Eğitim-Bir-Sen, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın üniversitelerde ders yükünün azaltılması, tekrar eden içeriklerin ayıklanması ve uygulamalı eğitime daha fazla ağırlık verilmesi yönündeki çağrısına destek verdi. Sendika, sürecin yalnızca ders sayısını düşürmekle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek kapsamlı bir müfredat reformu yapılmasını istedi.
Eğitim-Bir-Sen’in değerlendirmesinde; üniversitelerde niteliğin artırılması, öğrencilerin araştırma ve proje çalışmalarına daha fazla zaman ayırması, ölçme-değerlendirme sisteminin yenilenmesi ve uygun lisans programlarının eğitim sürelerinin yeniden ele alınması öne çıktı.
Üniversitelerde ders yükü azaltılsın
Eğitim-Bir-Sen, lisans öğrencilerinin yoğun ders programları nedeniyle araştırma, proje, sosyal ve kültürel faaliyetlere yeterince zaman ayıramadığına dikkat çekti.
Sendikaya göre, farklı derslerde tekrar eden içeriklerin belirlenerek ayıklanması ve ders programlarının daha dengeli hâle getirilmesi gerekiyor. Böylece öğrencilerin yalnızca bilgi edinmeye değil, öğrendiklerini anlamaya, uygulamaya ve kalıcı hâle getirmeye daha fazla zaman ayırabilmesi amaçlanıyor.
Açıklamada, Türkiye’deki lisans programlarının ders sayıları ve müfredat yapılarının Avrupa Yükseköğretim Alanı’ndaki eşdeğer programlarla karşılaştırılması da önerildi.
Sadeleştirme kapsamlı bir müfredat reformuna dönüşmeli
Eğitim-Bir-Sen, ders sayısının azaltılmasının tek başına yeterli olmayacağını vurguladı. Müfredat değişikliklerinin bilimsel veriler ve iş gücü piyasasının ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanması gerektiğini belirtti.
Bu kapsamda alan uzmanları, ölçme-değerlendirme ve program geliştirme uzmanları ile kamu ve özel sektör temsilcilerinin yer alacağı komisyonların oluşturulması önerildi.
Sendika ayrıca, ders sayısındaki azalmanın öğrencilerin toplam öğrenme yükünün diğer derslere aktarılması anlamına gelmemesi gerektiğini ifade etti. AKTS hesaplamalarının, haftalık ders saatlerinin ve öğrencilerin bağımsız çalışma sürelerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Ezber odaklı sınavlar yerine proje ve uygulama
Müfredat reformunun ölçme ve değerlendirme süreçlerini de kapsaması gerektiğini belirten Eğitim-Bir-Sen, ezber odaklı sınavlar yerine araştırma, proje, uygulama, eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerini geliştiren yöntemlerin yaygınlaştırılmasını istedi.
Öğrencilerin erken dönem saha uygulamalarına katılması ve teorik bilgilerini pratikte kullanabilmesi de öneriler arasında yer aldı.
Sendikaya göre bu yaklaşım, öğrencilerin birlikte çalışma, üretme ve karşılaştıkları sorunlara çözüm geliştirme becerilerini destekleyebilir.
Uygun lisans programlarında eğitim süresi yeniden değerlendirilsin
Eğitim-Bir-Sen’in açıklamasında dikkat çeken başlıklardan biri de lisans eğitiminin süresi oldu.
Sendika, uluslararası örnekler, programların öğrenme çıktıları ve mesleki yeterlilikler dikkate alınarak lisans programlarının öğretim sürelerinin yeniden değerlendirilmesini önerdi. Uygun programlarda eğitim niteliğinden ödün vermeden daha kısa sürede mezuniyet imkânlarının araştırılması gerektiğini savundu.
Bu öneri, bütün lisans programlarının süresinin kısaltılması yönünde kesinleşmiş bir karar anlamına gelmiyor. Eğitim-Bir-Sen, programların özellikleri dikkate alınarak değerlendirme yapılmasını istiyor.
Öğrencilerin sosyal ve kişisel gelişimi de desteklenmeli
Sendika, yükseköğretimde başarının yalnızca akademik dersler ve mesleki yeterliliklerle ölçülmemesi gerektiğini de vurguladı.
Üniversite toplulukları, kültürel ve sportif faaliyetler ile sosyal sorumluluk projelerinin öğrencilerin çok yönlü gelişimine katkı sağlayacak biçimde desteklenmesi önerildi.
Ayrıca çalışan, sosyoekonomik açıdan dezavantajlı ve öğrenme imkânları sınırlı öğrencilerin ihtiyaçlarının gözetilmesi; üniversiteler arasındaki imkân ve kalite farklılıklarının dikkate alınması gerektiği belirtildi.
Eğitim-Bir-Sen’den 10 maddelik reform önerisi
Eğitim-Bir-Sen, yükseköğretimde niteliğin artırılması amacıyla şu adımların atılmasını istedi:
Ders yükünün gözden geçirilmesi: Aşırı ders yükü ve tekrarlanan içerikler belirlenerek kapsamlı bir müfredat reformu yapılması.
Uluslararası karşılaştırma: Türkiye’deki lisans programlarının Avrupa Yükseköğretim Alanı’ndaki eşdeğer programlarla karşılaştırılması.
Öğrenme yükünün dengelenmesi: Ders sayısının azaltılmasının toplam öğrenme yükünü artırmaması; AKTS, ders saatleri ve bağımsız çalışma sürelerinin birlikte değerlendirilmesi.
Araştırma ve projelere zaman ayrılması: Öğrencilerin bilimsel araştırma, bağımsız öğrenme ve saha uygulamalarına daha fazla katılabilmesi.
Ölçme-değerlendirme sisteminin yenilenmesi: Ezber yerine araştırma, proje, uygulama ve problem çözme becerilerini ölçen yöntemlerin yaygınlaştırılması.
Lisans sürelerinin değerlendirilmesi: Uygun programlarda daha kısa sürede mezuniyet imkânlarının araştırılması.
Sosyal gelişimin desteklenmesi: Öğrencilerin kültürel, sportif ve sosyal sorumluluk faaliyetlerine katılımının artırılması.
Fırsat eşitliğinin korunması: Çalışan ve dezavantajlı öğrencilerin ihtiyaçlarının gözetilmesi, üniversiteler arasındaki farklılıkların dikkate alınması.
Akademisyenlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi: Öğretim elemanlarının araştırma, danışmanlık, uygulamalı eğitim ve öğrencilere geri bildirim için daha fazla zaman bulabilmesi.
Pilot uygulama ve bilimsel değerlendirme: Reformların farklı üniversite ve disiplinlerde pilot uygulamalarla başlatılması; sonuçların bilimsel yöntemlerle izlenmesi.
Eğitim-Bir-Sen, müfredat değişikliklerinin akademisyenler, öğrenciler ve mezunların görüşleri alınarak hazırlanmasını da önerdi. Sendikaya göre öğrenci başarısı, öğrenme kazanımları, mezuniyet süreleri, istihdamla uyum ve öğrenci memnuniyeti gibi göstergeler reformun etkisini değerlendirmede kullanılmalı.
YÖK’ün müfredat sadeleştirme çağrısına destek veren sendika, yükseköğretimde asıl hedefin yalnızca daha az ders değil, daha nitelikli ve kalıcı öğrenme olması gerektiğini vurguladı.