Bakan Avcı: Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini kaldırdık

Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı, dil olarak Türkçede cinsiyet ayrımının olmadığını belirterek, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin farklı bir tezahürü olarak kadınlara yönelik ayrımcılığın pekiştirilmiş bir örneğini yaşadıklarını; kadınlıkların giyim kuşamlar

Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Sheraton Otel´deki "Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi"nin açılış toplantısına katıldı.

Bakanı Avcı konuşmasına, böyle bir projenin hayata geçirilmesinden ötürü Avrupa Birliği Temsilciliğine, Millî Eğitim Bakanlığı çalışanlarına ve katkıda bulunan herkese teşekkür ederek başladı.  

Bakan Avcı, “Sevgili Bela Beye çok teşekkür ediyorum. Özellikle vurguluyorum Bela Bey diye” ifadelerini kullanarak Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Bela Szombat’e teşekkür etti.

Bela Szombat’in Türkçeye yavaş yavaş ısınmakta olduğunu görmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Bakan Avcı, “Bu konuyla ilgili toplantı ön hazırlıkları sırasında aramızda neler söylenebileceğini, aramızda görüşürken çok sevdiğim bir arkadaşım, ‘Türkçeden başlayabilirsiniz’ dedi. Türkçede cinsiyet ayrımının olmadığını pek çok dilde özellikle İngilizcedeki, Fransızcadaki Almancadaki İtalyancadaki  cinsiyetçi yapının gramerin bizde olmadığını söyleyerek de başlayabilirsiniz dedi. Evet, öyledir,  Türkçede biz, o, dediğimiz zaman karşımızdakinin kadın mı erkek mi olduğuna ayrıca vurgu yapma ihtiyacı duymayız. Hepsine aynı ifade ile sesleniriz” diye konuştu.

Psikiyatrist  Yankı Yazgan’ın toplantıda kullandığı ‘Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz’ atasözüne atıfta bulunan Bakan Avcı şunları söyledi: “Şimdi Millî Eğitim Bakanı olarak ben üzerime aldım. Alındım değil, üzerime aldım, almak zorundayım, çünkü Millî Eğitim Bakanlığı olarak öğretmenlerimizin çoğu kadın olduğu halde yönetici kadrolarımızda maalesef kadın yönetici sayısı erkek yönetici sayımız ile karşılaştırılamayacak kadar düşük çok düşük. Bunun çok çeşitli sebepleri olduğunu biliyoruz. Bu proje aynı zamanda bu konudaki duyarlılığın da bir kere daha gündeme gelmesine, pekiştirilmesine ve artırılmasına vesile olacaktır. Hatta bu proje önerisi ilk defa önümüze  geldiği zaman ben, acaba projenin mimarisini  radikal bir biçimde değiştirebilir miyiz  ve bu projeyi öncelikle bizim eğitim yönetimimize yönelik bir proje haline getirebilir miyiz diye düşündüm, fakat epey bir mesafe alınmıştı o tarihte. Projenin mimarisi epey şekillenmişti. Dolayısıyla o projeyi tamamlayacak başka bir proje ile yapmayı ümit ederek bu şekilde yapmış olduk.”

 

“Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini kaldırdık”

“Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda bu projede pek çok güzel şey yapılacak, ama en önemlilerden bir tanesi de  10 ders programının ve 80 ders kitabının bu gözle elden geçirilecek olmasıdır” diyen Bakan Avcı, ders kitaplarının seçiminde görev yapan panelistlerin eğitilmesi ile ders kitabi yazarlarının eğitilmesinde Millî Eğitim Bakanlığı olarak katkıda bulunacaklarını ifade etti.  

Yönetim kadrolarındaki olumsuzluktan söz edildiği gibi bir siyasetçi olarak olumlu gelişmelerden de söz etmeden geçemeyeceğini ifade eden Bakan Avcı şunları söyledi: “Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin tezahürleri toplumdan topluma değişebiliyor. Türkiye’de biz bunun belki başka ülkelerde de örnekleri görülen bir tezahürünü çok yakın  tarihlerde kadınlara yönelik ayrımcılığın kendi içerisinde de pekiştirilmiş bir örneğini yaşamıştık. Kadınlıklarını giyim kuşamları ile farklı bir biçimde ifade etmek isteyenlerin nasıl eğitim haklarından mahrum bırakıldıklarını, yönetim kadrolarından, kamuda çalışma haklarından mahrum bırakıldıklarını yakın tarihe kadar biliyoruz. Bu engelleri kaldırdık. Kadınlıklarını ya da toplumsal cinsiyetlerini kendi istedikleri gibi ifade etmek isteyenlerin önünü açtık. İyi bir şey yaptık. Bu projenin yapılan iyi ve henüz yapılmayan iyi işlere işaret edecek bir proje olarak bizim çok işimize yaracağını biliyorum.”

