1. HABERLER

  2. EĞİTİM

  3. EĞİTİM HABER

  4. Öğrenciyi merkeze alan bir sistem oluşturulmalıdır
Öğrenciyi merkeze alan bir sistem oluşturulmalıdır

Öğrenciyi merkeze alan bir sistem oluşturulmalıdır

Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Ülke TV’de katıldığı programda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Yalçın, Kuzey Irak’taki referandumu, toplu sözleşme sürecini ve TEOG sınavının kaldırılmasını değerlendirdi.

A+A-

Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Ülke TV’de katıldığı programda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Yalçın, Kuzey Irak’taki referandumu, toplu sözleşme sürecini ve TEOG sınavının kaldırılmasını değerlendirdi.

Ali Yalçın, TEOG’un, sınav puanını merkezi yerleştirmede esas alarak okulu ve öğrenciyi etiketlediğini belirterek, “Bu yaftalamalar üzerinden okullar ve öğrenciler başarılı-başarısız şeklinde toplum nezdinde kategorize edildi. TEOG kaldırıldı, şimdi yeni sistem tartışılıyor. Eğitimin paydaşlarıyla istişare edilerek olgunlaştırılmış, sürdürülebilir bir model geliştirilmelidir. Yükseköğretime giriş konusu da tartışılıyor. Tartışmaya açılmasını olumlu buluyoruz. Üniversiteler ve eğitim paydaşları sürece dahil edilmelidir” dedi.

Eğitim-Bir-Sen’in 2016 yılında yayımladığı rapora atıfta bulunan Yalçın, “TEOG’un olumlu ve olumsuz yanlarına 2016 yılında yayınladığımız Eğitime Bakış 2016: İzleme ve Değerlendirme Raporu’nda dikkat çekmiştik. Raporda sistemdeki sorunu ortaya koymuş, çözüm önerilerimizi gündeme getirmiştik. Sistemde bir sorun var ve bunun şeffaf bir çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Sorun kendini yerleştirmede gösteriyor. Diğer sınavlarla değerlendirildiğinde TEOG sınav stresini en aza indiriyordu. Fakat yerleştirme anına geldiğinde sorunlar oluyor. Öğrenci evinden uzak bir yere yerleştiriliyor. Ek servis masrafı çıkıyor, çocuk yoruluyor, stres oluyor. 2015-2016 eğitim-öğretim yılı birinci döneminde 434 bin 615 öğrenci nakil başvurusunda bulundu, 101 bin 12’si nakille yer değiştirdi. Bu rakamlar ortalama 300 bin seviyesinde seyretti, yerleştirme oranı ise müracaat sayısının yaklaşık yüzde 20’sinde kaldı. Sorun ortada. TEOG, sınav puanını merkezi yerleştirmede esas alarak okulu ve öğrenciyi etiketledi. Bu yaftalamalar üzerinden okullar ve öğrenciler başarılı-başarısız şekilde toplum nezdinde kategorize edildi. TEOG kaldırıldı, şimdi yeni sistem tartışılıyor. Eğitimin paydaşlarıyla istişare edilerek olgunlaştırılmış, sürdürülebilir bir model geliştirilmelidir. Yükseköğretime giriş konusu da tartışılıyor. Tartışmaya açılmasını olumlu buluyoruz. Üniversiteler ve eğitim paydaşları sürece dahil edilmelidir” İfadelerini kullandı.

TEOG’un kaldırılmadan da sorunların çözülebileceğini dile getiren Yalçın, sistemin sorunları kronik hale getirdiği için acil olarak kaldırıldığını söyledi. Yalçın, “Konu kamuoyuna açık bir şekilde tartışılmıyor. Bir taslak hazırlanıyor, taslak bakanlığın kendi içinde tartışılıp karara bağlanıyor. Bunun açık bir şekilde tartışılması gerekir. Başka modellere bakılabilir. Türkiye’ye uymayabiliyor bazen, kendine has bir model tasarlanabilir. Herkesin sürece katkı sunması gerekir ve bunun açık olması gerekir. Sürecin aceleye getirilmesinin zarar vereceğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Her lisenin kendi sınavını yapacağı yönündeki tartışmalara yönelik olarak da değerlendirmelerde bulunan Ali Yalçın, şöyle devam etti: “Her okulun kendi öğrencisini alacağı sınav yapması kaos demektir. Veliyi okul okul dolaştıracak duruma getirirsiniz ki bu zordur. Merkeze bir defa okulu ve öğretmeni koymak lazım. Sistem değerli hale gelir. Öğretmen ve öğrenciyi dikkate almadan sistem iyi inşa edilemez.”

