1. HABERLER

  2. MEB PERSONEL

  3. TÜRK EĞİTİM-SEN YÜZLERCE ÖZÜR GRUBU MAĞDURU İLE MEB'İ İNLETTİ
TÜRK EĞİTİM-SEN YÜZLERCE ÖZÜR GRUBU MAĞDURU İLE MEBİ İNLETTİ

TÜRK EĞİTİM-SEN YÜZLERCE ÖZÜR GRUBU MAĞDURU İLE MEB'İ İNLETTİ

TÜRK EĞİTİM-SEN YÜZLERCE ÖZÜR GRUBU MAĞDURU İLE MEB'İ İNLETTİ

A+A-

Türk Eğitim-Sen eş durumu, sağlık, öğrenim özrü, il içi, il dışı yer değiştirme mağdurları için Milli Eğitim Bakanlığı önünde eylem yaptı.

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikaların genel başkanları, İlksan Başkanı Tuncer Yılmaz, Türk Eğitim-Sen Genel Merkez Yöneticileri, Türk Eğitim-Sen Şube Başkanları ve şube yönetim kurulu üyeleri, eşinden, çocuklarından ayrı olan, ailesi parçalanan, sağlık sorunları yaşamasına rağmen tayin isteyemeyen, öğrenim özrü hakkı elinden alınan, 4+4+4 eğitim sistemi nedeniyle oluşan norm kadro fazlalıklarından dolayı tayin hakları tırpanlanan, il içi ve il dışı tayin hakkı gasp edilen, il ve ilçe emrinin kaldırılması nedeniyle mağdur olan öğretmenler ve onların aileleri Bakanlık önünde Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’i protesto etti.

Eşleri, anne-babaları, bebekleri, çocukları ile eyleme katılan yüzlerce öğretmen “Vur Vur İnlesin Başbakan Dinlesin”, “Zalim Bakan İstemiyoruz”, “Yalancı Bakan İstemiyoruz”, “Dinçer İstifa”, “Analar Hasret Çocuklar Yetim”, “Tayin Hakkımız Engellenemez”, “Eş durumu açılımı istiyoruz” şeklinde sloganlar attı; Dinçer’i alkışlarla, ıslıklarla ve yuh çekerek protesto etti.

Bir konuşma yapan Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk şunları söyledi: “Bugüne kadar bu kadar vicdanı zayıf bir Milli Eğitim Bakanı görmedim. Bize Hüseyin Çelik'i, Nimet Çubukçu'yu  aratan bir Bakan var. Yüreği bu feryatlar karşısında hiç titremeyen, inatla benim yaptığım doğru diyerek bütün öğretmenleri rezil eden, çocuğundan, eşinden ayıran bir Milli Eğitim Bakanı var. Buraya sesimizi Ömer Dinçer’e duyurmaya gelmedik, o bizi duymuyor. Başbakanın yüreğini titretmeye geldik. Sayın Başbakanın yüreğine sesleniyorum: Sayın Başbakan o kadar çocuğun var. Bir tanesinden vazgeçebiliyor musun? Annen vefat etti. Allah rahmet eylesin. Hala yüreğinde acısını yaşıyorsun. Bizim annelerimiz, babalarımız ana baba değil mi Sayın Başbakan? Bakın burada annelerimizin gözyaşları sel olmuş akıyor. Çocuklarına hasretler. Evlatları ile birlikte olmak ve hizmet üretmek istiyor. Çok şey mi istiyorlar? Sayın Başbakan biz buraya siyasi, ideolojik amaçla toplanmadık. Ama emin olun Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer o makamda olduğu sürece Adalet ve Kalkınma Partisi perişan olacaktır. Getirdiğiniz 4+4+4 sistemi dert+dert+dert sistemi haline gelmiştir. 30 bin sınıf öğretmeni şu anda norm kadro fazlası. Yani boş oturan, öğrencisi olmayan öğretmen durumuna düştü. Ömer Dinçer, 'bir tane bile sınıf öğretmeni norm kadro fazlası olmayacak. Sınıf öğretmenleri 5. sınıflara girmeye devam edecek' demişti. Oldu mu? Mağdur olanlar sadece sınıf öğretmenleri değil. Bütün öğretmenler şu anda sıkıntı içerisinde. Söylediklerinin hepsi yanlış çıkan, doğru olmayan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer hala sırça köşkünde oturmaya devam ediyor. Esasında hiçbir şey bilmeyen Milli Eğitim Bakanı ‘bir yılda 50 bin öğretmen eş durumu nedeniyle yer değiştiriyor’ diyor. Böyle bir Bakan olur mu? Bir yılda kaç kişinin eş durumundan bugüne kadar yer değiştirdiğinden haberi olmayan, basını ve kamuoyunu aldatan, açıkça yalan söyleyen bir Milli Eğitim Bakanı olur mu?  Bakan özel sektörde çalışanlara eş durumundan tayin hakkı vermeyecekmiş. Peki özel sektör çalışanları bu ülkeye vergi ödemiyorlar mı, hizmet üretmiyorlar mı? Neden onları ikinci sınıf vatandaş gibi değerlendiriyorsun? Bu ülkenin bir Bakanı özel sektör çalışanlarını ikinci sınıf vatandaş olarak görebilir mi? Sayın Başbakan siz buna izin veriyor musunuz?”

