1. HABERLER

  2. Eğitim Çalışanlarını İLKSAN Bataklığından Kurtaracağız
Eğitim Çalışanlarını İLKSAN Bataklığından Kurtaracağız

Eğitim Çalışanlarını İLKSAN Bataklığından Kurtaracağız

Eğitim Çalışanlarını İLKSAN Bataklığından Kurtaracağız

A+A-

 

Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreterimiz Ramazan Çakırcı, İLKSAN’ı, hak sahiplerinin hakkını koruyacak şekilde tasfiye etmeye kararlı olduklarını belirterek, “Eğitim çalışanlarını İLKSAN bataklığından kurtaracağız” dedi.

 

Çakırcı, Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli’de gerçekleştirilen il divan toplantılarına katıldı. Önümüzdeki döneme ilişkin yapılacak çalışmalar hakkında istişarelerde bulunulan toplantılarda konuşan Ramazan Çakırcı, 1943 yılında yardım ve dayanışma amacıyla kurulan ancak kuruluş amacını yitiren İLKSAN hakkındaki şaibelerin son dönemlerde daha da arttığına dikkat çekerek, şunları söyledi:

“275 bin üyeden ortalama her ay 30 TL zorunlu aidat kesen ve yıllık 90 milyon TL’nin üzerinde sadece aidat geliri olan İLKSAN maalesef batmış durumdadır. Mayıs 2009 İLKSAN Bülteni’nde, ‘İLKSAN feshedilirse, 1 milyar TL’ye ihtiyaç var’ denilmektedir. Taşınır-taşınmaz dâhil toplam değeri 438 milyon TL’yi ancak bulmaktadır. Sandık feshedilse, üyelerin en iyimser rakamla 2 milyar TL’ye yakın alacağı çıkmaktadır. Rızamız alınmaksızın zorunlu olarak üye yapıldığımız bir kurum hakkında bağımsız denetim şirketi (TANGRAM) raporları her şeyi ortaya dökmüştür. İdari personelin liyakatsizliği, eğitimsizliği, işe alma, terfi ve atama sürecinin objektif kriterlerden yoksun bir şekilde belirlenmesi, ücret politikasındaki adaletsizlikler, güvensizlik, sistemsizlik, hantallık, çalışanların yüzde 40’ının birbiri ve yönetim ile akraba olması gibi bir yığın olumsuzluk sıralamışlardır.”

 

2003 yılında büyük bir yönetim başarısı olarak kurulduğu iddia edilen AD Turizm’in 5 yılda 299.991,04 TL zarar ettiğini ve sonunda tasfiye edildiğini ifade eden Çakırcı, “DE-HA A.Ş.’nin (Ananas Otel, AD Turizm, DE-HA Otel) 2008 faaliyet raporuna göre, üç yıllık zararı 1 milyon 122 bin TL’dir. Denetlemeciler ‘satın ve ticareti bırakın’ demektedir. 2004 yılında arsa karşılığı yaptırılan 2 bin 788 konuttan bin 825’i satılamamış, bunun faturasını üyeler ödemektedir. Sincan Yenikent’te satın alınan 6 milyon TL değerindeki çok amaçlı ticaret merkezi birkaç defa ihaleye çıkmasına rağmen ne alan ne kiralayan olmuştur. 6 milyonluk yatırım atıl halde durmaktadır. Denetleme Raporu, ‘Kurumun 2005’te 5,8 milyon YTL zarar ettiği, Ulus Öğretmenevi’nin aslında zarar ettiği, gece bekçisinin bir kadınla idare binasında gönül eğlendirmesinin cezalandırılmadığı, DE-HA A.Ş.’nin tasfiyesinin gerektiği, muhasebe kayıtlarıyla oynandığı...’ gibi yanlışlara dikkat çekmektedir. 2004 yılında Vakıf Gayrimenkul Ekspertiz Değerlendirme A.Ş.’ye yaptırılan değer tespitine göre, 11 milyon TL değer biçilen İLKSAN’ın Ankara Yenikent’teki arsası TOKİ’ye 6 milyon TL’ye verilmiştir. ‘Neden bu kadar düşük’ denildiğinde, ‘Verdiysek devlete verdik’ denilmektedir. 2004 yılında 180 bin TL’ye alınan, bir kısmı bataklık olan, 16 dönümlük Van Edremit’teki arsa yıllık sadece 713 TL’ye kiraya verilebilmiştir. Paralar ticari deneyimlere gitmektedir” şeklinde konuştu.

