Eğitim-Bir-Sen’den Siverek’te büyük protesto: “Artık yeter”

Eğitim-Bir-Sen, Siverek’teki saldırı sonrası Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yaptı. Ali Yalçın, eğitimde şiddetin yaygınlaştığını belirterek acil önlem çağrısı yaptı.

Eğitim-bir-Sen'den yapılan açıklama şöyle:

Okul baskınının gerçekleştiği Siverek’te binlerce eğitim çalışanı ve ilçe halkının katılımıyla eğitimde şiddete karşı protesto yürüyüşü gerçekleştirdik; ülke genelinde geniş katılımlı basın açıklamaları yaparak tepkimizi kamuoyuyla paylaştık.

Genel Başkanımız Ali Yalçın, Siverek’te yapılan yürüyüşün ardından basın mensuplarına saldırıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Artık yeter

“Eğitimde şiddete hayır”, “Okulda silahın işi ne”, “Bu gidişe dur diyelim”, “okulda şiddete öfkemiz büyük” dövizlerinin taşındığı eylemde konuşan Yalçın, şiddet olaylarının toplum içinde yaygınlaştığını, eğitim kurumlarının şiddet olaylarının sıklıkla yaşandığı alanlara dönüştüğünü, eğitim çalışanlarının şiddetin adeta açık bir hedefi hâline geldiğini söyledi.

Bu manzaranın toplumsal değerlerin çöküş göstergesi olduğunu vurgulayan Yalçın, “Bu yaşananlar karşısında herkes başını iki elinin arasına alıp ‘nereye bu gidiş’ dile sormalı, sorumluluğunu düşünmelidir” dedi.

Öğretmenin itibarsızlaşmasının da toplumsal değerlerin çöküş alameti olduğunu ifade eden Yalçın, şöyle devam etti: “Bu topraklarda bin yıldır var olan ‘Bir harf öğretene 40 yıl hizmet etmek gerekir’ anlayışı terk edildi. Eğitimciler, her türlü mecra kullanılarak yıpratılan, şikâyet edilen, darbedilen insanlara dönüştürüldü. Bu yanlış iklimin sonucunda Siverek’te yaşadığımız vahim tablo oluşmuştur. ABD gibi ülkelerde sıklıkla görülen silahlı okul baskının bir benzerinin ülkemizde gerçekleşmesi, bugüne kadar yaşananlar sebebiyle görevleri başında can güvenliği endişesi taşıyan eğitim çalışanlarını daha büyük bir endişeye sevk etmektedir. Tüm Türkiye’de bir gün iş bırakarak gösterdiğimiz tepki bu büyük endişenin görülmesini de sağlamak amacını taşımaktadır.”

Her yıl öğretmenler günü kutlamalarının yapıldığını hatırlatan Yalçın, “Öğretmenliğin değerine dair güzel sözler söyleniyor, öğretmenlerle yaşanmış kıymetli hatıralar paylaşılıyor ama hemen ertesinde hiçbir şeyin değişmediğini görüyoruz. Geliştirilen, kurulan mekanizmalarla, toplumun üzerine boca edilen haberlerle öğretmenin itibarı yok edilmeye devam ediyor. Biz ‘öğretmene değer, her şeye değer’ derken, toplumda ‘öğretmen sahipsizdir, vuranın yanına kâr kalır’ düşüncesi hâkim olmaktadır. Bu iklimde maalesef öğretmenler öğrencisinden ve velisinden korkar hâle gelmiştir. Bu tablo doğru değildir. Bu tablodan ülkemize fayda gelmez. Yarınlarımız aydınlanmaz. Bu tablodan sevgi saygı çıkmaz. Adeta distopik bir hikâyenin parçasına dönüşen bu tabloyu kabul etmiyoruz. Yakın zamanda İstanbul’da Fatma Nur Çelik’in meydana gelen menfur saldırı sonucu hayatını kaybetmesi, Ankara Pursaklar’da bir grubun okula saldırarak öğretmeni darbetmesi ve dün Siverek’te öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi, polisimizi ve vatandaşlarımızı hedef alan menfur saldırı bizi 81 ilde iş bırakmaya ve kitlesel eylem kararı almaya sevk etti. Bu saldırılar sadece bireylere değil, eğitime, topluma ve doğrudan geleceğimize yapılmaktadır” şeklinde konuştu.

