Altında 10 Bin Dolar Senaryosu: Gümüş mü Altın mı Daha Güçlü?

Rockefeller stratejisti Doug Moglia, altın için 2027’de 5.500 dolar, 2030 öncesinde 8.000 dolar ve uzun vadede 10.000 dolar senaryosuna dikkat çekti. Raporda gümüş ve madencilik hisseleri de değerlendirildi.

Rockefeller Global Investment Management makro ve piyasa stratejisti Doug Moglia, altının yeni emtia döngüsünde güçlü konumunu koruduğunu belirterek dikkat çeken tahminlerde bulundu. Moglia’ya göre altındaki boğa piyasası henüz bozulmuş değil. Raporda, altın ve gümüş için 2027 ve 2030 yıllarına yönelik yüksek fiyat senaryoları da yer aldı.

Altın için 10 bin dolar ihtimali gündemde

Doug Moglia, yayımladığı değerlendirmede altının yeni emtia döngüsünün merkezinde yer almaya devam ettiğini ifade etti. Moglia’ya göre altın fiyatları 2027 yılında ons başına 5 bin 500 dolar seviyesini aşabilir.

Raporda, altının 2030 yılı öncesinde 8 bin dolar seviyesine ulaşabileceği, daha uzun vadeli senaryoda ise 10 bin doların üzerine çıkma potansiyeli bulunduğu belirtildi.

Altın ve gümüşte güçlü yükseliş

Rapora göre 2025 başından bu yana altın fiyatlarında yüzde 92 oranında artış yaşandı. Aynı dönemde gümüşteki yükseliş ise yüzde 152’yi aştı.

Gümüş fiyatları Ocak 2026’da kısa süreli olarak ons başına 120 dolar seviyesinin üzerine çıktı. Bu tablo, değerli metallerde son dönemde yaşanan güçlü fiyat hareketlerini yeniden gündeme taşıdı.

Merkez bankalarının altın alımları dikkat çekti

Moglia’nın değerlendirmesine göre küresel merkez bankaları, 2022-2024 döneminde art arda üç yıl boyunca yıllık 1.000 tondan fazla altın alımı yaptı.

Bu miktarın, yıllık küresel maden üretiminin yaklaşık yüzde 20-25’ine karşılık geldiği ifade edildi. Raporda, 2022 yılında Rusya’nın döviz rezervlerine yönelik yaptırımların merkez bankalarının altına yönelmesinde önemli bir etken olduğu belirtildi.

Altının rezervlerdeki payı artabilir

Moglia, merkez bankalarının rezervlerinde altının yaklaşık yüzde 31 paya sahip olduğunu belirtti. Stratejiste göre bu oranın zaman içinde dolar rezervlerinin yaklaşık yüzde 56’lık payına yaklaşma ihtimali bulunuyor.

2025 yılında merkez bankalarının altın alımlarının 863 metrik tona gerilediği, buna karşılık küresel ETF varlıklarının yaklaşık yüzde 20 artarak 3 bin metrik tonun üzerine çıktığı aktarıldı.

Altını destekleyen küresel dinamikler

Raporda, yeni emtia döngüsünün birçok küresel gelişmeyle desteklendiği belirtildi. Elektrik enerjisine geçiş, yapay zeka altyapısının büyümesi, üretimin yeniden ülke sınırlarına taşınması, enerji güvenliği ihtiyacı ve uzun süredir devam eden yetersiz yatırım eğilimi bu başlıklar arasında yer aldı.

Altın fiyatlarını destekleyen diğer unsurlar arasında ise Fed’in bağımsızlığına yönelik endişeler, artan mali riskler, doların değer kaybı ve jeopolitik gerilimler gösterildi.

Moglia, mevcut altın boğa piyasasının dördüncü yılına girdiğini ve bu süreçte yaklaşık yüzde 200 getiri sağlandığını belirtti. Ayrıca 1970’ler ve 2000’lerde görülen benzer döngülerin ortalama 10 yıl sürdüğüne dikkat çekti.

Altın mı gümüş mü öne çıkacak?

Raporda gümüş piyasasına da ayrı bir başlık açıldı. Gümüşün 2021 yılından bu yana yeşil enerji ve yapay zeka kaynaklı talep artışı nedeniyle yapısal arz açığı verdiği ifade edildi.

Güneş panelleri, elektrikli araçlar, yarı iletkenler ve enerji şebekeleri gümüş talebini artıran başlıca alanlar arasında gösterildi. Ancak gümüş üretiminin yaklaşık yüzde 70’inin diğer metallerin madenciliği sırasında yan ürün olarak ortaya çıkması, arzın fiyat artışlarına hızlı yanıt vermesini zorlaştırıyor.

Gümüşte kısa vadeli potansiyel sınırlanabilir

Mayıs 2025’te 100 seviyesine kadar yükselen altın-gümüş rasyosunun, son dönemdeki oynaklıkla birlikte 50-60 aralığındaki uzun vadeli ortalamasına doğru gerilediği belirtildi.

Moglia’ya göre bu normalleşme süreci nedeniyle gümüşün altına kıyasla kısa vadeli yükseliş potansiyeli artık daha sınırlı olabilir.

Madencilik hisseleri daha cazip görülebilir

Doug Moglia, yalnızca fiziksel altın ve gümüş yerine madencilik şirketlerinin de yatırımcılar açısından dikkat çekici bir alan olabileceğini belirtti.

Raporda, altın ve gümüş madencilerinin operasyonel kaldıraç etkisi ve serbest nakit akışı üretimi sayesinde öne çıkabileceği ifade edildi.

Madencilik endeksinde faaliyet marjlarının yüzde 40 seviyesine yaklaşarak 2011’den bu yana en yüksek düzeylere yakın seyrettiği belirtildi. Ayrıca endeksteki en büyük beş madencilik şirketinin 2025 yılında yaklaşık yüzde 30 marjla 20 milyar dolara yakın serbest nakit akışı yaratmasının beklendiği kaydedildi.

Fiziksel altına karşı madencilik şirketleri

Moglia, fiziksel altının depolama maliyeti ve düzenli getiri üretmeyen yapısına dikkat çekti. Buna karşılık madencilik şirketlerinin temettü ve hisse geri alımları yoluyla yatırımcılara doğrudan getiri sunabildiğini ifade etti.

Raporda yer alan değerlendirmeler, değerli metaller piyasasında altının uzun vadeli güçlü konumunu koruduğunu, gümüşte ise arz-talep dengesinin yakından izlenmesi gerektiğini ortaya koydu.

Ekonomim

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

GÜNDEM Haberleri