MİLLİ EĞİTİMDE KARGOLU İLETİŞİM DÖNEMİ
2009 yılının geçen altı aylık dönemine baktığımızda AKP iktidarının uyguladığı ekonomik politikaların sonucunda halkımız ve çalışanlarımız; yaşadıkları ekonomik sıkıntıya bir de sayın başbakanımızın Teğet geçti. dediği küresel krizin eklenmesiyle alım gücünü tamamen yitirmiş, açlık ve yoksulluğa terk edilmiştir. Küresel sermayenin ve onun işbirlikçisi AKP hükümetinin uygulamalarıyla İşten çıkarmalar yoğunluk kazanmış, toplum işsiz, aşsız ve güvencesiz bir geleceğe doğru sürüklenmiştir. Ülkemiz tamamen dışa bağımlı hale getirilmiş, adeta sömürgeleştirilmiştir.
Temmuz ayından itibaren çalışanlara, emekli dul ve yetimlere yılbaşında belirlenen komik yüzdelik (%4+%4,5) ücret artışlarının ikinci dilimi (%4,5) verilmeye başlanacaktır.Burada emekçiler dolayısıyla halkımız yine aldatılmaktadır.Çünkü temmuzda vergi dilimi %15'ten %20'ye çıkarılmaktadır bu da ücretlerde %5'lik bir eksilmeye neden olacaktır. Yani hükümet emekçiye verdiğini fazlasıyla geri almaktadır.
Elektrik, doğal gaz, yakıt başta olmak üzere, halkın temel gereksinimi olan gıda maddelerine zam üstüne zam yapılmış, vatandaşın cebindeki enflasyon %50'yi aşmıştır. Halk, hiçbir gereksinimini karşılayamaz duruma düşürülmüştür. Ekonomideki arz-talep dengesi tamamen bozulmuştur. Asıl nedeni alım gücü yetersizliği olan düşük enflasyon hesapları sadece AKP yöneticilerini sevindirmektedir.
Hep kendi bildiğini okuyan, halkın ve çalışanların feryadına kulaklarını tıkayan bu hükümet, yaptığı özelleştirmelerle, babalar gibi sattığı fabrikalar ve kuruluşlarla da kendi zenginlerini yaratmıştır. Yatırım, istihdam ve üretim ekonomisi uygulamayan, borç alarak günü kurtarmaya çalışan AKP iktidarı, kendini de ülkeyi de çıkmaza sokmuştur. 500 milyar doların üzerindeki borçla geleceğimiz ipotek altına alınmıştır. Bu iktidar, tepki veren, muhalefet edenler üzerinde de korku imparatorluğu kurmaya çalışmaktadır. Muhalefet edenleri muhatap almamakta, dinlememekte, onların görüşme randevusunu bile kabul etmemektedir. İsteklerini, eleştirilerini yüz yüze iletebilme şansını yakalayanlar da Ananı da al git! diyerek azarlanmakta, polisiye güç kullanılarak uzaklaştırılmaktadır.
Biz de Eğitim-İş olarak bundan önceki Milli Eğitim Bakanı sayın Hüseyin ÇELİK'ten görüşmek için randevu alamadık. Şimdiki bakanımız sayın Nimet ÇUBUKÇU'dan da şu ana kadar randevu alabilmiş değiliz. Eğitimin ve eğitim çalışanlarının yığınla sorunu var. Bu sorunları biz sayın bakanımızla, yetkililerle görüşmeyeceğiz, konuşmayacağız da kiminle görüşüp konuşacağız?
Eğitim-İş olarak eğitim çalışanlarımızın önemli sorunlarına yönelik bir imza kampanyası düzenledik. Özellikle eğitim çalışanlarımızın yaşadıkları ücret gaspları var. İzinli, raporlu olan veya sevk alan arkadaşlarımızın fiilen çalışıp hak ettikleri ek ders ücretleri kesiliyor.Daha kötüsü çalışanlar sel,aşırı kar gibi doğal olaylar ya da dini bayramlar nedeniyle okullar tatil edildiğinde de ders ücretlerini alamamaktadırlar.Bizlerin doğa olaylarını yönlendirmek,bayramları tatil günlerine denk getirmek gibi bir gücümüz yok. Öyleyse bu ceza niye?
Ödenen ek ders ücretleri çok komik,ek ders ücretlerinin en az 15.00 TL'ye çıkarılmasını istiyoruz. Memur, hizmetli gibi diğer eğitim çalışanlarının da görevlerine uygun olarak ek ödeme almalarını istiyoruz. Adaletsiz ek ders ücret yönetmeliğinin yeniden düzenlenmesini istiyoruz. Bu ve benzeri taleplerimiz için düzenlediğimiz imza kampanyası sonuçlarını yüz yüze görüşüp anlatalım istedik; ancak 3 aydır karşımızda muhatap bulamıyoruz, randevu alamıyoruz. Bu durumda imza kampanyasında topladığımız 55.000 imzayı ve taleplerimizi içeren dosyaları siz basın çalışanlarının huzurunda Milli Eğitim Bakanlığı'na kargo ile göndereceğiz. Bu durumdan utanç duyduğumuzun bilinmesini istiyoruz.
Eğitim, her toplum için çok önemlidir. Çünkü yaşadığımız dünyada her şey insan öğesinin elinde şekillenmektedir. İyi eğitilmiş insanlarla bilgi toplumu olabilmiş ülkelerde; gelişme, ilerleme, kalkınma ve çağdaşlaşma daha hızlı olabilmektedir. Eğitimin sorunlarının şehir merkezlerinde para eden okul yerlerinin rantçılara peşkeş çekilerek çözülemeyeceğini hatırlatır,yanıtı 8 Temmuzda beklenen MEB Genelgesinin de takipçisi olacağımızın bilinmesini isteriz.
Geleceğimiz olan çocuklarımız eğitimcilerimizin elinde şekillenmektedir. O nedenle ülkeyi yönetenlere ve eğitimcilere önemli görevler düşmektedir.Biz bunun farkındayız.Farkında olmayan Hükümeti ve geleceğe umutla bakmak isteyen halkımızı da eğitime, eğitim çalışanlarına sahip çıkmaya çağırıyoruz. Çünkü ulusların gerçek kurtuluşları buna bağlıdır.
Yüksel ADIBELLİ
Genel Başkan
BASINA VE KAMUOYUNA
2009 yılının geçen altı aylık dönemine baktığımızda AKP iktidarının uyguladığı ekonomik politikaların sonucunda halkımız ve çalışanlarımız; yaşadıkları ekonomik sıkıntıya bir de sayın başbakanımızın Teğet geçti. dediği küresel krizin eklenmesiyle alım g
İlk yorum yazan siz olun