1. HABERLER

  2. MEB PERSONEL

  3. Mustafa Kır "Zam Dosyası"nı açtı
Mustafa Kır Zam Dosyasını açtı

Mustafa Kır "Zam Dosyası"nı açtı

“ZAMLAR MEMURUN ALIM GÜCÜNÜ SIFIRLAMIŞTIR”

A+A-

Turkiyeegitim.com - MEMUR-SEN ANKARA İL BAŞKANI VE EĞİTİM-BİR-SEN 1 NOLU ŞUBE BAŞKANI MUSTAFA KIR’IN ‘ZAMLAR MEMURUN ALIM GÜCÜNÜ SIFIRLANMIŞTIR’ BAŞLIKLI YAZILI BASIN AÇIKLAMASIDIR.22.10.2012
 
“ZAMLAR MEMURUN ALIM GÜCÜNÜ SIFIRLAMIŞTIR”
 Hükümet memur zammını yaşanan gerçeklere göre değil, bir sonraki yılın tahmini enflasyon rakamlarına göre hesaplamaktadır.
  Bilindiği üzere yıllık memur maaş artışları hesaplanırken gelecek yılın tahmini enflasyon rakamı dikkate alınmaktadır. Düşük gösterilen tahmini enflasyon rakamı ile hem memur maaşlarına daha az zam yapılma imkânı bulunmakta hem de tahmini enflasyon rakamının 1 veya 2 puan üzerinde yapılan zam dolaysıyla memura enflasyonun üzerinde refah payı verildiği iddia edilmektedir.
 

İşte hükümetin 2012 yılı için tahmini enflasyon rakamını %6,5 olarak açıklaması hem memur maaşına daha az zam yapma, hem de kamu görevlilerini enflasyona ezdirmeme iddiasına bir kılıf olmaktan öte geçmemektedir. Esasen geçmiş yıllara ait enflasyon rakamları incelendiğinde hükümetin tahmini enflasyon hedef rakamı ile gerçekleşen enflasyon rakamı arasında yüzde yüzlere varan bir sapma meydana geldiği görülmektedir. Durum böyle olunca tahmini enflasyon artışının düşük gösterilmesindeki tek amaç yıllık memur maaş artışlarını düşük tutmak için göz boyamadan ibaret kalmaktadır.
 

Bilindiği üzere yetkili sendika Memur-Sen’in 2012 yılı % 16’lık memur maaş zam teklifi toplu sözleşme masasında kamu işveren kurulu tarafından kabul görmemesi üzerine toplu sözleşme uyum yasası gereği devreye giren Kamu Hakem Heyeti tarafından 2012 yılı memur maaş zammı   % 4+4, 2013 yılı ise % 3+3 olarak belirlenmiş,666 Sayılı KHK gereği ek ödeme kapsam alanı dışında tutulan öğretmen, akademisyen ve diğer çalışanlara verilmesi beklenen ek ödeme ise verilmemiştir. Ancak Maliye Bakanlığının 2012 yılı Vergi Usul Kanunu kapsamında bulunan vergilerdeki artışa ilişkin değerleme oranını % 10.26,  bazı vergi harçlarının yeniden değerleme oranını ise % 11 ila %15 olarak belirlemesi, pasaport gibi değerli kâğıtlara % 15 oranında zam yapılmasının ardından yılın 9 aylık dönemi içinde doğalgaza 29,3 Elektriğe % 21,Mazota %13,5,benzine %13,kömüre % 9,5 zam yapılması enflasyon için tahmin edilen hedefin şimdiden % 100 ün üzerinde sapma olacağını gösterdiği gibi kamu çalışanlarının enflasyona ve faize ezdirildiğinin açıkça ispatıdır.
  

Kamu çalışanlarına yılda 2 dilim halinde yapılan memur maaş zammın gerçekte bir dilimi yansımaktadır. Çünkü vergiye tabi olan matrahın 7 bin 8 yüz TL olarak düşük tutulması maaş ve ücretlerin bu rakama ulaşmasından sonra  % 15, % 20 oranında vergi alınması sebebiyle yılın ikinci yarısına varmadan verilen zammın kat kat fazlası çalışanların cebinden ustaca geri çekilmekte, diğer bir dilimi ise üst üste yapılan zamlar vasıtasıyla dolaylı yoldan geri alınmaktadır.
 

Kamu çalışanları arasında adalet ve eşitliğin sağlanması amacıyla çıkarılan 666 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile farklı bakanlıklarda aynı unvanla çalışan ve aynı işi yapan kamu görevlilerinin maaşları eşitlenmek suretiyle güya eşitlik ve adalet sağlanmış gibi görünse de bazı kurum ve kuruluşların bu eşitlemenin dışında tutulması suretiyle yeni imtiyazlı kurum ve kuruluşların oluşması sağlanmıştır.
 

