İki Farklı Öğretmen Profili

Adil Gülmez

Dünyanın herhangi bir yeri.

Yaşam kalitesi ülkemizden daha iyi veya bizim standartlarımızın gerisinde kalmış bir ülke olabilir.

Ama genellikle dünumuzda olan bir bölgeden.

Mesela, ışıl ışıl bakışlarıyla şirin mi şirin bir Afrikalı.

Ülkemize gelmiş ve milletimize mal olmuş bir türküyü söylüyor büyük bir içtenlikle.

İçim sığmıyor sadrıma, adeta kalbim yerinden fırlayarak bütün hissiyatımı dökecek ortaya, ister istemez yaşarıyor gözleriniz…

İyi ki ortam çok kalabalık, kimse fark etmiyor gözlerinizden süzülen iri gözyaşlarınızı.

Karmaşık duygular içinde iken aklınıza, bu çocukları kimler, nasıl yetiştirebildi böyle diyen sorular geliyor.

O fedakâr, mahviyet sahibi mütevazı adanmışlar geliyor hatırıma.

Bazılarını tanırım, aynı fakültede beraber okumuşluğumuz bile vardır yıllarca.

Sessiz, sıkılgan ama müeddep, gürültülü tartışmalara girmeyen, yüzlerinde her daim bir tebessüm busesi taşıyan insanlardı.

Giyimleri çok sade ama son derece temiz idi.

Yüzleri adeta ay parçası gibi, ilk bakışta anlardınız o masumiyet duruşunu.

Hele bazıları vardı, gece teheccüd kıldığı kesindi, zaten gündüzü de oruçlu geçerdi çoğu kez.

Bazılarını göremez olmuştuk mezuniyet sonrasında.

Gitmişler ta uzaklara gitmişler, Fizan’ı üçe beşe katlayacak uzaklara gitmişler.

Bulmuşlar, Hak buldurtmuş onlara, nasipliler imiş onlar.

Öğretmişler, sadece bilgi vermekle kalmamışlar, mürebbi de olmuşlar yerine ve zamanına göre.

İşte semere ortada, sabah akşam konuşup ortaya bir ürün çıkaramayanlar akl ederler mi acaba?

İşte, eğiticiliği ve rehberliği kendi nefsinde mezc etmiş bu öncü ışık süvarilerine ne mutlu!

Bir öğretmen olarak önlerinde saygıyla eğiliyor ve kendilerini gıpta ile izlediğimi ifade etmek istiyorum.

***

Pazar günü sınav görevimiz vardı, malum.

Gittiğim okul muhafazakar bir muhitin lisesi idi.

Öğretmenler odasına girdiğimde dehşete düştüm.

Sanki Gezi Parkı eylemleri bu okuldan idare ediliyordu.

Tweetr’dan İnsanları eyleme katılmaya teşvik eden tüm çağrılar yazıcıdan çıktı alınarak öğretmen dolaplarının üstüne yapıştırılmıştı.

Demek ki, ergenleri Taksim’e öğretmenleri sevk ediyordu.

Katılmayı düşünmeyen öğrenciler üzerinde çok ciddi mahalle baskısı vardı.

Öyle bunalttılar ki genç kızı, sonunda dayanamayarak intihar etti. (http://www.haber7.com/guncel/haber/1038349-gezi-baskisi-intihara-surukledi.)

Bu gencecik yavrumuzu intiharın eşiğine getiren sorumsuzlar acilen bulunup gerekli cezalara çarptırılmalıdırlar.

Merak ediyorum, acaba MEB bu konuda bir araştırma yapmış mıdır?

Bu arada anti parantez bir öneri getiriyorum.

“Gezi Parkı'ndaki eylemlere gençlerin katılımını sağlamak amacıyla yürütülen sosyal medya kampanyası ve 'Taksim'de insanlar ölüyor, siz babanızdan yiyeceğiniz dayağı düşünüyorsunuz' şeklindeki twitler, 17 yaşında bir genç kızı intihara götürdü. Acarlar Ted Koleji'nde okuyan ve aynı okulun yurdunda kalan 10. sınıf öğrencisi A.E., Taksim'deki eylemlere katıldı. A.E.'ye sığındığı otelde sabaha karşı ulaşabilen babası, kızını alarak yurda teslim etti. Genç kız, aynı gün ailesinin haberi olmadan ve yurt güvenliğinin ihmaliyle yurttan çıkarak bir arkadaşının Acarlar Sitesi'ndeki evine gitti. Burada alkol aldığı belirtilen A.E., bu sırada Gezi Parkı'ndaki arkadaşlarıyla mesajlaştı. Arkadaşlarının yanına gitmek üzere bir taksi çağıran A.E., bindiği taksiyi okulun yanındaki bir viyadükte durdurarak ölüme atladı.

Bu kızımızın adı bir okulumuza ad olmalıdır.

 

Günlerdir bu ülkenin vaktini çalan, milyarlarca lira zarara sebep olan Gezi Parkı eylemlerinde öğretmenlerin dahli nedir, acilen araştırılıp çözüm yolları aranmalıdır.

Türkiye’ye hizmet edenlerle, kendilerine emanet edilen çocukları kendi siyasi görüşleri için bir yerlere yönlendirenler bir değildir.

Adalet için hak edene hak ettiğini vermeliyiz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.