 

Genel Başkan Koncuk, Van depremi sonrasında tayin isteyen eğitimi çalışanlarına Bakan Dinçer'in ''olur vermemesine'' karşın Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın tayin isteyen sağlıkçılara ''olur verdiğini'' hatırlatarak ''O da bakan, Bu da bakan, farkı görün'' dedi.

Koncuk sözlerini şöyle sürdürdü: “Kanser hastası tayin isteyemiyor. Öğrenim özrünü özür grupları içinden çıkardılar. Akademisyen bir Bakan öğretmenlere ‘yüksek lisans yapma, doktora yapma, bu ülkenin ihtiyacı yok’ diyor. Böyle bir Bakanlık yönetme anlayışı olabilir mi? Bu şarkı burada bitmez. Sorun çözülmezse on binlerce öğretmenle Ankara’yı inletiriz.”

Daha sonra Genel Başkan Koncuk ile mağdur öğretmenler bir süre MEB bahçesinde oturma eylemi yaptı. Eylem olaysız sona erdi.

          Basın açıklamasının tamamı şu şekildedir:

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk’un özür grubu, il içi ve il dışı yer değiştirme mağdurları ile ilgili yaptığı basın açıklamasıdır.

Değerli meslektaşlarımız, kıymetli basın mensupları;

Türk Eğitim-Sen olarak özür grubu mağdurlarının sesini duyurmak için bugüne kadar onlarca eylem yaptık; öğretmen arkadaşlarımızla beraber çoluk çocuk Bakanlık bahçesini mesken tuttuk, basın açıklamaları yaparak Bakanın dikkatini çekmek istedik, hatalı uygulamaları yargıya taşıdık. Nitekim bugünkü etkinliğimiz Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer göreve geldiğinden bugüne kadar sadece özür grubu mağdurları için yaptığımız bu dördüncü eylemimizdir.

Kimi zaman öğretmenlerimizin gözyaşları sel oldu, kimi zaman haklı isyanlar göğe yükseldi. Ancak bugün geldiğimiz noktada değişen hiçbir şey olmadığını gördük. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer adeta kapı duvar olmuş, yüreği nasır bağlamış. Ne öğretmenlerin yakarışlarını duyuyor, ne çocuklarımızın yaşlı gözlerini siliyor.