Aslında böyle imtiyazlı kurum ve kuruluşlar oluşturmak ve buralarda çalışanların maaşlarına yüksek oranda zam yapabilmek için 666 Sayılı Kanun Hükmündeki kararname gereği yapılan iyileştirme ile dar ve sabit gelirli kamu görevlilerinin dudaklarına bir parmak bal çalınmıştır. Kısaca Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti milli gelirin pay edilmesinde, kamu görevlilerinin maaş ve ücretlerinin belirlenmesinde adaletli davranmamıştır. Bu dönemde de az alana daha az çok alana daha çok verme ilkesi yine bozulmamıştır.
 

İster istemez insanın aklına şöyle sorular gelmektedir. Hükümetlerin istedikleri kesime istedikleri gibi devlet malını pay etme hakları var mıdır? Devlet malı ile bazı kesimleri imtiyazlı sayıp, onların lüks ve refah içinde yaşamalarını sağlarken, bazı kesimleri yok saymanın ve bazı kesimlere ise sadece koklatmanın Allah katında bir vebali, bir sorumluluğu yok mudur? Bu davranış kul hakkına girmez mi? Girerse bu hak nasıl ödenir ve bu vebalin altından nasıl kalkılır?
 Şu anda 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması (açlık sınırı) 914,14 lira iken, gıda harcamasıyla birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarını ifade eden  (yoksulluk sınırı)  3 bin 91 lira TL’dir. Görülüyor ki kamu çalışanlarının büyük bir bölümü açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verirken başta Milletvekilleri ve TBMM çalışanları olmak üzere Üst Kurullar ve bazı imtiyazlı kuruluşların çalışanları lüks ve refah içerisinde yaşamaya devam ederken, yıllık enflasyonu % 6,5 olarak tahmin edip yapılan  % 4+4 memur zammını enflasyonun üzerinde göstermek ise dar ve sabit gelirli kamu çalışanlarını hesap kitap bilmez keriz yerine koymaktır.
  

Ülke gemisi batsa bile bu imtiyazlı kesimin gemisi her dönemde su almıyor. Ülke ekonomik krize girse de, kriz onlara asla işlemiyor. Yunanistan’ın batması, İspanya’nın çökmesi dar ve sabit gelirli memura yapılacak iyileştirmeyi olumsuz yönde etkilese de onlar bu olumsuzluktan asla etkilenmiyor. Memur maaşlarına yapılan 1 puanlık artış kamu maliyesinde onarılması güç sorunlar açsa da bu imtiyazlı kesimin maaşlarına % 60 oranında yapılan zamlardan etkilenmiyor. Devlet çarkı sürekli bu imtiyazlı kesimin lehine dönmeye ediyor.
  

Hükümet iş başına geldiğinde kamu görevlilerinin yüzünü güldürmek için 3 yıllık süre istiyordu.  Üçüncü üç yıllık süreyi aştığımız şu noktada dar ve sabit gelirli memurun yüzü bir türlü güldürülemiyor. Memurun yüzünü güldürme konusundaki belirsizlik ise hala sürüyor. Ancak belirli olan bir şey var ki oda deyim yerinde ise ‘ ‘aynı tas ve aynı hamam’ın devam ettiğidir. Değişen bir şey yok. Değişin tek şey tellaklar.
 

Bütçe açıklarını kapatmak için yine elektriğe, doğalgaza, akaryakıta temel gıda ve ihtiyaç maddelerine zam yapılıyor. Yine bütçe açıklarının kara delikleri KDV ve ÖTV artırılarak kapatılma yoluna gidiliyor. Bütçe açık verdikçe dar ve sabit gelirli memurun maaşı yine kısılıyor. Ekonomik göstergelerin faturası yine onlara kesiliyor. Hükümetin fazla zam veremedik ama memuru enflasyona da ezdirmedik sözü de tabir caiz ise laf-u güzaf tan ibaret kalıyor.
  

Art arda yapılan zamlar karşısında dar ve sabit gelirli memurlar aile geçimini sağlamakta zorlanıyor. Memurun aile gemisi su alıyor. Yapılan maaş artışı yiyecek, giyecek, kira, eğitim, sağlık, ulaşım, doğalgaz, elektrik, su, haberleşme, gibi temel gıda ve ihtiyaç maddelerine yapılan zamlar karşısında anlamsız hale geliyor. Memur adeta borç batağında boğuluyor. İhtiyaçlarını karşılayamadığında kurtuluş için sarıldığı kredi kartları birçok memur ailesinin dağılmasına, birçok memurun da intiharına sebep oluyor.
 

Art arda gelen zamlar memurun alım gücünü sıfırlamıştır. Halkın enflasyon hesabı ile hükümetin enflasyon hesabı arasında büyük farklar oluşmuştur. Hükümet buna göre tahmini enflasyon rakamını yeniden revize etmeli kamu çalışanları için 2013 yılında ön görülen maaş zammını tekrar gözden geçirmelidir. İmtiyazlı kurum ve kuruluşlara son verilmeli merkezi bütçeden maaş alan tüm çalışanların maaşlarında adalet ve eşitlik sağlamak amacıyla yeni bir düzenleme yapma yoluna gidilmelidir. Böyle bir düzenlemenin yapılması ülke insanımızın huzur ve refahı, çalışma barışının sağlanması açısından çok çok önemlidir.

mustafa-kr19@hotmail.com

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.