Prof. Dr. Servet Özdemir, Millî Eğitim Akademisi Hazırlık Eğitimi Programı hakkında kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Programın bazı yönlerinin olumlu olduğunu ancak öğretmen yetiştirme sisteminde ciddi yapısal riskler barındırabileceğini belirten Özdemir, görüşlerini 12 maddede açıkladı.
Özdemir’in değerlendirmeleri şöyle:
1. Program modern başlıklar içeriyor ve uygulamayı ciddiye alıyor. Ancak öğretmen yetiştirme sürecini üniversitelerden Bakanlığa kaydıran, eleştirel pedagojiden çok uyum ve standardizasyon üretme riski taşıyan bir model.
2. Program öğretmen yetiştirmedeki bazı eksiklikleri doğru tespit etmiş olsa da çözüm yaklaşımı tartışmalı. Üniversiteleri geliştiren bir reform yerine, uzun vadede eğitim fakültelerini zayıflatabilecek merkezi bir yapı ortaya çıkabilir.
3. Programın bir mesleğe giriş uyum dönemi mi yoksa öğretmen yetiştirmeyi fiilen Bakanlık içine alan bir yapı mı olduğu net değil. Bu durum üniversite–Bakanlık sınırını bulanıklaştırıyor ve anayasal açıdan tartışma yaratabilecek bir noktaya işaret ediyor.
4. Eğitim fakültelerinde eksiklik varsa çözüm yeni bir öğretmen yetiştirme kurumu kurmak değil, fakülteleri güçlendirmek olmalı. Aksi halde “üniversite diplomayı versin, öğretmenliği Bakanlık öğretsin” anlayışı ortaya çıkabilir.
5. Merkezi ve atanma ile bağlantılı bir program, öğretmen adaylarında eleştirel düşünceyi sınırlayabilir. Bu yapı, öğretmeni yetiştirmekten çok öğretmeni standardize eden bir sisteme dönüşebilir.
6. Ölçme ve değerlendirme sistemi çelişkili görünüyor. Bir yandan uygulama vurgulanırken diğer yandan teorik dersler için yazılı sınavlar öngörülüyor. Bu durum öğretmen adaylarını yine sınav performansına göre şekillendirebilir.
7. Programın son döneminin tamamen uygulama olması olumlu görünse de asıl önemli olan uygulamanın niteliği. Mentorluk kalitesi, uygulama okullarının niteliği ve geri bildirim süreçleri güçlü kurulmazsa bu dönem sadece formal bir staj hâline gelebilir.
8. Bakanlık ne yaparsa yapsın üniversitelerin sahip olduğu akademik kadro çeşitliliğinin ve bilimsel üretim kapasitesinin üzerine çıkması zor. Bu nedenle sistem kapalı ve sınırlı bir yapı olarak kalabilir.
9. Akademinin üniversiteyi tamamlayan bir uygulama modeli mi yoksa üniversiteyi gölgeleyen paralel bir öğretmen yetiştirme mekanizması mı olacağı belirsiz. Asıl tartışma noktası da burada.
10. Eğitim fakültesi dışından gelen adaylar eğitim psikolojisi, eğitim sosyolojisi ve öğretmenlik meslek bilgisi gibi dersleri almadıkları için programa uyum sağlamakta zorlanabilir.
11. Akademiye ayrılan kaynaklarla eğitim fakülteleri ve uygulama okulları güçlendirilebilirdi. Ayrıca akademi kurulan yerlerin öğretmen yetiştirme açısından altyapısının yeterli olup olmadığı da ayrı bir tartışma konusu.
12. Sonuç olarak programın eleştirel öğretmen yetiştirmekten çok, sistemle uyumlu ve standardize edilmiş bir öğretmen modeli üretme riski taşıdığı ifade ediliyor. Özdemir’e göre Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca uyumlu öğretmenler değil; düşünen, sorgulayan ve gerektiğinde eğitim sürecini yeniden yorumlayabilen öğretmenlerdir.
Özdemir, öğretmen yetiştirme sisteminin güçlendirilmesi için üniversiteler ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında dengeli ve tamamlayıcı bir model kurulması gerektiğini vurguladı.