Koncuk Genç Akademisyenler Derneğini Ziyaret Etti

GENEL BAŞKAN GENÇ AKADEMİSYENLER DERNEĞİNİ ZİYARET ETTi

 

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk; Genel Sekreter Musa Akkaş, Genel Mali Sekreter Seyit Ali Kaplan, Genel Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri Cengiz Kocakaplan ve Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir ile birlikte 6 Ekim 2012 tarihinde Genç Akademisyenler Derneğini ziyaret etti.

Çok sayıda akademisyenin hazır bulunduğu ziyarette Genç Akademisyenler Derneği Başkanı Murat Şahin bir konuşma yaptı.

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk da akademisyenlere hitap ederek, önemli açıklamalarda bulundu. Hala oturmayan bir eğitim sistemi olduğunu söyleyen Koncuk, şunları kaydetti: “1997 yılında 8 yıllık kesintisiz eğitim hayata geçirildi. Daha önceleri sistem, 5+3 şeklinde uygulanıyordu. Temel eğitimin 8 yıla çıkarılma hedefi vardı, ama bu temel eğitimin 8 yıla kesintisiz olarak çıkarılması anlamına gelmiyordu. 1997’de eğitim sistemi kesintisiz 8 yıl oldu. Bundan imam hatipler büyük zarar gördü. O dönemde biz buna şiddetle tepki gösterdik. Türkiye’nin 80 yıla yakın 5+3 kesintili eğitim tecrübesi vardı. Sadece imam hatipleri kaldırmak adına bu tecrübenin heba edilmesine karşı çıktık. 28 Şubat sürecindeki darbeci kafası eğitimi pedagojik olarak düşünmedi, eğitime ideolojik baktılar. Öte yandan 1997 yılında katsayı kararı da alındı. Katsayı kararı, Türkiye’de milyonlarca öğrencinin geleceğini karartan bir uygulama oldu. Bunun zulüm olduğunu, Türkiye’yi dünya teknoloji yarışından koparacak bir ihanet olduğunu söylemiştik. O dönemde ben Anadolu Teknik Lisesinde öğretmendim. Öğrencilerim içinde tıp fakültesine gitmek isteyenler vardı. Sistemi değiştirdiler, bu çocuklar perişan oldu. Bu öğrencilerin yaşacağı travmayı kim, nasıl ölçebilir? İmam hatiplerden, meslek liselerinden genel liselere kaçış oldu. Bizim tepkilerimize rağmen o kafa bütün bunları maalesef hayata geçirdi.

Biz 4+4+4 sisteminde seçmeli Kuran dersinin getirilmesini istedik. Din eğitiminin devlet kontrolünde yapılmasının doğru bir karar olacağını savunduk. Peygamberimizin hayatının seçmeli ders olarak okutulmasının doğru İslam algısını oluşturmaya katkı sağlayacağını söyledik. Hükümet sadece imam hatiplerin ortaokul bölümünü açmayı düşünüyordu. İmam hatip okullarının ortaokul bölümünün açılmasını destekledik. İmam hatip ortaokullarının açılmasına karşı çıkanlara da şunu söylüyorum: Peki 1997 yılında imam hatip okullarının ortaokul bölümü kapatıldığında nasıl bir Türkiye oluştu? Din eğitimi merdiven altında yapıldı. Gerçek İslam algısının dışında İslam’ı değerlendiren bir nesil türedi. Türküm demenin İslam’la taban tabana zıt olduğuna inanan, neredeyse dinden çıkmak olduğuna inanan bir nesil türemedi mi? Türklükle, İslamiyet’i biz hep etle tırnak gibi gördük.  1997 yılında imam hatiplerin orta bölümü kapatılınca, din istismarı yapan siyasi partilerin iktidarına engel olunabilindi mi? Tam tersi. Belki de tarihimizde din istismarı zirve yaptı. 15 yılda iş bu noktaya geldi. Oysa İslam’ı kaynağından öğrenmemiz lazım. Din bir ihtiyaçtır. Bunu yok edemezsiniz. O halde bizim doğru İslam kavramının ne olduğunu genç nesillere anlatmamız son derece önemli. Aksi taktirde Türküm demenin dinden çıkmak olduğuna inanan bir nesil ortaya çıkar.”