Aslında her şey, Ömer Dinçer’in Milli Eğitim Bakanı olmasıyla birlikte, öğretmenleri toplum içinde küçük düşürecek söylemlerde bulunmasıyla başladı. Bu söylemler maalesef bir takım siyasilerden de destek gördü.  Dinçer tüm bunlardan sonra ise öğretmenlerin yer değiştirme işlemlerine de ket vurdu. Bu süreçte Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilat Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle, özür grubu öğretmen tayinlerinin yılda bir kez yapılmasına karar verildi. Bunun üzerine sendikamızın etkili eylemi neticesinde Bakan Dinçer bu yıla mahsus olmak üzere özür grubu tayinlerini yılda iki defa yapacağının sözünü verdi. Ancak Bakan bu sözünü de tam olarak yerine getirmedi. Milli Eğitim Bakanlığı özür grubu mağdurlarının sadece bir kısmının tayin işlemini gerçekleştirdi. Dinçer binlerce kişinin gözünün içine baka baka sözünü çiğnedi.

Daha sonra Bakan öğrenim özrü mağdurlarına kancayı taktı. Öğrenim özrünü özür grubu tayinleri arasından çıkarmak için çalışma başlattı. Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde öğrenim özrü yer alırken, kılavuzda ise bu hakka yer verilmedi. Düşünebiliyor musunuz; akademisyen bir Bakan, öğretmenlere istediği ilde yüksek lisans ya da doktora yapma hakkını kaldırıyor; ‘görev yaptığın ilde yüksek lisansını, doktoranı yapacaksın’ diyor. Bu zihniyetin adı ORTAÇAĞ zihniyetidir.  Bakanlık hem kendi yönetmeliğine aykırı davranarak hukuku hiçe saymıştır hem de öğretmenlerin hakkını gasp etmiştir.  

Bakan Dinçer bununla da yetinmemiş, öğretmenlerin il emrine de göz dikmiştir. İl emrinin kaldırılması ile birlikte özürleri sebebi yer değiştirecek öğretmenlerin bu şansı çok aza inmişken, öğretmenler infial içerisindeyken, aileleri parçalanmışken, moral ve motivasyonları sıfır iken; Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlere yine kötü bir sürpriz yaptı. Önce il içi ve iller arası yer değişikliği kılavuzunu daha sonra da özür durumuna bağlı yer değişikliği kılavuzunu yayınlayan Bakanlık, kılavuzlarda yer değiştirmek isteyen öğretmenlere boş bulunan normları açmadı.  Şöyle ki; Bakanlığın eğitim kurumu bazında boş kadroları ilan etmesi yönetmelikle zorunluluk iken, boş normlar il bazında değerlendirildi ve norm fazlası bulunan yerler ilana açılmadı.

Bu soruna il, ilçe emrinin kaldırılması ve 4+4+4 eğitim sistemi nedeniyle oluşan norm kadro fazlalıkları da eklenince binlerce öğretmen büyük bir mağduriyet yaşadı. Özellikle sınıf öğretmenleri için sadece 10 ilde açık görünmektedir. Bu illerde de boş normlar yeterli sayıda değildir.

Bu noktada Türk Eğitim-Sen olarak, 4+4+4 sistemi nedeniyle sınıf öğretmenlerinin norm kadro fazlası olacağını aylar öncesinden defalarca dile getirmiş ve önlem alınmasını istemiştik. Bugün O dönemde bazı çevreler tarafından felaket tellallığı yapmakla suçlanmış ve sendika olarak ağır ithamlara maruz kalmıştık. Bugün geldiğimiz noktada kaygılarımızın ne kadar yerinde, öngörülerimizin ve tespitlerimizin ne kadar doğru olduğu görülmüştür. Şu anda tüm branşlarda norm kadro fazlası olan öğretmen sayısı 68 bin 725’tir. Bunun 29 bin 103’ünü sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır ve onlar büyük bir mağduriyetin baş aktörü konumundadır.

ÖMER DİNÇER ÜCRETSİZ İZNE AYRILSIN!

