1. YAZARLAR

  2. Adil Gülmez

  3. Milli Devrimler Kadükleştirilemez
Adil Gülmez

Adil Gülmez

Adil Gülmez
Yazarın Tüm Yazıları >

Milli Devrimler Kadükleştirilemez

A+A-

FETÖ odaklı Türkiye’yi işgal girişimi kadük kaldı.

Kadük kimin eseri?

İşgalci hainleri kim başarısız bıraktı?

Daha açık söyleyelim, millet vatanına, bayrağına sahip çıkmaya yeltenmeseydi, korkudan pusup evine kapansaydı bu hain kalkışma akim kalır mıydı?

Bundan ne çıkacağı açık değil mi?

En bariz netice: Hâkimiyet Milletindir. İtirazı olan var mı?

Hâkimiyet Milletindir, sözü her şey yedi kudretinde olan Allah’ın hükümferma olmasına mugayir değildir. Zira bu muazzez millet bu yetkisini Allah’tan alıyor ve onun adına kullanıyor. Bu cevap, ciheti diniyeden gelebilecek itiraza cevap teşkil eder.

Ciheti dünyeviye ise “Hâkimiyet Milletindir” sözünü hep özel amaçları için kullanageldi.

Hâkimiyetin millete ait olduğunu iddia edenler her türlü plan ve programlarını icraat safhasına geçirirken bu konuda millet ne der diye sormalıydılar ama sormadılar, hala da sormaya niyetleri yok. Oysa 15 Temmuz ihanetine karşı çıkan bu millet bir anlamda “yeter artık, hâkimiyet milletindir” demiş oldu.

Yani 15 Temmuz artık bir milattır ve bu ülkede millete rağmen bir şey olmayacaktır. İşgal girişimini karşı darbe ile bastıran bu muazzez millet liderleri Recep Tayyip Erdoğan’ın askeriye üzerindeki tüm düzenlemelerini onaylıyor ve uygulanmasını istiyor. 15 Temmuz gece yarısına kadar bir işgal kalkışması olan bu girişi 16 Temmuz’un ilk saatlerinden itibaren bir Milli Darbe’ye evirilmiştir. Hükümetin 16 Temmuz’dan bu yana aldığı tüm kararlar bir Milli Devrim niteliğindedir.

***

 

Bir örnek verelim:

Askerî Liselere Giriş Sınavı 2000 yılından beri ÖSYM tarafından yapılmaktadır. Sınavla her yıl askerî okullara 1.040 öğrenci alınıyor.

Adaylara 30 matematik, 30 Türkçe, 15 Sosyal ve 25 Fen sorusu soruluyor.

2000-2016 yılları arasında ALS sınavları ve sınava girip kazananlar incelenmiş.

2000 yılından itibaren yıl yıl sınavda 30 matematik sorusunun tamamını doğru cevaplayan öğrenci sayısı şöyle;

2000: 30
2001: 35
2002: 60
2003: 52
2004: 234
2005: 168
2006: 491
2007: 274
2008: 191
2009: 150
2010: 1214
2011: 642
2012: 717
2013: 262

Ve 2014’e geldik. Yani 17 ve 25 Aralık’tan sonraya.

2014: 2
2015: 0
2016: 4

Rapor 2000-2013 yılları arasındaki sınavlarda soruların önceden dağıtıldığını 2014-2016 arasındaki sınavlarda ise bir kopya vakası olmadığını gösteriyor.

Rapordan bir cümle; “Pek çok aday organize bir biçimde belli özel okullardan toplu olarak ALS'ye sokulmuş ve başarılı olmuşlardır.’’

Rapora göre 2000-2013 yılları arasında ALS ile TSK’ya giren adayların %97’si FETÖ mensubudur.

Askerî okullar işte bu yüzden acilen kapatıldı...

***

 

 

Yapmayın, etmeyin, yazık olur, orduyu zayıflatırsınız diyenler acaba hâkimiyetin millete ait olduğunu içlerine ne kadar sindirebiliyorlar?

Bakıyorsunuz 28 şubat sürecinde malum meczuba tv ekranlarında “askerler bir içtihatta bulunmuşlardır, hata etmişseler bile sevap kazanırlar” dedirten kişiler o gün deruhte etmekle yükümlü oldukları vazifelerine elan devam ediyorlar. Bunlardan biri tam haddini bilmezlik örneği sergileyerek terbiyesizce ifadeler kullanarak şöyle yazmış. Bu küstahça ifadelere yer verdiğim için okurlarıma hususi özrümü beyan ederim.

“Ordunun yönetimi bu düzenlemeyle bütünüyle siyasi iradeye bağlanıyor.

Sivil iradenin üstünlüğünü orduya hissettirirken:

·         Cumhurbaşkanı başkanlığa gerek kalmadan, fiilen bu alanda da, tek seçici konumunda.
 

·         Başbakan yardımcıları, Adalet, İçişleri ve Dışişleri Bakanları Yüksek Askeri Şûra üyesi olarak, askeri kararlardan teknik olarak ne kadar anlar?
 

·         Bu düzenleme ile ordu Türkiye’nin savunmasında şimdi daha mı güçlü hale geliyor?

Çok tartışmalı. Kimseye danışmadan, yine “ben yaptım, oldu” mantığı.

Erdoğan ve HDP

Bunun dışında, dünkü önemli gelişme…

İki bine yakın hakaret davası açıyor Tayyip Erdoğan. Siyasilere, gazetecilere ve sıradan yurttaşlara, şimdi jest olarak, o davaları geri çekiyor. Olumlu bir tavır. Yine bir eksik var.

HDP’ye dönük açtığı davalardan vazgeçmiyor. Yazık.

Üstelik geri çekerken, verdiği dilekçede günümüz açısından geçerli gerekçeler sıralıyor:

“Milletin asgari müşterekte buluşması, birlik ve beraberliğimizin tahkim edilmesi, siyasi hayatta asgari nezaketin tesis edilmesi için...

(...) Fikirlerimizin farklılığı zenginliğimizdir.”

HDP’yi dışlayarak, “millet asgari müşterekte” nasıl buluşacak? “Birlik ve beraberliğimiz nasıl tahkim edilecek?”

“Farklı fikirlerin zenginliği” nerede?

Erdoğan 15 Temmuz darbe girişimi sonrası siyasi parti liderlerini Saray’a davet ederken, HDP’yi yine dışlıyor.

Yanlışta ısrar ediyor.”

***

 

Meslekte aksakal kabul edilebilecek bir yazar bu ifadeleri T24 sitesinde yazmış. Bu yazıları okuduğumda ben çok şaşırdım, sizin de benzer duygular içinde olacağınızı zannediyorum. İnşallah sevdikleri teröristlerle haşr olurlar öbür alemde. Kişi sevdiğiyle beraberdir fehvasınca.

 

Hükümet yürürlüğe koyduğu düzenlemelerle darbe kalkışmasını bir ritüel haline getiren fasit yapıyı ıslah etmeye çalışıyor. Hepsi bu.

Bu düzenlemelere karşı çıkmak işgal kalkışmasına darbe vuran milli güçlerin darbesini kadük kılmaya çalışmak demektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.