Kritik bir Danıştay kararı ve memurlar açısından önemli etkileri

Kritik bir Danıştay kararı ve memurlar açısından önemli etkileri

Yeni Şafak Gazetesi yazarı Ahmet ÜNLÜ bugünkü köşesinde; memurlar açısından önemli etkileri olan kritik bir Danıştay kararına yer vermiştir.

Ahmet ÜNLÜ'nün bugünkü yazısı;

Kritik bir Danıştay kararı ve memurlar açısından önemli etkileri

Danıştay'ın vermiş olduğu şaşırtıcı kararlar zaman zaman bizleri hem güldürür hem de derin derin düşündürür. Memurlar açısından önemli etkileri olan bu kararlardan birini bugünkü yazımızda paylaşacağız.

Danıştay, "bir yıl 12 ay eder ama 12 ay bir yıl etmez" dedi

Böyle bir soruya nasıl cevap vermemiz gerektiğini Danıştay bize detaylarıyla birlikte öğretmiştir. Danıştay 12. Dairesi, Esas No: 2016/8142 Karar No: 2018/2259 sayılı kararında bizleri şaşırtarak 12 ayın bir yıla eşit olmadığını ispatlamış ve memuriyeti sona erecek memuru kurtarmıştır. Nasıl olduğunu açıklayalım.

Danıştay kararında neler yer alıyor?

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu, Kayseri Bölge Müdürlüğü'ne bağlı Kervansaray Yurdu'nda koruma ve güvenlik görevlisi olarak görev yapan davacının, 12 ay hapis cezası ile cezalandırılması nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48/A-5 maddesinde sayılan şartı kaybettiğinden bahisle aynı kanunun 98/b maddesi uyarınca memurluğunun sona erdirilmesine ilişkin 30.05.2012 tarihli ve 1983 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacı hakkında, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu, Kayseri Bölge Müdürlüğü'ne bağlı Kervansaray Yurdu'nda koruma ve güvenlik görevlisi olarak görev yapmakta iken eşini kasten yaraladığından bahisle Kırşehir Sulh Ceza Mahkemesi huzurunda açılan dava sonucunda, kasten yaralama suçunu işlediğinden dolayı anılan mahkemenin 19.11.2008 günlü ve E:2008/75, K:2008/600 sayılı kararı ile 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Söz konusu kararın Yargıtay tarafından onanarak 21.12.2011 günü kesinleşmesi üzerine davacının, 657 sayılı Kanun'un 48/A-5. maddesinde aranılan kasten işlenen bir suçtan dolayı 1 yıl veya daha fazla ceza almamış olmak şartını kaybettiğinden bahisle aynı kanunun 98/b maddesi uyarınca memuriyetinin sona erdirilmesine karar verilmiştir.

Davacı 12 ayın bir yıl anlamına gelmediğini iddia ediyor

Davacının 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, yasada ise memuriyete engel sürenin 1 yıl veya daha fazla hapis cezası ile cezalandırılmak olarak düzenlendiği, cezaların infazı bakımından 12 ayın 1 yıla denk gelmediği iddiaları ile söz konusu işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.

Dava konusu olayda davacının, kasten adam yaralama suçunu işlediğinden bahisle 12 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, söz konusu cezanın onanarak kesinleştiği açık olmakla birlikte; somut olayda uyuşmazlığın çözümüne esas olmak üzere; 12 ay hapis cezası ile 1 yıl hapis cezasından ne anlamak gerektiğinin, dolayısıyla 12 ay hapis cezasının 1 yıl hapis cezası olarak mı değerlendirilmesi gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında söz konusu cezaların gün, ay ve yıl hesabı yapılarak infazının nasıl gerçekleştirildiğine bakmak gerekmektedir. Nitekim, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Cezanın Belirlenmesi" başlıklı 61. maddesinin 6. fıkrasında, hapis cezasının süresinin gün, ay ve yıl hesabıyla belirleneceği, bir günün yirmidört saat; bir ayın otuz gün, yılın ise, resmi takvime göre hesap edileceği düzenlemesine yer verildiği, bu hesaplama usulüne göre de davacı adına düzenlenen müddetnamede, cezaevine girdiği tarih olan 16.05.2012 tarihinden itibaren her ay 30 gün kabul edilerek 12 ay üzerinden yapılan hesaplama sonrasında toplam cezasının 360 gün, tahliye tarihinin ise 10.05.2013 olarak belirlendiği hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, 1 yıldan anlaşılması gereken sürenin de 365 gün 5 saat 49 dakika olduğu hususunda tereddüt bulunmadığı, bu durumda, davacının toplam 12 ay hapis cezasının karşılığının toplam 360 gün olması ve 360 günün de 1 yıl olarak kabul edilemeyecek bulunması dolayısıyla davacının kasten işlenen bir suçtan dolayı 1 yıl veya daha fazla ceza almamış olmak şartını kaybettiğinden bahsedilemeyecek bulunması karşısında; davalı idarece aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuat hükümlerine uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda Yozgat İdare Mahkemesi'nce verilen 19/02/2013 tarihli ve E:2012/903, K:2013/118 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Danıştay 12. Dairesi idare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçeyi hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına karar vermiştir.

Bu kararla birlikte bir yılın 12 ay olduğunu ancak 12 ayın bir yıl olmadığını öğrenmiş olduk. Hadi hayırlısı.

657 sayılı Kanun'un 48'inci maddesinde neler yer alıyor?

657 sayılı Kanun'un 48/A-5 inci maddesinde memur olabilmek için genel şartlar arasında; "Türk Ceza Kanunu'nun 53'üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahküm olmamak" hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahküm olanların memur olamayacakları, şayet memur iseler memuriyetlerinin sona ereceğini ifade edebiliriz. İşte Danıştay 12. Dairesi burada yer alan bir yıl ifadesinin 12 aydan farklı olduğunu ve 12 ayın bir yıl anlamına gelmeyeceğinden memuriyetin sona erdirilemeyeceğini karara bağlamıştır. Yani bu kararla birlikte bir yılın 12 ay olduğunu ancak 12 ayın bir yıl olmadığını öğrenmiş olduk. Bakalım bundan sonra Danıştay başka hangi cehaletleri ortadan kaldıracak.

12 ay hapis cezası alarak cezaevine giren bir memurun durumu ne olacak?

Bu olayda olduğu gibi veya taksirle işlenen suçlardan dolayı devlet memurluğu görevine son verilmesi sonucunu doğurmayan, ancak verilen hapis cezası tecil edilmeyen personel hakkında aldığı mahkümiyet süresince hizmet ilişkisini askıya alınmaktadır. Mahkumiyetin sona erdiği tarihten geçerli olmak üzere hizmet ilişkisinin yeniden başlatılması gerekmektedir. Yerleşmiş yargı kararları bu yönde olup, 10 gün göreve gelmediği gerekçesiyle ilgililerin memuriyetten çekilmeleri yönünde işlem yapılmaması gerekmektedir.

Nitekim, Danıştay 12. Dairesi'nin 11.10.1999 tarihli ve E.1997/3319, K.1999/1785 sayılı kararında taksirli bir suçtan dolayı hüküm giymiş olan kişinin cezaevinde bulunduğu sürede, DMK 137 maddeye göre işlem tesis edilerek, infazın bittiği tarihten sonra göreve dönebilmesinin sağlanması gerektiği belirtilmiştir.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.