 

İLKSAN’ın gelirlerinin yüzde 98,23’ünün faiz ve aidattan oluştuğunu belirten Çakırcı, “Gelir getirici faaliyetlerinin gelirdeki toplam payı yüzde 1.77’dir.  Bu durumda başarılı bir sandık yönetiminden söz edilebilir mi? 2012 yılında yapılacak İLKSAN seçimleri, üyelerin alınterini heba edenlerden hesap sormak için önemli bir fırsattır. Sandığa giderek, Türk Eğitim Sen ve İLKSAN yöneticilerinden hesap sormak ve zorunlu üyeliğe hayır demek için ağırlığımızı koyacağız. Eğitim-Bir-Sen olarak İLKSAN’ı, hak sahiplerinin hakkını koruyacak şekilde tasfiye etmeye kararlıyız” ifadelerini kullandı.

 

Toplu sözleşme yasa tasarısının aylardır Meclis Plan ve Bütçe Alt Komisyonu’nda bekletildiğini, Plan ve Bütçe Komisyonu’na yeni sevk edildiğini dile getiren Ramazan Çakırcı, “Tasarı komisyonlarda daha fazla bekletilmemeli, bir an önce Meclis Genel Kurulu’na gönderilerek yasalaşmalıdır. Hükümet ise toplu sözleşme yasasını toplu görüşme yasasına benzetme girişimlerini acilen bir kenara bırakmalı ve memurun, kamu çalışanın sesini duymalıdır” diye konuştu.

 

Meclis’ten bir gecede ‘şike yasasını’, ‘MİT yasasını’, milletvekillerinin emekliliklerini ve Meclis çalışanlarını ilgilendiren yasayı çıkaran hükümetin, toplu sözleşme yasası söz konusu olduğunda, adeta ipe un serdiğini vurgulayan Çakırcı, 2,5 milyon memurun ve milyonlarca emeklinin yasayı ve masayı beklediğini kaydetti.

 

666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile farklı kurumlarda aynı unvanla çalışanlar için ‘eşit işe eşit ücret’ dengelemesi yapıldığını ve Milli Eğitim Bakanlığı kadrolarındaki Genel İdare Hizmetleri Sınıfı çalışanlarının emsallerine göre mağduriyetlerinin giderildiğini anlatan Çakırcı, “Başka kurumlarda muadili yok diye öğretmen ve öğretim elemanları düzenlemenin kapsamı dışında tutulmuştur. Bu düzenleme, eğitimcilerin emeğinin karşılığını alamadığını apaçık ortaya çıkarmıştır. Hâlihazırda 9/1’de eşi çalışmayan bir öğretmenin eline geçen maaş bin 577 TL’dir. Öğretmenler, şu an ‘kamuda en düşük ücreti alanlar’ arasında yer almaktadır. Hükümet, toplu sözleşme masasına hazırlığını yapmalı, öğretmen ve öğretim elemanlarının mağduriyetini çözecek şekilde gelmelidir” dedi.

 

Kesintili eğitim ile ilgili tartışmalara da değinen Çakırcı, şunları kaydetti: “Eğitim-Bir-Sen olarak 18. Milli Eğitim Şurası’nda önerge verdiğimizde, o gün salonda olduğu halde varlığı ile yokluğu belli olmayan malum sendika, aradan iki yıl geçtikten sonra eğitim sistemi ile ilgili öneride bulunmakta ve sistem 4+4+4 şeklinde olursa, sınıf öğretmenleri norm fazlası olur diye felaket tellallığında bulunmaktadır. Sınıf öğretmenlerini tehdit ettiğini düşündükleri yeni düzenlemenin kısa zaman içerisinde sınıf mevcutlarının aşağı çekilmesi için bir fırsat oluşturacağını bildikleri halde kasıtlı olarak eğitimcileri huzursuz etmeye çalışıyorlar. Eğitim-Bir-Sen, kendilerine oyun alanı bırakmayacak ve eğitim çalışanlarının güvencesi olarak oluşabilecek her türlü mağduriyetin ve haksızlığın karşısında olacaktır.”

 

Son dönemlerde, eğitimcileri, sorunlardan daha çok yetkililerin kendileriyle ilgili söylemlerinin yıprattığını dile getiren Çakırcı, kamuda neredeyse en düşük ücreti alan konumuna düşürülen öğretmenleri, mevcut sorunlarını çözmek yerine yeni sorunların üretilmesinin üzdüğünü ifade ederek, “Bakanlık, eğitimde verimi artırma adına değişiklikler yaptığı bir dönemde, eğitimin en önemli unsuru olan öğretmenlerin moral ve motivasyonunu bozacak söylemlerden uzak durmalıdır” şeklinde konuştu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.