1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. KAMU PERSONELİ

  4. Memur, sözleşmeli personel ve adayları ilgilendiren iki kritik konu
Memur, sözleşmeli personel ve adayları ilgilendiren iki kritik konu

Memur, sözleşmeli personel ve adayları ilgilendiren iki kritik konu

Memur ve memur adaylarının göreve başlatılmasında zaman zaman kamu kurumları ile karşı karşıya geldikleri bazen de mağduriyetler yaşanarak konunun yargıya taşındığı görülmektedir.

A+A-

Yenişafak Gazetesinden Ahmet Ünlü, bugünkü yazısında memur ve sözleşmeli kamu personelinin, HAGB, memnu hakların iadesi gibi konularda karşılaştıkları sorunlar hakkında açıklamalarda bulundu.

Ünlü yazısında:

Memnu hakların iadesi kararı ve memuriyete etkisi

Öncelikle memnu hakların iadesi kararı alanların memuriyete dönüp dönemeyecekleri hakkında tartışma olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Nitekim konunun tartışmalı olduğu idari yargı kararlarında dahi görülmektedir.

Bu çerçevede, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Esas No: 2007/2368, Karar No: 2011/1214 No'lu kararı ile çok tartışmalı bir konuda yerleşik içtihatlarının aksine bir karar vererek memnu hakların iadesi kararı alanların memur olamayacağına hükmetti. Bu karar kulağa hoş gelse de içerisinde yer alan çelişkiler ileride ortaya daha vahim sonuçlar çıkaracağa benziyor. Kararın oy çokluğuyla alınması ve karşı oylarda yer alan gerekçeler incelendiğinde konu daha iyi anlaşılacaktır.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Kararı'nda şu ifadelere yer verilmiştir; "Memnu hakların iadesi kararı, 657 sayılı Kanun'un 48/A-5. maddesinde sayılan yüz kızartıcı suçlar dışında kalan suçlar bakımından devlet memuru olabilme koşulları yönünden ehliyetsizliği geleceğe dönük olarak ortadan kaldırmakta, ancak anılan Yasa maddesinde devlet memuru olabilmek için yüz kızartıcı suçlardan mahkum olmamak koşulu arandığından, memnu hakların iadesi kararı, yüz kızartıcı bir suçtan dolayı mahkumiyet kararı almış kişiler yönünden devlet memuru olabilme koşullarını sağlama bakımından bir hak doğurmamaktadır.

Öte yandan, 3682 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun, 4778 sayılı Kanun'la değişik 8. maddesinin (b) bendi, basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma ve dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar ile beş yıldan fazla ağır hapis ve hapis cezasına mahkumiyetlerde cezanın çekildiği veya ortadan kalktığı veya oluştuğu tarihten itibaren ilgilinin on yıl içinde evvelce verilen ceza cinsinden bir cezaya veya daha ağır bir cezaya mahkum olunmadığı takdirde adli sicildeki kaydının silinmesini öngörmekte olup, Türk Ceza Kanunu karşısında özel bir kanun olan 657 sayılı Kanun'un 48/A-5. maddesi ile Türk Ceza Kanunu'nun aksine belli suçlar açısından, bu suçlar affa uğramış olsalar bile, süresiz hak yoksunluğu getirecek bir düzenleme yapıldığından, adli sicil kaydının silinmesi, yüz kızartıcı suçtan dolayı ortaya çıkan hak yoksunluğunu ortadan kaldıracak nitelikte bulunmamaktadır."

Bu karara göre, yüz kızartıcı bir suçtan dolayı mahkümiyet kararı almış kişilerin memnu hakların iadesi kararı almış olsalar dahi devlet memuru olabilme imkanı ortadan kalkmıştır. İşte bu noktada memnu hakların iadesi kararı alanlarla haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilenler memuriyete etkisi açısından biri birlerinden ayrılmaktadır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması memur olmaya engel midir?