Genel Başkan İsmail Koncuk 4+4+4 sistemine karşı çıkış noktalarını da anlatarak, sitemin yanlışlıklarına dikkat çekti. Koncuk şunları söyledi: “Bu sistemle 5 yıllık ilkokul eğitimi 4 yıla indirildi, 3 yıllık ortaokul eğitimi 4 yıla çıkarıldı. Biz 1+5+3+4 sisteminin getirilmesini istedik. Çünkü Türkiye’de öğretmen dengesi son derece önemlidir. Öğretmen dengesini oluşturmak onlarca yıl alır. 4+4+4 sistemi nedeniyle çok ciddi bir öğretmen dengesizliği oluştu. Sınıf öğretmenlerin yüzde 20’si norm kadro fazlası oldu. 42 bin öğretmen alan değiştirdi. 20-25 yıldır sınıf öğretmeni olanlar, yan alanı matematik olduğu için matematik öğretmeni yapıldı. Çok ciddi bir branş öğretmeni ihtiyacı da doğdu. Alan değiştirenler zihinsel engelliler öğretmeni, Teknoloji ve Tasarım öğretmeni oldu. Ciddi bir fiziki yapı dengesizliği de oluştu. İmam hatiplerin 73’ü öğrenci olmadığı için kapatıldı. Bunun tarihi sorumluluğu, bu kararı alanlara aittir. Şu anda okullarımızda düzensizlik var. Seçmeli derslerden kaynaklanan sorunlar var. Bazen kağıt üzerinde teorikte doğru olan, uygulama alanında da doğru olacak diye bir şey yok. Bu durum seçmeli dersler için de geçerli. Türkiye’de bu dersleri okutacak öğretmen var mı, derslik var mı? Yok. Şu soruyu da sormak lazım: Bu iktidar neden birinci ve ikinci kademe eğitimi 5+3 şeklinde uygulamadı? Çünkü bunlar kendilerine uygun bir devlet modeli oturtmaya çalışıyorlar. AKP patentli bir model oluşturmak için birinci ve ikinci kademe eğitimi 4+4 şeklinde yaptılar. Birinci ve ikinci kademe eğitim 5+3 şeklinde olsaydı, bu 1997 yılından öncesine dönmek olacaktı ve AKP patentli bir model olmayacaktı. Buna dense dense AKP modeli bir devrim denilebilir. Her devrim doğru mudur? Her devrim yenidir ama devrimlerin bir de acıtan tarafı vardır. Bu modelin acıtan tarafı, yeni olan tarafından daha fazladır. Bunu hep birlikte önümüzdeki günlerde göreceğiz. Keşke çocuklarımızı kobay gibi kullanmaktan vazgeçebilsek. Keşke eğitim gibi geleceğimizi ilgilendiren bir süreci, siyasi ya da ideolojik gözlükle değerlendirmesek, gerçekten Türkiye’ye lazım olduğu için bir sistem ihdas edebilsek.

Üniversiteye giriş sisteminin tartışıldığını hatırlatan Koncuk, “Hala üniversiteye giriş sistemini tartışıyoruz. Üniversiteye giriş sisteminin değişeceği, yılda 3 sınav yapılacağı, öğrencinin en başarılı olduğu puan sonucuna göre tercih yapma olanağının sağlanacağı ifade ediliyor. Bu da ilk bakışta güzel geliyor. Ama öğrencileri 3 sınava girmek zorunda bırakacağız. Emin olun her sınav öğrenciden bir şeyler götürüyor. İnsanların geleceğini şekillendiren sınavlar ciddi bir stres oluşturuyor. Hayatının merkezinde sınav olan bir nesil meydana geliyor. Bu; olumlu yanları olan, ama olumsuz yanları da olan bir sitem. İyi tartışılması lazım. Sürekli bir şeyleri değiştirmeye çalışıyoruz. Bunun gençler üzerinde nasıl bir fiziki ve psikolojik travma yarattığı görmezden geliniyor” dedi.  

KPSS’de yaşananlara da dikkat çeken Koncuk, “2010 yılında sendika olarak KPSS’de hırsızlık olduğunu tespit ettik. Soruların en az 10 bin kişiye servis edildiğini biliyorum. Sadece eğitim bilimlerini iptal ettiler, Ünal Yarımağan da ÖSYM Başkanlığından istifa etti. 2012 yılında da yine KPSS’de soruların servis edildiğini tespit ettik. Ama maalesef hırsızlığı yapanların yanına kar kaldı. 2010 yılındaki sınavda da hırsızlık yapanlar, öğretmen olamasalar da, başka puanlarla devlet kadrolarına atandılar. Şimdi bu olayları yaşayan bir nesil düşünün. Lisede ya da üniversitede okuyorsunuz ve bu olayları yaşıyorsunuz. Nasıl bir değerlendirme içine gireceksiniz? ‘Bu devlet, benim devletim mi?’ diye sorgulamayacak mısınız? Devlete küseceksiniz. Bu yaşananlardan dolayı kim kaybedecek? Hepimiz kaybedeceğiz. Hırsızlığı meşru gören, başkalarının hakkını gasp etmeyi hak olarak gören bir nesil. Böyle bir nesil ile biz nereye gideceğiz? Türkiye nereye gidiyor? Bunu sorgulamamız lazım. Hırsızlığı yapan kişiler hakim olsa, savcı olsa, devlet yönetse nasıl kararlar verir?” diye konuştu.

Genel Başkan daha sonra soruları cevaplandırdı. Dernek Başkanı Murat Şahin de Genel Başkanımız İsmail Koncuk’a bir plaket takdim etti.

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

DOSYALAR Haberleri