1. HABERLER

  2. EĞİTİM

  3. EĞİTİM HABER

  4. PISA 2018 Sonuçlarını Başarı Olarak Değerlendirmek Mümkün Değildir!
PISA 2018 Sonuçlarını Başarı Olarak Değerlendirmek Mümkün Değildir!

PISA 2018 Sonuçlarını Başarı Olarak Değerlendirmek Mümkün Değildir!

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından her üç yılda bir gerçekleştirilen ve uluslararası ölçekte matematik, fen ve okuma becerilerini ölçen en önemli sınavlardan biri olan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı PISA 2018 sonuçları...

A+A-

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından her üç yılda bir gerçekleştirilen ve uluslararası ölçekte matematik, fen ve okuma becerilerini ölçen en önemli sınavlardan biri olan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı PISA 2018 sonuçları açıklanmıştır. Türkiye, 37 OECD ülkesi arasında okuma becerilerinde 466 puanla 31’inci; matematik okuryazarlığında 454 puanla 33’üncü, fen bilimlerinde 468 puanla 30’uncu olmuştur.

PISA 2018 sonuçlarına göre Türkiye’de öğrenciler ‘okuma, matematik ve fen bilimi’ alanlarının tamamında 2015’e göre daha iyi bir performans sergilemesine rağmen OECD ortalamasının altında kalmıştır. Türkiye, 2003’den bu yana her üç yılda bir yapılan PISA sınavında bütün branşlarda OECD ortalamasının altında kalmıştır.

2018 sonuçları Türkiye’nin okuma alanında ancak PISA 2012’deki seviyesine yaklaşabildiğini, matematik ve fen alanlarında ise 2012 seviyesinin üzerine ancak çıkılabildiğini göstermektedir. Anadolu ve fen liseleri daha önce olduğu gibi PISA 2018’de de başarılı olmasına rağmen, MEB’in bütün enerjisini imam hatip okullarına aktarmak için seferber olması dikkat çekicidir.

Türkiye’de eğitim becerilerinde alt yeterlilik düzeyinde yer alan öğrencilerin oranı hala çok yüksektir. Örneğin en alt düzeyde yeterlilik gösteren (düzey 1 ve aşağısı) çocukların oranı matematik okuryazarlığında yüzde 36,7; fen bilimlerinde yüzde 25,2; okuma becerilerinde ise yüzde 26,1‘dir.

PISA 2018 sonuçları, 2015’e göre kısmi bir iyileşme gösterse de, 15 yaşındaki öğrencilerin önemli bir oranının hala eğitimde temel becerilerden yoksun olduğu görülmüştür. Okuma becerilerinde üst düzeyde (düzey 5 ve 6) yeterlilik gösteren çocukların oranı 2012 yılında yüzde 4,3 iken, 2015’te bu oran yüzde 0,6‘ya gerilemiş, 2018’de ise yüzde 3,3 olmuştur. Bu alanda OECD ortalaması (yüzde 9) Türkiye’nin üç katıdır.

PISA 2018 sonuçlarına göre Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 63’ü matematikte seviye 2 ve üzerine erişebilirken bu alanda OECD ortalaması yüzde 76’dır. Fen bilimlerinde ise Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 75’i seviye 2 ve üzerine ulaşabilirken, OECD ortalaması yüzde 78 olmuştur.

Türkiye’de sosyoekonomik olarak avantajlı öğrenciler dezavantajlı olanlara göre okuma alanında 76 puan daha fazla almıştır. Türkiye’de avantajlı öğrencilerin yüzde 9’u, dezavantajlı öğrencilerin yüzde 1’i okuma becerilerinde yüksek başarı göstermiştir. Bu durum Türkiye’deki gelir adaletsizliğinin ve sınıfsal eşitsizliğin PISA sonuçlarına somut bir şekilde yansıdığını göstermektedir. Nitekim Türkiye’de en az ve en çok başarılı öğrenciler, OECD ortalamasına göre daha yüksek oranda aynı okuldadır. Bu durum okullar arasındaki eşitsizliğin ne kadar derin olduğunu göstermektedir.

Türkiye’de öğrencilerin içinde bulunduğu sosyoekonomik düzey ile okul başarıları arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Sosyoekonomik olarak en üst yüzde 25’lik dilimde yer alan öğrencilerin ortalama okuma puanı 513 iken en alt yüzde 25’lik dilimde olanların 437 olmuştur. Bu farkın oluşmasının temel nedeni Türkiye’de kamusal eğitimin adım adım tasfiye edilmesi, yoksul emekçi çocuklarının gittiği okullara yeterli kaynak ve ihtiyaç kadar ödenek ayrılmamasıdır.

Türkiye’de eğitim sisteminin piyasa odaklı ve rekabete dayalı olması okullar ve öğrenciler arasındaki farklılıkları artıran bir işlev görmektedir. Özellikle 4+4+4 ile eğitimde yaşanan dinselleşme uygulamaları, felsefe ve bilim derslerinin ağırlığının azaltılarak, dini içerikli derslerin artması, ezberci ve sınav odaklı eğitim anlayışı, okullar, bölgeler, özellikle de cinsiyetler arası eğitim eşitsizliğinin giderilememesi, bunlara ek olarak yaşanan yoksullaşma süreçlerinin öğrencilerin başarısı üzerinde doğrudan etkili olduğu açıktır.

PISA 2018 sonuçlarını Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yaptığı gibi sadece sonuç odaklı olarak değerlendirip, eğitim sisteminin süreç içinde yapısal hale gelmiş bulunan sorunları görmezden gelmek mümkün değildir. Türkiye’deki öğrencilerin yeterince başarılı olamamasının temel nedeni okullarda öğrencilerin bilgiyi ezber düzeyinde öğrenirken, eleştirmeye ve sorgulamaya dayalı bir eğitim anlayışının olmaması, öğrenilen bilgilerin günlük yaşamla ilişkilendirilememesidir.

PISA 2018 sonuçları öğrencilerimizin okuma becerilerinde, matematik ve fen bilimlerinde en basit düzeyde bilgiye sahip olmayı sürdürdüğünü göstermektedir. Sadece eğitime bütçeden pay ayırmak, okul binalarını yenilemek, sınıf mevcudunu azaltmak çocukların başarısı için yeterli değildir. Kamusal eğitime, öğrencilere ve öğretmenlere hak ettiği önemi vermeyen, onlara yatırım yapmayan bir ülkenin eğitimde başarılı olması mümkün değildir.

Eğitim-Sen Genel Merkezi

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler