Mustafa Kır'dan 28 Şubat Açıklaması: 14 sanığın yargılanması mahşere kaldı!

Tarihe postmodern darbe olarak geçen 28 Şubat dönemine ilişkin davanın beklenen kararı 13 Nisan 2018 günü açıklandı. İsmail Hakkı Karadayı, Çevik Bir ve Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 21 sanık müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

MEMUR-SEN ANKARA İL BAŞKANI MUSTAFA KIR: 28 ŞUBAT DAVASI SONUCUNU DEĞERLENDİ. 21 DARBECİ SANIK MÜEBBETALDI. 14 SANIĞIN YARGILANMASI MAHŞERE KALDI . DEDİ.

 

          21 Darbeci sanık müebbet aldı,14 sanığın yargılanması mahşere kaldı!

            Tarihe postmodern darbe olarak geçen 28 Şubat dönemine ilişkin davanın beklenen  kararı 13 Nisan 2018 günü açıklandı. İsmail Hakkı Karadayı, Çevik Bir ve Çetin Doğan'ın da aralarında  bulunduğu 21 sanık müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 68 sanık hakkında beraat kararı verildi. Yargılamanın 28 Şubat  1997 darbesinin üzerinden  tam  16 yıl sonra başlaması sebebiyle 10 sanığın davasının zaman aşımı,4  sanığın ise  ölümleri sebebiyle haklarında ki  davalar düşürülmüş, böylece 14 sanığın yargılanmaları mahşere kalmıştır.Anacak orada zaman aşımı yoktur. Mutlak yargılama,mutlak adalet orada tecelli edecektir.

             60 ihtilalı,71 Muhtırası ve 12 Eylül  1980 darbesinden sonra  darbecilerin ilk defa  hakim karşısına çıkarılmalarını,yargılanmalarını ve müebbet hapis cezası  ile tecziye edilmelerini  elbette önemli buluyoruz. Çünkü  Bu karar 28 Şubatın darbe mi, değil mi? ihtilafını ortadan kaldırmıştır. Kendilerini yargılanamaz zanneden darbecilerin yargılanması hatta cezaya çarptırılmaları sebebiyle  toplum vicdanı azda olsa rahatlatılmıştır. Darbeye destek veren diğer unsurların yargılanmamalarından dolayı bu yargılama sürecinde adalet kamil manada tecelli etmemiş ancak darbeye destek veren yandaş ve paydaşların da yargılanmalarının yolu açılmıştır.

            28 Şubat koalisyon darbesidir.Ortakları yargılanmadan dava sonlandırılamaz.

                  28 Şubat darbesi nevi şahsına münhasır özellikler taşıyan bir darbedir. Birincisi 28 Şubat  darbesi sürecine  kadar hangi amaçla yapılırsa yapılsın bütün darbe ve muhtıraların aktörleri darbeci askerler olmuştur. 28 Şubat darbesi TSK içindeki cuntacılar ile kartel medyası, iş dünyası,yargı, üniversite, DİSK,TİSK,TOBB, TESK ,TÜRK-İŞ gibi sivil topum örgütlerinin,siyasetçilerin  hatta devrin C.Başkanının ön ayak olmasıyla asker sivil siyaset  işbirliği ile gerçekleştirilen koalisyon darbesidir.

                   Böyle olmasına rağmen  davada, dönemin YÖK başkanı Kemal Gürüz ve YÖK üyesi emekli asker Erdoğan Öznal dışında, darbenin siyaset,sivil toplum, kartel medyası, iş dünyası ve brifingci yargıçlar yer almamış ve bunlara  dokunulmamıştır Bu yönüyle adalet eksik işlemiş  kamu vicdanı  tam manasıyla  rahatlatılamamıştır.       

                   28 Şubat darbecilerinin  yargılanması ve  darbecilerin ceza almaları  adaleti tesis etmenin sadece bir ayağını oluşturmaktadır. Bu nedenle davanın sivil ayağı; yargıdan medyaya, bürokrasiden siyasete, ekonomiden STK ayağına kadar bütün yönleriyle derhal yargıya taşınmalıdır.

                  Çünkü; 28 Şubat darbesi her ne kadar kansız ve idamsız gerçekleşmiş olması sebebiyle yumuşatılarak  post modern darbe olarak adlandırılsa da, kansız ve idamsız oluşu darbecilerin merhametinden değil, 54.Hükümetin Başbakanı Merhum Erbakan'ın  süreci soğukkanlı bir şekilde yürütmesindendir.

