Eğitim gündemi yoğun ve sendikalar hareketli. Tam da kim ne yapıyor, ne işle meşgul diye bakma zamanı. Bir tarafta derdine, talebine çözüm için çabalayan on binler, diğer tarafta bu hareketliliği yönetmeye ve avantaja çevirmeye çalışan biz sendikacılar.
Atama bekleyen öğretmenler başlığında mülakat mağdurları, 2024 KPSS ile kontenjan kurbanları ve bugün akademide eğitime başlayan on bin öğretmen adayı. 2023 yılında atanıp göreve geç başlatılan öğretmenlerin üç yıllık süre hesabında 31 Aralık tarihi esas alınsın talebi, doğuda çakıldık kaldık, iller arasına daha çok kontenjan verilsin talebi…
Alan değişikliğinde bütün kontenjanlar açılsın, idareciler kendi okullarında kalarak alan değiştirebilsin, şube müdürlüğü rotasyonuna yeni düzen getirilsin, bölgeler güncellensin. Kariyer kapsamı dışında kalan şube müdürleri, ilçe müdürleri, il MEM müdür yardımcıları, müfettişler, araştırmacı ve uzmanlar kapsama dâhil edilsin, usta öğreticilere ve pictese kadro verilsin talepleri.
Üniversite idari personeli yer değiştirebilsin, akademik zam yapılsın, ek ders birim ücreti artırılsın, yeni doçentlik kriterleri yeni başlayanlara uygulansın, görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavı yapılsın, özel güvenlik unvanı düzenlensin, işçiler memurlara amir yapılmasın…
Kamuda maaş dengesi kurulsun, YHS, GHS olsun, 1. Dereceye 3600 ek gösterge gelsin, vergi dilimi yüzde on beşe sabitlensin, yeşil pasaport hakkı genişletilsin, aşçıların görev tanımları olsun, lojmanlarda adalet sağlansın, sürgün ve mobbinge çözüm bulunsun, 13-b/4 kaldırılsın, CİMER kapatılsın, öğrenci affı herkesi kapsasın…
Daha onlarca talep, problem ve öneri. Peki, sendikalar ne yapıyor derseniz, bakalım. Nisan ayı KİK haftası, biz MEB ve YÖK’te onlarca gündemle masaya oturacağız. Alan değişikliği takvimi yayınlandı, takvim işliyor. Kariyer mağduru grupla ilgili çözüme yakınız. 31 Aralık talebinde yol alıyoruz, iller arasına daha çok kontenjan takibimizde.
Bugünlerde biz bir yandan bu talep ve gündemlerle boğuşurken bir yandan da irili ufaklı diğer sendikaların 15 Mayıs sendromuna karşı mesai harcamak zorunda kalıyoruz. Laiklikten Atatürkçülüğe, Cumhuriyetten İstiklal Marşımıza son iki aydır kullanmadıkları, çarpıtmadıkları, dillerine dolamadıkları bir şey kalmadı.
Geçmişte kalmış hassasiyetleri kaşıyan, bir buçuk saatlik bir konuşmadan bir cümleyi bağlamından kopararak alan, üstüne yalan yanlış maaş ve malvarlığı iftiralarını ekleyen sözde sendika yöneticisi, siyaset tüccarı, kooperatif ve makam sapığı, köhne zihniyetli yazarçizer takımı, kanı bozuk LGBT sapkınları, salya sümük yaptığınız saldırıları görünce aklıma nedense: “Arkasından kırk it havlatmayan kurt, kurt değildir.” sözü geliyor, duygularıma hakim olamıyorum.
Kimse bizi üyemize, insanımıza, ülkemize ve tüm insanlığa hizmetten alıkoyamayacaktır. Ne dediğimizi anlayamayan varsa bugüne kadar yaptıklarımız ve gündemimizde olanların yanında, dün Barcelona’dan yola çıkan Sumud filosuna ve oraya katılan başkanlarımıza baksın.
Biz işimizi yapıyoruz, onlarda kendilerine yakışanı yapıyor. Bugün tarih onlara doğru yerde durma imkânı sunuyor, onlarsa yanlışta ısrar ediyorlar.
Talat YAVUZ
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri