ERGENLİK DÖNEMİ VE EĞİTİM

Hüseyin ÖZKAN

ERGENLİK DÖNEMİ VE EĞİTİM

Hüseyin ÖZKAN*

Eğitimin verimliliği açısından gerek eğitim ortamı gerekse muhteva açısından planlama yapılırken öğrencilerin gelişim dönemleri dikkate alınması gerekir. Bu öğrencileri okulda olmaktan ve öğrenmekten mutlu almalarını sağlayacak bir unsurdur.

Bu yazı da eğitim çağının büyük bir bölümünü kapsayan ergenlik döneminin fiziksel ve emosyonel gelişim özellikleri, genelin vakıf olduğu konular atlanarak kısaca anlatılacaktır.

Ergenlik dönemi kızlarda ortalama 11, erkeklerde ortalama 13 yaş dönemine denk gelir. Bu dönem boyunca beyindeki nöral ağların yeniden yapılandığı, beynin bazı bölümlerinde değişiklikler görüldüğü genel olarak beyaz madde miktarında artma, gri maddede azalma olduğu bilinmektedir. Beyinde belirgin gelişme ve değişme görülür. Bu dönem beynin erken beyin gelişimindeki bağlantılara benzer düzeneklerle yeniden yapılandığı bir dönemidir. Çocuklar ergenlik dönemine geldiklerinde tıpkı bebeklik döneminde olduğu gibi önceden kurulamamış bağlantılar bu dönemde yeniden kurulabildiği bilinmektedir. O nedenle ergenlik dönemi tabiri caizse köprüden önce son çıkış olarak değerlendirilebilir. Çünkü ilk üç yılda verimli bir beyin gelişimi sağlayamamış çocuklar ergenlik döneminde yeniden bağlantısallık geliştirerek bu fırsattan yararlanabilmektedirler.

Ergenlik dönemi bir anlamda ayırt edici bir özelliğe sahiptir. Zihinsel fonksiyonların gelişmesi için zengin kaynaklardan yararlanan gençler diğerleri arasındaki farkı iyice açmakta ve beyin fonksiyonlarını yeterince kullanabilmektedir. Duyu organları ile beyne bilgi gönderemeyen veya tekdüze eğitim yaşantısı olan çocuklar ise beyin fonksiyonlarının işlevsizliğinden dolayı potansiyellerini açığa çıkaramamaktadırlar.

Beynin yapısal olarak gelişimi incelendiğinde, beynin ön tarafı ile arka tarafının eş zamanlı gelişmediği görülür. Ön beyin daha geç gelişir. Bu geç gelişen alan sosyal kontrolü sağlayan bölge olması nedeniyle gençlerin risk alamaya olan yatkınlığının nedenidir. Korkusuzdurlar, boş vermiş olabilirler, maceraya atılmaktan hoşlanırlar, heyecan ve ödül arayışı içindedirler ve zararlı olduğunu bildiği halde denemekten çekinmezler.

Bunun yanında beynin orta kısmında bulunan prefrontal korteks ve alt motor ve duyu bölgeleri arasındaki iletişim ve yönetimi sağlayan yapıların genel adı olan bazal gangliyon gelişimi sağlandığından duygusal davranışsal ve motivasyonel ihtiyaçları daha ön plandadır. Dolayısıyla risk almada cesurluk ve nörokimyasal nedenlerle ergenlik dönemi anti sosyal davranış geliştirme, dürtüsellik, madde kötü kullanımı ve bağımlılık gibi olumsuz sonuçlara açık bir dönem olarak bilinmektedir.

Ergenlik dönemi, hem bedensel hem de zihinsel gelişimin çok hızlı yaşandığı ve ergenin beden ve beyinsel gelişmeleri arasında uyum sağlamaya çalıştığı bir dönemdir. Ayrıca bireyin, bireyselleşmek ve kimlik kazanmak ve kimliğini kabul ettirme çabası içinde olduğu bir dönemdir. Bu çabanın ergen için çok kolay olmadığı, zorlu bir süreç olduğu da açıktır.

Ancak şu unutulmamalıdır, ergenlik bir hastalık değil, gelişimsel bir dönemdir. Bu dönemde eğitimin önemi çok büyüktür. O halde eğitim modelinin, yöntem ve müfredatın çocukların gelişimsel dönemlerine paralel yapılandırılması gerektiği su götürmez bir gerçektir. Bu, bireyin sosyalleşmesi ve kimlik geliştirme çabasında ona destek olması ve sağlıklı gelişmesi için bir gerekliliktir.