                    28 Şubat sürecinde doğrudan doğruya halkın milli, manevi,ahlaki,demokratik, sosyal,siyasal, hukuksal, yönetimsel, temel hak ve özgürlükleri  hedef alınmıştır..Binlerce asker trajikomik sebeplerle işlerinden atılmış, on binlerce kız öğrenci başörtüsü sebebiyle eğitim-öğretim haklarından  mahrum bırakılarak, cehalete kurban edilmiştir. Binlercesi üniversite kapılarında, tören alanlarında, saçlarından sürüklenerek, ikna odalarında hakaret edilerek aşağılanmıştır. Binlerce kamu görevlisi bir gecede çalıştıkları kurumlardan başka yerlere sürülmüş, binlercesi fişlenmiştir. Başörtülü kadın çalışanlar hiç bir sorgulanmaya tabi tutulmadan işlerinden atılmış,  çalışma ve sosyal güvenceleri haklarından mahrum bırakılmıştır.  8 yıllık kesintisiz eğitim bahanesiyle imam-hatip liselerinin orta kısımları kapatılmış, İmam-hatiplerle birlikte meslek liselerine uygulanan katsayı adaletsizliği sebebiyle üniversiteye girişlerine engel olunmuştur.

                   28 Şubat sürecinde darbeciler ve yandaşları inanan insanların üzerine adeta karabasan gibi çökmüştür. Üzerinden yıllar geçse de   28 Şubatın oluşturduğu  psikolojik ve sosyolojik travmalar  mağdur ettiği kitleler üzerinden  hala  silinememiştir.

                    Adaletin tesisi mağdurların geçmişe yönelik haklarının tazmini ile mümkündür.

                   Adaletin her yönüyle tesis edebilmesi için  süreçte  darbecilerin mağdur ettiği ve halen de mağduriyetleri devam eden kişilerin mağduriyetlerinin sonlandırılması ve geçmişe yönelik haklarının tazmin itibarlarının iade edilmesiyle mümkün olacaktır."

                    Darbecilerin darbe yapma ve Refah Yol hükümetini yıkma gerekçeleri onlara destek veren yandaş ve paydaş  kartel medyası, iş dünyası, yargı, üniversiteler, DİSK,TİSK,TOBB, TESK ,TÜRK-İŞ gibi  siyaset ve sivil topum örgütlerinin darbeyi teşvik ve darbecileri desteklemelerinin gerçek sebebi, hatta FETÖ parmağı olup olmadığının  yargı yoluyla ortaya çıkarılması adaletin gereğidir.

                    Refah-Yol hükümetinin yıkılmasının gerçek sebebi nedir?  Darbecilerin iddia ettikleri gibi ülkenin kötü yönetilmesi midir? Ekonominin bozulması ve terörün tırmanması mıdır? Yoksa  İrticaın hortlaması ve laikliğin elden gitmesi midir? Refah-Yol hükümetinin yıkılmasının gerçek sebebi;  ne  ülkenin kötü yönetilmesi, ne ekonominin bozulması, ne terörün tırmanması,ne  İrtica'ın hortlaması ve ne de  laikliğin elden gitmesi midir?       Refah-Yol döneminde Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir denk bütçe uygulamasına geçilmişken,. Kurulan havuz sistemiyle IMF'den borç para alınmadan, iç borçlanma yoluna gidilmeden devlet çarkı döndürülebilir iken Faizler inmeye, enflasyon düşmeye başlamışken, İlk defa rantiyeye akan devletin para muslukları halkın, dar ve sabit gelirlinin cebine akmaya başlamışken, bu sayede memura % 112, işçiye % 102 zam , çiftçiye, bağ kurluya % 300 den fazla iyileştirme yapılmışken velhasıl her şey iyileşmeye yüz tutmuşken neden 54.Erbakan hükümeti yıkılmaya teşebbüs edilmiştir.

                       54.Erbakan Hükümetinin yıkılmasının gerçek sebebi; devletten düşük faizle borç alıp, devletten aldıkları parayı geri devlete yüksek faizle satmayı alışkanlık haline getiren kendi çıkarını milletin ve devletin çıkarının önüne alan bir kısım kartel medyasının hortumcu ve rantiyeci kesimin para musluklarının kesilmesidir.

                      Refah-Yolun yıkılmasının gerçek sebebi rantiyenin para musluklarının kesilmesidir.

                       Bu gerçeği gazeteci Necati Doğru; "Erbakan İyimserlik Motoru” başlıklı yazısında :"Refah-Yol 7 ay önce kuruldu. 7 ay önce faizler % 120 idi, şimdi % 90'a indi. Yüzde 30'luk bir iniş var. Kredi faizleri düşüyor. Neden çiller döneminde olmadı? Neden Yılmaz döneminde olmadı? Neden Erbakan döneminde oldu?' rantiyecilerin Refah-Yol'dan rahatsızlıklarının ve Erbakan'dan nefret etmelerinin sebebi "irtica ve laiklik karşıtlığı değil, ranttı, menfaatlerinin zedelenmesiydi. Erbakan, "Havuz Sistemi'nden vazgeçip rantiyecileri memnun etseydi 28 Şubat Süreci belki de yaşanmayabilirdi."Diye ifade etmiştir. Bir iş adamı : "Biz Refah Partisinin kadrolaşmasından değil, başarılı olmasından korkuyoruz" ifadesini kullanırken,  TİSK eski  başkanı Refik Baydur da :" 28 Şubat Millete zarar verdi. Ne o gün, ne bu gün rejim tehlikesi yoktu. Ekonomik çıkarları zedelenen kesim darbeyi teşvik etti. Biz bu kadar çıkarcıyız." Diyebilmiştir.

