MEB Okullarında Bursluluk Sınavı Furyası!

Bu günlerde bir bursluluk sınavı furyasıdır gidiyor. Çocuklarına daha “nitelikli eğitim” aldırmak isteyen veliler, özel okula yönelmiş/yönlendirilmiş durumdalar

Bu günlerde bir bursluluk sınavı furyasıdır gidiyor. Çocuklarına daha “nitelikli eğitim” aldırmak isteyen veliler, özel okula yönelmiş/yönlendirilmiş durumdalar. İlkokul 3., 4. sınıf çocuklar babalarının, annelerinin ellerinden tutmuş vaziyette, özel okulun açtığı bursluluk sınavlarının yapılacağı binaların önlerinde bekleşiyorlar. Aileler ise çocuklarına karşı olan sorumluluklarını yerine getirebilme ve onların geleceklerinin kaygısı ile bu sınavdan o sınava çocuklarını taşıyorlar. Bir güvensizlikle en iyi olanı bulma arayışıyla, çocuklarını bir “özel okula” yazdırmanın telaşını yaşıyorlar. Ancak bir yandan da özel okulların fiyatları ellerini yakıyor. Bir yandan fiyatlar, diğer yandan “nitelikli eğitim” isteği, bir yandan sorumluluk duygusu, annelik, babalık…

Tam bu çıkmaz duyguların yaşandığı ortamda özel okul bursluluk sınavı seçeneğini gündeme getiriyor. Birinci amaç reklam, ikinci amaç ise en iyi olanını seçmek. Kimin? Çocuğun! Fakat bursluluk sınavıyla çocukların %50 burs kazanabilmeleri için neredeyse uçan kuşu tutmaları bekleniyor. Onlarca, yüzlerce, binlerce çocuğun girdiği sınavlarda burs kazanabilen öğrenci sayısı ancak kontenjan kadar, yani bir elin parmaklarını geçmiyor. Diğer çocuklara ise hüsran ve hayal kırıklığı kalıyor. 

                       
Aslında burada normal gibi görünen, ancak yüzlerce çocuğun hayal kırıklığına neden olan bir istismardan söz etmek mümkündür. Yoksa daha “seçici” olmak kaygısıyla 4. sınıf bir öğrenciye neredeyse üniversite sınavı ayarında sorular sormanın, sonra da dolaylı olarak “burs kazanamadınız ama isterseniz şu fiyata okulumuza kayıt yapabiliriz” demenin adı ne olabilir sizce? 

Özel okul seçiciliği adına çocuklara, seviye üstü ve sınıf müfredatlarının üzerinde sorular yöneltmek onlarda öz güven yitimine neden olduğu, yapamıyorum algısına, başarısızlığı kabullenme algısının pekişmesi gibi psikolojik sonuçlara neden olabileceği gibi pedagojik bir yanının olmadığı da bir gerçektir.                                 


Devlet okullarında yapılan sınavlarda (TEOG vs) doğru bir uygulama ile, o sınıfın müfredatına uygunluk ve sınıf seviyesine uygunluk göz önüne alınıp ve denetlemesi yapılırken, hatta devlet okullarında küçük sınıflarda sınav uygulaması yokken, özel okulun  “sınavları her şekilde yapabilme dokunulmazlığının” olmasında eksik bir düzenlemenin olduğunu akıllara getirmektedir. 

Dolayısıyla bursluluk sınavlarıyla, genel eğitim açısından çocuğun yüksek yararı değil ticaretin yüksek karı gözetildiği gerçeğiyle karşı karşıyayız. Her ne kadar özel okul, Sayın Bireyin malı ise de çocuklar tüm toplumun göz bebeğidir, geleceğidir. Onların duygularının sanal bir başarı algısı ile bu kadar örselenmesine izin verilmemelidir.

www.turkiyeegitim.com / Özel haber

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

MEB PERSONEL Haberleri