Tartışmalı olsa da memnu hakların iadesi karının memur olmaya engel olduğu Danıştay kararları ile netlik kazanmıştır. Ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında durum farklıdır ve memur olmaya veya memuriyette kalmaya engel değildir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231'inci maddesinin 5'inci fıkrasında yer verilmiştir. Bu hüküm gereğince, 657 sayılı Kanun'un 48-A/5 bendinde yer alan memuriyete engel suçlardan dolayı mahkum olan bir memur hakkında adli yargı mercilerince verilen mahkumiyet kararının hüküm kısmında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmişse bu memurun 657 sayılı Kanun'un 98/b maddesinde yer alan "Memurluğa alınma şartlarından her hangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi" hükmü olsa dahi memurluğu devam ettirilecektir.

Bu konuya ilişkin olarak Danıştay 12. Dairesi'nin 09.07.2008 tarihli ve Esas No: 2007/2534, Karar No: 2008/4502 No'lu kararında özetle; polis memuru iken, dolandırıcılık suçundan kesinleşmiş mahkumiyeti nedeniyle görevine son verilen davacının, söz konusu mahkumiyeti hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi karşısında, artık bu aşamada memur olma şartını yitirdiğinden söz edilemeyeceği ifadesine yer verilmiştir.

Ayrıca, benzer bir konuda Danıştay 1. Dairesi'nin 25.03.2009 tarihli ve Esas No: 2009/221, Karar No: 2009/535 No'lu kararı da aynı yönde olup, haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilenlerin memuriyetlerinin devam etmesi gerektiği ifade edilmektedir.

Yine Danıştay 12. Dairesi'nin 12.2.2013 tarihli ve Esas No: 2010/1591, Karar No: 2013/439 No'lu kararı da aynı mahiyette olup, resmi evrakta sahtecilik suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahküm edilen davacı hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı sonrasında memuriyetine engel bir durum kalmadığından memuriyete devam ettirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu konuda çok sayıda karar olduğunu ifade edebiliriz.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sonuçları

Sonuç olarak haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen bir kişi, bu karar gereğince işlediği suç 657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesinde sayılan suçlar olsa dahi memuriyete son verilemeyecektir. Aynı suçu işleyen başka birisi hakkında verilen memnu hakların iadesi (yasaklanmış hakların geri bırakılması) kararı ise memuriyete engel olacaktır.

Bize göre burada çelişkili bir durum söz konusudur. Memuriyete girişte ve memuriyette kalışta suçun mahiyeti mi esas olmalıdır yoksa ilgililer hakkında verilen karar mı? Çünkü aynı suçla ilgili haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilenler memur olabilirlerken veya memuriyette kalabilirlerken memnu hakların iadesi kararı alanların bu şansları bulunmamaktadır. Bu nedenle konunun çözümünün yargı kararlarından ziyade kanuni düzenlemeye ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.

Konunun çözümü için neler yapılmalıdır?

Bazı kanunlarda konunun çözümü açık bir şekilde çözüme kavuşturulmuştur. 5188 sayılı Kanun'un özel güvenlik görevlilerinde aranacak şartlar başlıklı maddesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile işlenen bazı suçlardan mahkum olanların Özel güvenlik görevlisi olamayacağı belirtilerek son nokta konulmuştur.

Yine 926 sayılı Kanun'da cezaları ertelenmiş, seçenek yaptırımlardan birisine çevrilmiş, haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, genel veya özel af kanunları kapsamına girmiş, hükümlülüklerine ilişkin kayıtları adli sicilden çıkarılmış olsalar bile bazı suçları işleyenlerin bazı haklardan yararlanamayacakları belirtilmiştir.

Sonuç olarak, öncelikle 657 sayılı Kanun'un 48/A-5. maddesi olmak üzere benzer düzenlemeler olan diğer kanunların ilgili kısımlarına 5188 ve 926 sayılı Kanunlardaki düzenlemelere benzer düzenlemeler getirilmesi ile sorun kökten çözüme kavuşturulacaktır. Aksi takdirde zimmet suçundan mahküm olan bir memur, hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı nedeniyle çalışmaya devam ederken daha önce bu suçu işleyip de yasaklanmış hakların iadesi kararı almış birisi memur olarak atanamayacaktır. Bu tür garip durumlarla karşılaşmamak için adım atma zamanının geldiğini düşünüyoruz.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.