İstiklal ruhunu yaşayacak, yaşatmaya devam edeceğiz

12 Mart 1921, milletimizin İstiklal Marşı ile bütün emperyalistlere muhtıra verdiği tarih; silah üstünlüklerine ve kalabalık ordularına güvenerek milletimizi dize getirecekleri yanılgısı içinde olan işgalci devletlere bir meydan okumadır.

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. 

../..

Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl”

 

Her kelimesi, işgalcilere karşı destansı direnişi ifade eden İstiklal Marşı, 96 yıl önce, bugün, TBMM’de görülmemiş bir ilgiyle kabul edilmiştir. 12 Mart 1921, milletimizin İstiklal Marşı ile bütün emperyalistlere muhtıra verdiği tarih; silah üstünlüklerine ve kalabalık ordularına güvenerek milletimizi dize getirecekleri yanılgısı içinde olan işgalci devletlere bir meydan okumadır.

İstiklal Marşı, milletimizin, tam manasıyla, kusursuz bir varoluş manifestosu; evrensel bir istiklal, özgürlük, direniş bildirisi, inancın, azmin yenilmezliğinin açık beyanıdır. Milletçe ruhumuzu coşkun, heyecanlı bir dille ortaya koyan İstiklal Marşımız, akidevî, tarihî bağlantıları, tüm karakter ve değerleriyle millet benliğimizi yenilemiş, yeniden inşa etmiştir.

Özgür ve onurlu yaşamayı en önemli varoluş nedeni olarak gören milletimiz, emperyalist işgalcilere karşı verdiği destansı direnişin manifestosunu bütün dünyaya İstiklal Marşı ile ilan etmiştir. Bu marş öncelikle milletindir. Genci yaşlısı, kadını erkeği ile Anadolu direnişinde yer alan herkesin, uğrunda ölümü göze aldıkları varoluş ruhunu ve felsefesini ihtiva ve ifade etmektedir. Her ne kadar bu marşı vatan ve iman şairi Mehmet Akif Ersoy yazdıysa da, taşıdığı derin anlam ve ideallerle bütün millete aittir ve hep ait olacaktır.

İstiklal Marşı, milletimizi var eden bütün anlam kodlarını ve medeniyet değerlerini adeta temel bir öğreti metni halinde özetlemektedir. On kıtası ayrıntılı olarak incelendiğinde millet ruhunu şekillendiren temel duygular, merkezinde aile, aidiyet, din, iman, bayrak, hürriyet ve mücadele azmi, vatan, hayâ, ezan, kulluk, secde gibi kavramlar, millet ve medeniyet yapımızı ayakta tutan temel sütunlar olarak son derece net, coşkulu bir dille anlatılarak manifestoya dönüşmüştür. Bütün bu kavramlar dönüp dolanıp istiklal ve istikbal mefkûresiyle ayrışmaz bir şekilde iç içe geçmiştir. O nedenle, İstiklal Marşı gerçekten bin yıldır canlılığını yitirmemiş asil ruhun temel ilkelerini sıralayan gerçek bir anayasa gibidir.

İstiklal Marşı, milletin imanının, ümidinin, cesaretinin veciz ifadelerle yazılmış bir direniş, diriliş, dua ve haykırıştır; istiklalin bedeli olarak çoğu durumda beşer takatinin kaldıramayacağı bir direnişin yaşanmış kararlılığıyla yazılmıştır. Onun için İstiklal Marşımız, uğrunda ölmeyi göze alan bir varoluşun destanıdır. Yine aynı sebeple Mehmet Akif’in ‘Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın’ duası çok anlamlıdır. Aslında millet bu duanın anlam derinliğini 15 Temmuz ihanet girişimiyle bir kez daha idrak etmiş, İstiklâl Marşı’nda ifade edilen kazanımları kaybetmenin ne büyük bir esarete ve sefalete yol açacağını hissetmiştir.

Mehmet Akif Ersoy, milletin duygu dünyasıyla kusursuz bütünleşen ifade kudreti ile muhteşem şair ve büyük mütefekkir olmasının yanında ahlakî olgunluk bakımından da mükemmel bir şahsiyet, müstesna bir insandır. İnsanımızın his dünyası, hayali, umudu ile uzak düşmeyen bir ses ve kişilik sahibi olarak gerçek manada sahici münevverdir. Akif’in ateşten kelimelerle maşeri vicdanı kurtuluş mücadelesi için tutuşturmaya çalıştığı, bunun için canhıraş bir şekilde çırpınıp durduğu, haykırdığı bir dönemde, birçok materyalist aydının çareyi Batı’ya teslim olmakta gördükleri düşünülürse, onun büyüklüğü, mücadelesini hangi zorluklara rağmen yürüttüğü daha iyi anlaşılacaktır. Onun ruhu medeniyet iklimimizi besleyen ana ve toplardamarlardan beslenmektedir. O nedenle de İstiklal Marşımız asıl milletin içindeki deryadan kaynaklanır, kelime kelime, dize dize döner, tekrar o denize akar. İfadeler içimize işleyerek millî fikir ve idealimizin asıl yönünü işaret eder.

15 Temmuz’da darbe ve işgal girişiminde bulunan ihanete, alçaklığa, düşmanlığa karşı verdiğimiz son istiklal mücadelesini başlatan ruh, İstiklal Marşı’nda var olan ve genetiğimize yerleşmiş özgürlük ve bağımsızlık ruhudur. O gün yeni bir istiklal ruhuyla İstiklal Marşı güncellenmiş, direnişimiz dirilişe dönüşmüştür.

Eğitim-Bir-Sen olarak, İstiklal Marşı’nın kabulünün 96. yılı ve Mehmet Akif Ersoy’u anma gününde İstiklal şairinin ve marşının canlı tutmak istediği ruhu yaşayacak, yaşatmaya devam edeceğiz.

İstiklal Marşı’nın TBMM’de millî marş olarak kabul edilişinin 96. yılında, milletimizi İstiklal Marşı’nın yazıldığı kaotik ortamlara sokmaya çabalayanlara fırsat vermeyeceğimizi ifade ediyor, bütün Milli Mücadele şehitlerimizi ve Millî Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve minnetle anıyoruz. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

KAMU PERSONELİ Haberleri