1. YAZARLAR

  2. Muzaffer ARSLAN

  3. Yamyamistan Ve Eğitim Sorunları
Muzaffer ARSLAN

Muzaffer ARSLAN

Muzaffer ARSLAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Yamyamistan Ve Eğitim Sorunları

A+A-

Yamyamistan’da eğitimin içinde bulunduğu sıkıntılar, sağlıklı ve nitelikli bir eğitimin de önüne geçmektedir. Küreselleşmenin kıskacında büyük sancılar yaşayan eğitim sistemi, her geçen gün bir hak olmaktan uzaklaşıyor. Bu gidişattan son derece memnun olan varsıl çevreler, fırsat ve güç sahibi odaklar tarafından kullanılan olanaklar, eğitimi hak olmaktan çıkarmış durumdadır. Kamu kaynaklarının toplum için kullanılması yerine kaynakların diğer alanlara kaydırılması, küresel güçlerin yönlendirmeleri ne yazık ki eğitimi bir hak olmaktan çıkarmıştır.

Parası olanın en iyi eğitimi aldığı bir dünyada ve Türkiye özelinde “Hak” kavramından söz etmek tabi ki olanaksızdır. Türk eğitim sisteminin kemikleşmiş sorunlarından birisi de bu olsa gerek. Her geçen gün çağın gerekleri adı altında eğitim, küreselleşme kıskacına sokulmaktadır. Müşteri memnuniyeti uğruna eğitim, harcanmaktadır. TKY adı altında insanlar kandırılmaktadır. Müşteri hizmetleri mantığının kaçınılmaz sonucu olarak eğitimde reform adı altında çıkışlar yapılıyor ve eğitimin bir hak olduğu gerçeği ne yazık ki ustaca gizleniyor. Neo liberal politikalarla ülke yönetecek partiler üretiliyor. Bu partilerin her biri birer kurtarıcı ilan ediliyor. Yamyamistan bu ülkelerden en başta gelenidir.

Yamyamistan’da halk bu kurtarıcılara ümit bağlıyor. İktisadî ve idarî anlamda sömürülmüş bu ülkeler ve doğal mensupları olan vatandaşlar, var gücüyle bu seçilmiş kuklalara hizmet etmek için kenetlenir. Muhtaç ve bezgin olan insanlar, artık kiraya verilmiş akıllarını kullanmaktan vazgeçirilmiştir. At gözlüğü takılmış olan bu vatandaşlardan beklenen yalnızca oyunu vermesi ve sabırlı bir şekilde beklemesidir. Hiçbir konuda ve hiçbir olayda tepki göstermemesi onun iyi vatandaş olması anlamına gelmektedir. Bireyler düşünmez, yorumlamaz ve tepki göstermez. Onların yerine seçilmiş asîl insanlar düşünür, yorumlar ve harekete geçer. Her şey emin ellerdedir. Seçimler yapılır en çok oyu alan, her türlü gücü kendinde gören idareciler, artık tek hâkimdir. Onlar hata yapmaz; yalan konuşmaz. Onlar lüks içinde yaşar, paralarının yetmediğinden yakınır. Onlara her kapı ardına kadar açıktır. Kılıçları keskin, sözleri fermandır. Eğitim başta olmak üzere her alanda Allah onları donanımlı kılmıştır. Her yıl eğitimde çığır açacak yenilikler yaparlar. Yeni yeni kurum ve birim açar, bir sonraki yıl bu birimi ya da kurumu kapatırlar. Eğitimde çığır açar, öğretmeni aşağılar, eleştirilince de idarî dava açarak eğitimcinin anasından emdiğini burnundan getirirler. Onlara dokunulmaz, onlar vatanın en güzide insanlarıdır. Onlar aldıkları telkinle devleti küçültmenin peşindedirler. Devlet küçülürken kendileri hızla büyümüştür. Parası olanın düdük çaldığı bir ülke onların tek amacıdır.

Fildişi kulelerde, sırça saraylarda yaşarlar halkı küçümser yer yer fırça atarlar. Esnaf arkadaş Abiden Bey’e soruyorum: ”Ne düşünüyorsun devlet adamlarının halkı küçümsemesi ve ara sıra, bazı bazı, genellikle, sık sık halka fırça atması, hakaret etmesi hakkında? Abidin Bey birkaç saniye duraksıyor ve kıp kırmızı olan yüzünü yere eğerek: “Deveye diken … ” diyor. Hop hop lütfen edebimizden ayrılmayalım. Diyorum. Sana hiç yakıştıramadım diyerek başka bir cevap vermesini rica ediyorum. Bu defa: “Muzaffer, benim cevabımı beğenmedin ama ben başka cevap veremem ki. Sen de biliyorsun ki sorun büyük. Çözüm makamındakiler bir o kadar küçük. Biz ne bilek gardaş! Böyükler bilür” Diyor. Kısacası onlar (böyükler), demokrasinin yılmaz bekçileridir. Bunca büyük adam ve bu zihniyet ile eğitimin hangi sorunu aşılır varın siz düşünün.

Küreselleşme kıskacı, okul öncesinden üniversiteye kadar eğitimin bütün kademelerini ticarî bir meta olarak görmüştür. Ülkemizde de hızla yayılan bu anlayış her geçen gün gücüne güç katmaktadır. Ne yazık ki küresel güçlerin teşvik ve dayatmalarıyla yüzyıllardır millî bir eğitim sistemi kurulamamıştır. Tanzimat’tan Islahat Fermanı’na ondan da küreselleşme yalanına kadar uzanan bütün dayatmalara karşı gerekli önlemi alamamanın bedellerini ödeyen Türk milleti, bu gün tartışmaların odak noktasında bulunmaktadır. Öğretmenlik mesleğinin içinden bir kişi olarak diyebilirim ki bu sorun çözülmeden bir adım ileri gidilemeyecektir. Ancak biz öğretmenler, şikâyet etme konumunda değil; iş yapma mevkiindeyiz. Bu inanç ve bilinçle mesleğimi hakkıyla yapmaya çalıştım. Bir an bile ümitsizliğe düşmedim.

Bir an önce eğitim sistemimiz millî bir yapıya kavuşturulmalıdır. Eğitim sisteminin millîleştirilmesinin yanında ferdî başarılar yok hükmündedir. Asıl ve en önemli başarı millî eğitimdir. Kendi kültüründen beslenmeyen, kendi insanına hizmet etmeyen, özüne yabancı bir sistemin kalıcı ve dünya çapında bir başarı elde etmesi mümkün değildir. Her şeyden önce geldiği her ortamda dillendirilen eğitim, neden yıllardır görmezden gelinir, anlamış değilim(!) Dünyanın hangi ülkesinde bizdeki kadar eğitim sistemiyle oynanıyor? Öğretmenler odasına gidip onlara eğitimin en büyük sorunu nedir diye sorulduğunda hiç şüphesiz alacağınız ilk yanıt “Eğitim sistemiyle oynanması” olacaktır. Allah bizi bu “zillî” eğitimden korusun!

Aklınız ve gönlünüzle yolunuz açık; alnınız ak olsun.

Muzaffer ARSLAN

Uzman Eğitim Yöneticisi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.