Evlilik birliğinin temelini sevgi ve saygı oluştursa da, evlilik sürecinde veya öncesinde mali konularda belirgin kurallar koymak ileride yaşanabilecek anlaşmazlıkları önlemenin en etkili yollarından biridir. Halk arasında "evlilik sözleşmesi" olarak bilinen mal rejimi sözleşmeleri, boşanma halinde mal varlığının akıbetini şeffaf bir şekilde düzenler. Bu sözleşmelerin yasal çerçevede, hak kayıplarına yol açmayacak biçimde hazırlanması için yetkin bir Mersin Avukatlık Bürosu desteği almak oldukça önemlidir.
Mal Rejimi Türleri Nelerdir?
Türk Medeni Kanunu'nda yasal mal rejimi "Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi" olarak belirlenmiştir. Ancak eşler, noter huzurunda yapacakları bir sözleşme ile kanunda belirtilen diğer rejimlerden birini (Mal Ayrılığı, Paylaşmalı Mal Ayrılığı veya Mal Ortaklığı) seçebilirler. Bu rejimlerden hangisinin eşlerin yaşam tarzına ve mali durumuna daha uygun olduğu, evlilik öncesi veya evlilik devam ederken hukuki bir perspektifle değerlendirilmelidir.
Sözleşmenin Boşanma Davasına Etkisi
Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte mal tasfiyesi süreci başlar. Eğer taraflar arasında geçerli bir mal rejimi sözleşmesi (örneğin Mal Ayrılığı rejimi) varsa, evlilik süresince edinilen malların ortak paylaşıma tabi tutulması kuralı ortadan kalkar ve mal kimin üzerine kayıtlıysa onda kalır. İleride doğabilecek uyuşmazlıklarda sözleşme maddelerinin yoruma açık olmaması, sürecin tecrübeli bir Mersin Boşanma Avukatı tarafından takip edilerek hakların eksiksiz korunmasını gerektirir.
Sözleşmenin Şekil Şartları ve Geçerliliği
Mal rejimi sözleşmeleri, adi yazılı şekilde (kendi aralarında kağıda yazarak) yapılamaz. Bu sözleşmelerin geçerli olabilmesi için mutlaka noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılması ya da evlenme başvurusu sırasında evlendirme memuruna yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Şekil şartlarına uyulmadan hazırlanan sözleşmeler hukuken geçersiz sayılır.