Buradan önemli bir noktayı da sizlerle paylaşmak istiyorum: Sayın Bakanın özür grubu mağdurlarına önerisinin ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Bakan Dinçer eşinden, çocuklarından ayrı kalmak istemeyen öğretmenlere bir yıl ücretsiz izin verecekmiş! Peki Sayın Dinçer öğretmen ücretsiz izinli olduğu takdirde bir yıl boyunca maaş alamayacak; bu durumda evinin kirasını, elektrik, su, yakıt parasını, gıda masraflarını, çocuklarının giderlerini nasıl karşılayacak? Sen hangi akla hizmet bu öneriyi getiriyorsun? Tabi senin tuzun kuru. Şimdi de biz sana bir öneri getirelim: Sen Milli Eğitim Bakanlığı’ndan sonsuza kadar ücretsiz izne ayrıl. İnan zat-ı âlinizin bu Bakanlığın başından gitmesi tüm eğitim camiasının yararına olacak.

Bir diğer sıkıntı ise il içi ve il dışı yer değiştirmelerde hizmet süresi hesaplanırken 15 Eylül tarihinin baz alınmasıdır. Türk Eğitim-Sen olarak; hizmet süresi hesabında 30 Eylül tarihinin baz alınmasını ısrarla gündeme getirdik. Hatta 30 Haziran tarihinde yaptığımız eyleme bir gün kala Bakan Dinçer kıdem süresinin hesaplanmasında 30 Eylül'ü limit olarak belirleyeceklerini açıkladı. Ancak Bakan bu sözünü de unuttu ve hizmet süresi hesaplanırken 15 Eylül tarihini baz aldı. 15 Eylül tarihi sıkıntıları tam anlamıyla gidermemektedir. Öğretmenlerimizin bir kısmı 30 Eylül tarihi öne çekildiği için 1 yıllık stajyerlik süresini dolduramamış olacak ve 3, 5, 10 gün dolayısıyla tayin isteyemeyeceklerdir. Bakanın sorunu tam anlamıyla çözmemek konusundaki ısrarını anlamak mümkün değildir.

Değerli meslektaşlarım, kıymetli basın mensupları;

Sayın Bakan bizleri görmemek, duymamak için kıvranıyor. Dinçer adeta  öğretmenlerin haklarını tırpanlamak, onları aileleri ile birleştirmemek, eşlerine, çocuklarına kavuşturmamak, huzurlu bir ortamda çalışmalarına engel olmak için yemin etmiş.

Ama biz yılmayacağız, durmayacağız.

Bakan Dinçer bizi görene, duyana kadar her türlü girişimde bulunacağız.

Biz Bakandan merhamet dilenmiyoruz.

Biz Bakandan hakkımız olmayan bir talepte de bulunmuyoruz.

Biz Bakandan SADECE AMA SADECE GASPEDİLEN HAKLARIMIZI GERİ İSTİYORUZ.

Şu anda on binlerce öğretmen mutsuz, tedirgin, çaresiz… Bu öğretmenlerimizin hiçbiri yeni eğitim-öğretim yılında verimli çalışamayacak. Akılları işinde değil, arkasında bıraktıklarında olacak. Onlara bu ızdırabı yaşatan, analarından emdikleri sütü burunlarından getiren, akıttıkları gözyaşları ile onları baş başa bırakan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’i ya insaflı olmaya, ya da görevini bırakmaya davet ediyoruz. Öğretmenler daha ne kadar Bakan yüzünden acı çekecek? Daha kaç eğitim çalışanı Bakanın yanlış politikalarının kurbanı olacak?

Milli Eğitim Bakanlığı’nda acemi Bakan ve bürokratlarla bu işin yürümediği çok ortadadır. 700 bin eğitim ordusu iş bilmez, tecrübesiz, birikimsiz kişilere emanet edilirse ortaya çıkan manzaranın böyle olması çok doğaldır. Bakan Dinçer, ne zaman milli eğitim camiasını yönetemediğini kabul edip, istifa edecektir? Bakanın görevini bırakması, eğitimin geleceği için son derece gereklidir ve eğitimin temel yapı taşı öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının yararına olacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

...::: GENEL BAŞKANIN AÇIKLAMASI İÇİN TIKLAYINIZ :::...

 

 

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.