Bu gidiş kabul edilemez

“Siverek’te Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde eski bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen saldırı bir kez daha göstermiştir ki okullarımızda eğitimcilerimize ve öğrencilerimize yönelen şiddet artık münferit değil, yaygın bir toplumsal sorundur. Bu durum, toplumsal çürümeyi açıkça gözler önüne sermektedir” diyen Yalçın, “Bugün daha iyi bir eğitim için müfredatı, pedagojiyi ve geleceği konuşmamız gerekirken, şiddeti konuşmak zorunda kalıyoruz. Bunun sebebi, şiddetin artan toplumsal maliyetine rağmen, çözüm üretmekte yetersiz kalınmasıdır. Artık öyle bir noktadayız ki eğitim çağındaki çocuklar şiddetin faili hâline gelmekte, silaha erişim kolaylaşmakta ve okullar güvenli alanlar olmaktan uzaklaşmaktadır. Aklı olanın da olmayanın da öğretmene, öğrenciye ve eğitim çalışanına yöneldiği bir zemin oluşmaktadır. Bu gidiş kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

Ali Yalçın, eğitimciye yönelik şiddetin bireysel bir suç olmaktan çıktığını, doğrudan bir iş güvenliği sorunu hâline geldiğini kaydederek, her saldırının geleceğimizi kararttığını, eğitim ortamını zehirlediğini ve toplumsal huzuru tehdit ettiğini dile getirdi.

Yapılması gerekenler

Yaşanan bu elim hadisenin, dijital ve fiziki güvenlik açıklarımızı acı bir şekilde yüzümüze vurduğunun altını çizen Yalçın, yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: “Failin önceden yaptığı tehditlerin zamanında tespit edilerek önlenmesi mümkündü. Sanal medya üzerinden yapılan tehditler tespit edilmeli ve bölgedeki güvenlik birimleri harekete geçirilmelidir. Eğitim hakkını korumak, eğitim ortamında güvenlik ve huzuru sağlamak için öğrenci disiplin yönetmeliği yenilenmelidir. Dijital mecralar yoluyla yapılan istismar, tehditler ve akran zorbalığı konusunda ebeveynlere sorumluluk yüklenmelidir. Okul polisi uygulaması yaygınlaştırılmalıdır. Her okula rehber öğretmen normu verilmeli, okullardaki rehberlik hizmetleri artırılmalıdır. Sanal dünyada yapılanların gerçek ve bağlayıcı adli sonuçları olduğu bilinci öğrencilere kazandırılmalıdır. Bilişim ve çocuk suçlarında adli ihtisaslaşma sağlanmalıdır. İnternet üzerinden okullara veya şahıslara yöneltilen tehditlerin soruşturulmasında, adli süreçler daha etkin ve hızlı işletilmelidir. Çocukları ve gençleri şiddete özendiren oyunlar ile ahlaki yozlaşmaya sebep olan sosyal medya içeriklerine karşı gerekli tedbirler alınmalı ve bu içeriklerin yaygınlaşması engellenmelidir. Zorunlu eğitimin özellikle son 4 yılı ivedilikle gözden geçirilmelidir. Okulla ilgisi olmayan, keyfî devamsızlık yapan, eğitim-öğretimi engelleyen gençlerin zorla okulda tutulmasının yanlışlığı görülmeli ve zorunlu eğitim kapsamı dışına çıkarılabilmelidir. Bu önlemleri almadığımız, toplum olarak çocuklarımız ve gençlerimiz adına bir hassasiyet geliştirmediğimiz takdirde yaşanacak her yeni şiddet olayının sorumluluğu, gerekli adımları atmayan yetkililerin omuzlarında olacaktır.”