Yeni sistem konusunda düşüncelerini açıklayan Yalçın, “Her okula belli bir kota verilir, o okuldaki başarılı öğrencilerin merkezi sınava girme hakkı olur. İsteyen girmeyebilir bu sınava. Okul fark etmeksizin her öğrencinin tercih yapma hakkı olur, fırsat eşitliği olur. Her okul kendi sınavını yapsın derseniz, öğrenciyi de veliyi de oradan oraya gitmeye mahkûm edersiniz, bu kaosa yol açar” diye konuştu.

Derdimiz üzüm yemek

Ağustos ayında yapılan ve yüzde 17,5’lik zamla sonuçlanan 4. Dönem Toplu Sözleşmesi’ne de değinen Yalçın, “Bu toplu sözleşmede 2018-19 yılında bütçeden alabileceğimiz payı almaya çalıştık. Masaya giderken Türkiye’nin yaşadığı sorunların farkındaydık. Geçen dönemde tek başına hükûmetin mümkün olmadığı bir zeminde biz 3. Dönem Toplu Sözleşme’yi gerçekleştirdik. Solumuzdaki konfederasyon böyle bir zeminde toplu sözleşme gerçekleşemez demişti ama biz gerçekleştirdik ve kazanımlar elde ettik. Ardından 15 Temmuz yaşandı. Hem insani boyutuyla hem de ekonomik boyutuyla sıkıntılar oldu. 15 Temmuz darbe girişimini yaşamış bir ülkede alınabilecek en son rakamı gördükten sonra ‘Türkiye’nin yeterince gerginliği ve sorunu var, etrafındaki sorunlarla boğuşuyor’ diye düşündük. Bizim derdimiz üzüm yemekti, bağcıyı dövmek değildi. Sonuç olarak, kamu görevlilerinin maaş ve ücretlerine 2018 yılında yüzde 7,64; 2019 yılında yüzde 9,20; iki yıllık toplamda kümülatif yüzde 17,54 zam aldık” dedi

4/C konusunda kararlıyız

4/C’li personel konusunun da masada tartışıldığını söyleyen Yalçın, “4/C konusu da bu masada gerginlik oluşturan konulardandı. O arkadaşlarımızın kadroya geçirilmesine ilişkin teklifimiz ve ısrarımız var. Bir önceki toplu sözleşmede de bunun için uğraşmıştık. Fakat 4/C konusu bu sözleşmede de gördük ki taşeronların kamu güvencesine alınmasıyla farklı değerlendirilmiyor. Tamamının bir konsept içinde değerlendirildiği bir zemini gördük. Biz bu konuda kararlıyız. 4/C’lilerin özlük hakları konusunda ciddi kazanımlar elde ettik. Ama bu konuyu unutmak anlamına gelmiyor. Biz bu konuyu gündeme getirmeye devam edeceğiz. Taşeron konusu şu an çalışılıyor. Bir formül aranıyor. Bu tartışmanın içinde 4/C mutlaka bulunacaktır. Memur-Sen olarak, bu toplu sözleşmenin süresi dolmadan sonuca ulaşılmasını istiyoruz. 4/C konusunda ısrarımız sürüyor. 4/C kapsamında istihdam edilen personelin kadro beklentisi karşılanmalıdır” şeklinde konuştu.

Referandum emperyalizmin bölgeyi inşa etme planıdır

Yalçın, Kuzey Irak’taki referandumun Siyonizm’e ve emperyalizme hizmet edeceğini kaydederek, şöyle konuştu: “Memur-Sen olarak bir açıklama yaptık ve referandumun Siyonizm’in ve emperyalizmin ekmeğine yağ sürmek olduğunu söyledik. Bu referandum büyük ulus devletlerin kristalize edilerek küçük küçük parçalar haline getirilmek istenip güçsüzleştirilmesi planının bir parçasıdır. Bütün bunlar Arz-ı Mev’ud projesinin kapsamındadır. Referandum üzerinden bölge yeniden dizayn edilmeye çalışılıyor. Bu bölge halklarının asla çıkarına değildir. Bu bir küresel projedir. Oradaki referandum bazıları için heyecan verici olabilir ama buradan çıkarılacak en anlamlı şey böyle bir planın kimseye hayır getirmeyeceğidir. Küçük yapıların ortaya çıkarılması, Osmanlı’nın küçük yapılar çıkarılarak saf dışı bırakılmak istenmesini hatırlatıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Referandumun bölgeye kaos getireceğini de belirten Yalçın, “Altını çizerek tekrar belirtiyorum; Kuzey Irak referandumu bölge halklarının asla ve asla çıkarına değildir. Huzur getirmez, kaos getirir. Bunu kesinlikle doğru bulmadığımızı, buna ümmet bilinci ile baktığımızı söylemeliyim. Irak’ın üniter yapısının korunması gerekir” diye konuştu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.