Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, ByLock kullanımına dayalı FETÖ/PDY üyeliği davalarında önemli bir karara imza attı. AYM, manevi unsur değerlendirmesi yapılmadan verilen mahkumiyet kararlarının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine hükmetti.
AYM’den ByLock davalarında yeni dönem
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, ByLock kullanımına dayanan silahlı terör örgütü üyeliği davalarında dikkat çeken bir karar verdi.
Ramazan Çakır başvurusunda verilen karar, 24 Şubat 2026 tarihinde alındı ve 19 Haziran 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı.
Kararda, mahkemelerin yalnızca ByLock kullanımını esas alarak mahkumiyet kararı vermesinin yeterli olmadığına dikkat çekildi.
Mahkumiyet için artık bu sorulara bakılacak
AYM kararına göre yerel mahkemeler, ByLock kullanımını değerlendirirken suçun maddi ve manevi unsurlarını ayrı ayrı incelemek zorunda olacak.
Bu kapsamda mahkemelerin şu hususları araştırması gerekecek:
Kişinin ByLock’u hangi amaçla kullandığı,
Örgütün suç işleme amacını bilip bilmediği,
Örgüt hiyerarşisine bilerek ve isteyerek dahil olup olmadığı,
Örgütün varlığına ya da faaliyetlerine somut bir katkı sunup sunmadığı.
Bu değerlendirme yapılmadan verilen mahkumiyet kararlarının adil yargılanma hakkı bakımından sorun oluşturabileceği belirtildi.
ByLock tek başına örgüt üyeliğinin yerine geçemeyecek
AYM’nin kararında, ByLock kullanımının ilk bakışta örgütle bağlantı şüphesi doğurabileceği kabul edildi.
Ancak bu tespitin, silahlı terör örgütü üyeliği suçunun tüm unsurlarının yerine geçemeyeceği vurgulandı.
Mahkemelerin, sanığın özel kastını ve örgütsel hiyerarşi içindeki konumunu somut biçimde ortaya koyması gerektiği ifade edildi.
AİHM içtihadına yaklaşan karar
Kararın dikkat çeken yönlerinden biri de Anayasa Mahkemesi’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadına yaklaşan bir değerlendirme yapması oldu.
AİHM, daha önce Yalçınkaya kararında ByLock kullanımının tek başına silahlı terör örgütü üyeliğinin maddi ve manevi unsurlarının yerine geçemeyeceğini belirtmişti.
AYM’nin yeni kararında da örgüt üyeliği için kişinin örgütün suç işleme amacını bilmesi, özel kastla hareket etmesi ve örgüte somut katkı sunması gerektiği yönündeki değerlendirme öne çıktı.
Yargıtay’ın manevi unsur yaklaşımına dikkat çekildi
Kararda, Yargıtay’ın silahlı örgüt üyeliği suçunun manevi unsuruna ilişkin yaklaşımına da yer verildi.
Buna göre bir örgüte katılan kişinin, örgütün suç işleyen veya suç işlemeyi amaçlayan bir örgüt olduğunu bilmesi gerekiyor.
Ayrıca kişinin bu amacın gerçekleşmesine yönelik özel bir niyetle hareket edip etmediğinin de değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Esaslı hata ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gündemde
AYM kararının ardından ByLock’un tek başına ya da belirleyici delil olarak kabul edildiği dosyalarda yeni bir değerlendirme yapılması bekleniyor.
Sanığın programı örgütün amaç ve faaliyetleri doğrultusunda indirip kullandığının ortaya konulması gerekecek.
Aksi durumda TCK 30/1 kapsamında esaslı hata hükümleri veya şüpheden sanık yararlanır ilkesi gündeme gelebilecek.
Karar otomatik beraat anlamına gelmiyor
AYM’nin verdiği ihlal kararının, başvurucular açısından otomatik beraat sonucu doğurmadığı özellikle belirtiliyor.
Yerel mahkemeler, yeniden yapılacak yargılamalarda manevi unsurun nasıl gerçekleştiğini somut gerekçelerle ortaya koymak zorunda olacak.
Bu nedenle karar, doğrudan beraat değil, yargılamalarda delil değerlendirmesinin daha kapsamlı yapılması gerektiği anlamına geliyor.
Binlerce dosya için önemli etki doğurabilir
Kararın, ByLock nedeniyle yargılanan veya dosyası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınan çok sayıda kişi açısından önemli sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.
AYM’nin bu içtihat değişikliği, benzer başvuruların bir kısmının iç hukukta yeniden ele alınmasının önünü açabilir.
Hukuk çevreleri, kararın ByLock davalarında delil standardı ve adil yargılanma hakkı bakımından yeni bir döneme işaret ettiğini belirtiyor.
Yerel mahkemeler için yeni değerlendirme zorunluluğu
Bu kararla birlikte yerel mahkemelerin ByLock dosyalarında yalnızca teknik kullanım tespitine dayanarak karar vermesi yeterli görülmeyecek.
Mahkemeler, kullanımın amacı, örgütsel bağlantı, bilerek ve isteyerek katılım ile somut katkı gibi unsurları birlikte değerlendirecek.
AYM’nin kararı, ByLock yargılamalarında manevi unsur incelemesini merkezî bir başlık haline getirdi.
Kararı görmek için tıklayınız.
memurlar.net