hemen dikkati çekmektedir. Birincisi düzenlemeyi yapacak kişilerin açıkça söylenmemesi; ikincisi ise yayınevi ile birlikte hizmet biriminin söylenmesidir. Hizmet biriminden kasıt, Bakanlığın bir birimi mi yoksa piyasada oluşmuş bir birim mi belli olmamasıdır.
Yedinci madde olan “Ders kitaplarının sağlanma usulleri”nde de (a) bendi kaldırılarak Bakanlığın istediği yayınevi ile rahatça anlaşmasının önü açılmıştır. Yine yeni yönetmeliğin (c) bendine özel kesimce hazırlanmış derken eğitimdeki özelleştirmeye de vurgu yapılmaktadır. Sonuç olarak, AKP iktidarı eğitimi piyasa koşullarına sunmakta ve ulusal değerleri tasfiye etmekte kararlı görünmektedir. Eğitim-İş, AKP iktidarının ulusal ve kamusal eğitimi yok etmeye yönelik saldırı yasalarına karşı kararlılıkla mücadelesini sürdürecektir.

MERKEZ YÖNETİM KURULU
 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.