                    İsrail Cumhurbaşkanı Weizman ise İsrail’in sesi radyosuna yaptığı açıklamada: “Süleyman Demirel’i çok iyi tanıyorum ve Ordu’nun da kenarda bekleyeceğini sanmıyorum. Şu anda korku üzerine değerlendirme yapmanın bir anlamı yok” sözlerine yer verirken, FETÖ terör örgütünün başı Fethullah Gülende Erbakan için;  "yapamıyorsan bırak git" ifadelerini kullanmıştır. Kartel medyası da: " Türkiye İran oluyor"."Şeriat gelecek, kadınları zorla kapatacaklar." "İrtica PKK'dan tehlikelidir." "Tehdidin adı irticadır." manşetleri ve kara propagandalarla sokaklar hareketlendirilmiştir.

                    Devleti hortumlama karşılığında TÜSİAD ile birlikte beşli çete adı verilen (TOBB, TESK, DİSK, TİSK ve Türk-İş),gibi sivil toplum örgütleri figüran olarak kullanılmıştır. Aczi mendiller, Ali kalkancılar, Fadime Şahin'ler piyasaya sürülerek, geçmişe ait kasetler yayına sokularak yaptıkları icraatların meşruluğu ispatlanmaya çalışılmıştır.  Bu kılıf altında Milletvekili pazarları kurulmuştur. Bazı Milletvekilleri para, bazıları da makam karşılığında satın alınmıştır. Bankalar bilinçli olarak batırılmış ülke milyarlarca dolar zarara uğratılmıştır.

                 Ordu içinde hiyerarşik bir yapının dışında Genel kurmay 2. Başkanı Çevik Bir'in başını çektiği Batı Çalışma Grubu (BÇG) adı altında kurulan illegal bir yapı ile  hükümetin görevden uzaklaştırılması için 10 Haziran’da Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay başkan ve üyeleri Genelkurmay Başkanlığı’na çağrılarak kendilerine irtica konusunda verilen brifingler ile  yargıya müdahale edilmiş,toplum mühendisliğinin yolu açılmıştır.

          28 Şubatın darbe olduğu tescil edilmiş,darbe paydaşlarının yargılanabilmesinin  yolu açılmıştır

                  28 Şubat Milletin servetleri ile birlikte milli ve manevi değerlerine bağlı gençlerimizin umutlarını çalmış, hayallerini yıkmıştır. Eğitim, sosyal, siyasal ve hukuksal alanda yapılan tahribatlar ile onarılması güç  derin ve yıkıcı yaralar açmıştır. Şimdi gelinen noktada 28 Şubat davasında yargılanan 103 sanıktan 68'i berat etmiş,10 tanesinin zaman aşımından 4 tanesinin de ölüm sebebiyle davaları düşmüştür.  Geri kalan 21'i ise müebbet cezası ile tecziye edilmiş ancak yaş ve sağlık sebebiyle rütbeleri sökülmeden adli kontrol  uygulanarak tutuklamaya gerek görülmemiştir. Bu yaralar ancak bu yaraları açanların tamamının  adalet karşısında hesap vermeleri ve hak ettikleri cezaya çarptırılmaları ile sarılabilir.

                  Bu davadan çıkarılan sonuç; başta da ifade ettiğimiz gibi 28 Şubatın bir darbe olduğunun tescil edilmiş olması,darbenin siyaset,finansal,medya ve sivil ayaklarının da yargılanabilmesine mesnet oluşturmasıdır. Temenni ediyoruz ki tekrar bir zaman aşımına fırsat verilmeden darbenin diğer paydaş ve yandaşları hakkında da yargılama süreci başlatılmış olsun. İşte o zaman kamil anlamda adalet tecelli edecek milletimizin ve özellikle darbe mağdurlarının yüreğine su serpilmiş olacaktır.

                  Bu süreçten çıkan  diğer önemli bir tespit ise  yıllar sonra da olsa 28 Şubat'ın gerçek kahramanının 54.Hükümetin Başbakanı Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan olduğunun  ve yaptığı icraatların, attığı adımların doğruluğunun  tescil edilmiş olmasıdır.Ruhu şad mekanı cennet olsun.

Mustafa KIR

Memur-Sen Ankara il Başkanı

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

GÜNDEM Haberleri