 

Ders kitaplarından cinsiyet eşitliğine aykırı bölümler çıkarılarak toplumsal cinsiyet eşitliği konuları müfredatın içinde eritilerek verilecek

Bakan Avcı, toplantı sonrası gazetecilerin konuyla ilgili sorularını cevapladı. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin YÖK tarafından zorunlu ders haline getirileceği hatırlatılarak, Millî Eğitim’de  de bir ders olarak okutulmasının söz konusu olup olmadığı sorusuna, “Ortalama haftada 40 saat ders yapma şansımız var. Herhangi bir okulumuzda, ortaokulumuzda, liselerimizde de dolayısıyla her önemli konuyu ayrı bir ders konusu haline getirme imkânımız yok. Özellikle bu tip konular ayrıca ders konusu olduğu zaman biraz formalite icabı yapılır hale de dönüşebiliyorlar. Onun için biz bu tür konuları diğer derslerin içine yedirerek, diğer müfredatın içinde eriterek verdiğimiz zaman çok daha etkili olacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla zaten projenin bileşenlerinden bir tanesi, 10 ders programının ve 80 ders kitabının bu gözle proje beklentileri açısından, proje kriterleri açısından gözden geçirilmesini hedefliyoruz. Onun dışında bu konuların da ilgili derslerin içerisinde verilmesinde büyük yarar var. Projenin süresi 24 ay. Dolayısıyla zaman içerisinde önümüzdeki yıldan başlayarak bunun verimlerini almaya başlarız. Hemen her derste bununla ilgili materyaller bulmak mümkündür. Bir matematik sorusunu formüle ederken de cinsiyet ayrımcılığı yapabilirsiniz veya ondan kaçınabilirsiniz. Bir tarih konusunu anlatırken de cinsiyet ayrımcılığı yapabilirsiniz. Farkında olmadan yapabilirsiniz. Dolayısıyla bütün ders kitaplarımızın aslında bu açıdan elden geçirilmesi gerekir, ama şimdi 10 ders programı ve 80 ders kitabı bu açıdan gözden geçiriliyor. Onun dışında ayrıca ders kitabı yazarlarımız ve panelistlerimiz de bu kriterler doğrultusunda eğitimden geçiriliyorlar” şeklinde cevap verdi.

 

“Cinsiyet ayrımcılığının en acımasız örneklerinden bir tanesini üniversitelerdeki kılık kıyafet yasağında yaşadık”

Bakan Avcı, kurumsal olarak kadın yönetici sayısının az olduğu yönündeki eleştirisiyle ilgili soruya, “Özellikle bu projenin öncelikle yöneticilerimize yönelik olması gerektiğini düşünüyorum, ama şimdi proje mimarisi doğrudan yöneticileri hedef almıyor. Daha çok müfredata yönelik, ama biz zaten bu eksiğimizin farkındayız. Kadın yönetici sayımızın azlığının farkındayız. Geriye doğru başkalarını suçlayacak ifadeler kullanmak istemiyorum ama geriye doğru bunun pek çok sebebi var. Başörtülü yönetici atanamaması, başörtülü kızların üniversiteye devam edememesi, cinsiyet ayrımcılığının en acımasız örneklerinden bir tanesini biz o üniversitelerdeki kılık kıyafet yasağında yaşadık. Okullarımızda, yöneticilerimizde, kamu çalışanlarımız da bu tür ayrımcılıkları çok üzüntü verici örneklerini geçmişte yaşadık. Şimdi onlar kalktı dolayısıyla o anlamda da cinsiyet ayrımcılığının önüne geçecek güzel işleri yaptığımızı vurguladım” yanıtını verdi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

MEB PERSONEL Haberleri