Öğretmene uzanan el geleceğe uzanmıştır

Velilere de seslenen Yalçın, şunları söyledi: “Öğretmenler sizlerin en kıymetli varlığınız olan çocuklarınıza hizmet için dişini tırnağına takarak çalışmaktadır. Bu temel gerçeği kabul etmek gerekir. Çok basit konularla şikâyet edilmek, okulda derste yaşananların aslını öğrenmeden tepki göstermek ve eğitim çalışanlarını hedef hâline getirmekle hiçbir yere varılamaz. Bizler ülkemizin geleceği için sizin kıymetlileriniz, çocuklarınız için buradayız.”

Öğretmeni değersizleştiren, hedef hâline getiren anlayışın en büyük zararı ilk başta çocuklara ve ailelerine verdiğini belirten Yalçın, bu kötü anlayışın karşısında öğretmenlerin itibarını korumak kadar çocukları ve ülkemizin yarınlarını korumak için de durduklarını ifade ederek, “Bugün Siverekli çocuklar için buradayız. Siverekli öğretmenlerimiz için buradayız. Şunu herkes bilmelidir: Öğretmene uzanan el, geleceğe uzanmıştır” diye konuştu.

Eğitimcilerin ve öğrencilerin güvenliğini sağlamak ertelenemez bir sorumluluktur

“Eğitimciye yapılan saldırı, bu milletin vicdanına yapılmıştır. Bu bir uyarıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir” diyerek sözlerini sürdüren Yalçın, “Şiddeti normalleştiren, görmezden gelen ve gerekli tedbirleri almayan herkes bu tablonun sorumlusudur. Artık sabrımız kalmamıştır. Devletin en temel yükümlülüğü, vatandaşlarının can güvenliğini sağlamaktır. Eğitimcilerin ve öğrencilerin güvenliğini sağlamak, okullarda huzurlu bir eğitim ortamı oluşturmak ertelenemez bir sorumluluktur. Eğitimci, savunmasız, korumasız ve yalnız bırakılmamalıdır. Eğitimciye, yaptığı işin onuruna yakışır güvenlik ve çalışma şartları derhal sağlanmalıdır. Eğitimcilere ve öğrencilere sahip çıkmak, ülkenin geleceğine sahip çıkmaktır. Gerekli adımlar atılmazsa, bu sürecin takipçisi olacağımızı ve mücadeleyi her platformda büyüteceğimizi ilan ediyoruz. Şiddeti bir kez daha kınıyor, saldırıya uğrayan eğitimcilerimize, öğrencilerimize, polisimize ve eğitim görevlimize acil şifalar diliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye genelinde alanlara çıkarak saldırıyı protesto ettik

Şube başkanlarımız, illerde basın açıklamaları yaparak okula silahlı baskını protesto ederken, eylemlerin Ankara’daki adresi ise Millî Eğitim Bakanlığı oldu.

Çok sayıdaki üyemizin ve teşkilat mensubumuzun katılımıyla bakanlık önünde yapılan eylemde bir konuşma yapan Genel Sekreterimiz Talat Yavuz, gereken tedbirlerin bir an önce alınması çağrısında bulunarak, eğitimde şiddeti ortadan kaldıracak adımların atılmasının elzem olduğunu söyledi.

Eylemimize, Eğitim-Bir-Sen’in sendikal tecrübe ve birikiminden faydalanmak üzere Ankara’da bulunan Ganalı sendikacılar da katılım sağladı.

Yaralılara ziyaret

Genel Başkanımız Ali Yalçın, Siverek’te okul baskınında yaralanan öğrenciler ile okulda görev yapan öğretmen ve çalışanlara “geçmiş olsun” ziyaretinde bulundu.

Hastanede tedavileri devam eden yaralıların sağlık durumlarına ilişkin yetkililerden bilgi alan Genel Başkanımız Ali Yalçın, saldırıda yaralananların aileleriyle de bir araya gelerek sürecin takipçisi olacaklarını ifade etti. Genel Başkanımız, olayın yaşandığı okulda öğretmenlerle buluşarak “geçmiş olsun” dileklerini iletti.

Genel Başkanımız ayrıca, Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak ve İl Millî Eğitim Müdürü Asım Sultanoğlu ile görüşme gerçekleştirdi.

Ziyaretlerde, Genel Başkan Yardımcımız Ramazan Çakırcı da hazır bulundu.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

MEB PERSONEL Haberleri