Eğitimler olarak bizlere düşen görev onların bu gelişim dönemlerini zarar görmeden ve en verimli şekilde geçirmelerini sağlamaktır. İyi yetişmiş ve sağlıklı yetişkin olabilmelerinin temelinin bu dönemde atıldığının bilinciyle davranabilmek buna yönelik ortamları sağlayabilmektir. Bu dönem özellikle somut düşünceden soyut düşünceye geçiş olarak özetlenebilir. Ergenlikle birlikte çocuklarda ileri derece muhakeme becerisi gelişmeye başlar. Verilerin izini sürerek, bilgileri değerlendirerek mantıksal sonuca ulaşma becerisi geliştirirler. Yaşadıklarına tek bir pencereden değil çok farklı değişkenin oluşturduğu pencereden bakmaya başlarlar. Eğitim sisteminin geliştirmesi gereken bu bakış açılarını desteklemek ve geliştirmek için yöntem geliştirmektir.

Bu dönemde öğrenciler kimlik oluşturma aşamasındadırlar. Kendilerini ortaya koyma ve kabul görme çabası içindedir. Bunu yaparken eleştirirler eleştirel düşünme becerileri doğal olarak gelişmiştir. Ufuklarını geliştirecek eleştirel düşünme becerilerinin gelişmesi için eğitimsel yöntemler geliştirilmek gerekmektedir.

Ayrıca bu dönemde kendilerini tanımalarını sağlayıcı çalışmalar yapmak gerekmektedir. Neden hoşlanıyorum, meraklarım, ilgi alanlarım ve yetenekli olduğum alanlar nelerdir? Öğrenme süreçlerim nasıl işliyor? Beynimin işleyişi, zihinsel süreçlerim, nasıl düşünüyorum, gibi konularda kendisi hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlamak gerekir. Bu ileride bireyin sosyal yaşantısını olumlu ilişkiler geliştirmesine yardımcı olacak bir öğrenme olarak düşünülmesi gerekmektedir ve tüm bu özellikleri ergenlik dönemindeki çocuklara ailelerle birlikte kazandırmak eğitim sistemlerinin görevleri arasındadır.

Yukarıda da belirttiğim gibi ergenlik dönemi gençlerin risk almada cesur olduğu bir dönemdir. Bir yandan da kimlik arayışı, bir yandan da kendileriyle çatışma içindedirler. Beyin gelişim özellikleri de bu dönemde risk almaya elverişli bir düzenek içinde gelişim özelliği gösterir. Beyin gelişimleri, risk alamaya elverişli oldukları kadar, olumsuz davranış ve bağımlılık geliştirmeye de elverişlidir. Bir taraftan kendini ifade etmeye çalışma, bir taraftan da duygusal ihtiyaçlarını giderme çabaları, bir taraftan boşluk hissi yaşamaları iyi yönetilemediği taktirde onları olumsuz yaşantılara sürükleyebilir. Dolayısıyla bu dönem eğitim açısından bilimsel olarak ayrıca değerlendirilmesi ve bu veriler doğrultuda gerekli her türlü önlemin alınması gereken bir dönemdir.

Sanat ve spor alanı bu dönem için bir kurtarıcıdır. Sanat ve spor alanında yetenek geliştirebilme imkanı bulan bireylerin duygusal açıdan doyum sağladıkları ve risk alma potansiyellerini daha iyi yönettikleri, sosyalleşme açısından kendilerini geliştirebildikleri boşluk hissi ve olumsuz bağımlılık geliştirmeye yönelik riskleri bertaraf edebildikleri gözlenmiştir.

Dolayısıyla ergenlik dönemlerinde olan bireylerin günlerinin büyük çoğunluğunu geçirdikleri alanlar olarak okullar gençlerin bu ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Eğitim sistemi bireylerin gelişimsel dönemlerinin özelliklerini göz önüne alarak şekillendirilmesi gerekmektedir. Ergenlik dönemi de bunlardan biridir. Öğrenciler eğitim ortamlarında kendilerini ifade edebilme, kimlik geliştirebilme, duygularını tatmin edebileceği ortamlar bulabilme, sanatsal ve sportif özelliklerini geliştirebilme, kendini tanıyabilme ve meraklarının izini sürebilme, entelektüel kişisel gelişimlerini sağlayabilme imkanı bulabilmeleri gerekmektedir. Elbette eğitimin genel hedefleri doğrultusunda okulların hedefleri bu hedeflere uygun ve işlevsel bir müfredatla yeniden ele alınmalıdır. Bireylerin yaşamının her bölümünü dolu dolu geçirebilmesi için öncelikle eğitim dönemi ele alınmalı, bu alanda gerekli bilimsel gelişmeler sağlanmalıdır.

*Eğitim bilim uzmanı, eğitim yöneticisi

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.