Seçmeli ders düzenlemesi yargıya taşındı! Danıştay'da dava açıldı

Eğitim-İş, ilköğretim yönetmeliğindeki seçmeli ders düzenlemesini yargıya taşıdı. İdareye verilen resen seçme yetkisi tartışma yarattı. Detaylar haberimizde.

Millî Eğitim Bakanlığı'nın okul öncesi ve ilköğretim kurumlarına ilişkin yönetmelik değişikliği yargıya taşındı.

Eğitim-İş, düzenlemenin iki maddesinin iptali istemiyle Danıştay'da dava açtı.

DAVA KONUSU YÖNETMELİK

Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 28 Temmuz 2026 tarihli ve 33323 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmişti.

BİRİNCİ İTİRAZ: SEÇMELİ DERS TERCİHİ

Sendikanın ilk itirazı, seçmeli derslere ilişkin düzenlemeye yönelik.

Açıklamada, seçmeli derslerin temel mantığına ve eğitim sistemindeki amacına aykırı biçimde iki uygulamanın getirildiği savunuldu:

  • Okulun imkânları gerekçesiyle seçmeli derslere sınırlama konulması
  • İdareye, öğrenci adına resen ders seçme yetkisi verilmesi

Sendikaya göre bu düzenleme kabul edilemez nitelikte.

VELİLER İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?

Seçmeli dersler, öğrenci ve velinin tercihine bırakılan ders grubunu ifade ediyor.

Uygulamada okulların; öğretmen bulunmaması, sınıf mevcudunun yetersiz kalması veya fiziki imkânsızlık gibi gerekçelerle bazı seçmeli dersleri açamadığı biliniyor.

Yeni düzenleme, bu durumlarda okul yönetimine öğrenci adına tercih yapma yetkisi tanıyor. Sendika ise bu yetkinin tercih hakkını fiilen ortadan kaldırdığını savunuyor.

NORM KADROYLA DA BAĞLANTILI

Konunun öğretmenleri ilgilendiren bir boyutu da bulunuyor.

Seçmeli ders dağılımı, okuldaki ders yükünü doğrudan etkiliyor. Ders yükü ise norm kadro hesabının temelini oluşturuyor.

Bu nedenle seçmeli ders tercihlerindeki değişiklikler, bazı branşlarda öğretmenlerin norm fazlası konumuna düşmesine yol açabiliyor.

Nitekim MEBBİS Norm Kadro Modülü üzerinden veri girişleri 6-14 Ağustos tarihleri arasında yapılıyor; norm fazlası tespitleri ise 17-19 Ağustos'ta gerçekleştirilecek.

İKİNCİ İTİRAZ: "FARKLI PROGRAM UYGULAYAN İLKOKULLAR"

Sendikanın ikinci itirazı, yönetmelikte yer alan bir ifadeye yönelik.

"İlkokullarda Yabancı Dil, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve farklı program uygulayan ilkokullar" şeklindeki düzenlemenin belirsiz kavramlar içerdiği savunuldu.

Açıklamada, bu ifadenin ilkokullarda farklı okul türü yaratmaya yönelik fiili bir duruma kapı araladığı ileri sürüldü.

TEVHİD-İ TEDRİSAT VURGUSU

Sendika, itirazını hukuki bir dayanağa oturttu.

Zorunlu eğitimin ilk basamağında "farklı program uygulayan ilkokullar" anlayışının yönetmeliğe girmesinin, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun ortak, laik ve bilimsel eğitim anlayışıyla bağdaşmadığı savunuldu.

(Tevhid-i Tedrisat Kanunu, 1924'te kabul edilen ve eğitimin tek çatı altında toplanmasını düzenleyen kanundur.)

"SÜRECİ SONUNA KADAR TAKİP EDECEĞİZ"

Sendika, dava konusu yapılan uygulamalara karşı Danıştay nezdinde dava açıldığını duyurdu ve süreci sonuna kadar takip edeceğini ilan etti.

KARŞI GÖRÜŞ NE DİYOR?

Düzenlemeyi savunanlar ise farklı bir çerçeve çiziyor.

Bu görüşe göre okullarda her seçmeli dersi açmak fiilen mümkün olmuyor; öğretmen, derslik ve sınıf mevcudu kısıtları belirleyici oluyor. Yönetmelikteki düzenlemenin, mevcut fiili durumu hukuki zemine oturttuğu savunuluyor.

Millî Eğitim Bakanlığı'ndan davaya ilişkin bir açıklama yapılmadı.

SÜREÇ NASIL İLERLEYECEK?

Danıştay'da açılan iptal davalarında öncelikle yürütmenin durdurulması talebi değerlendiriliyor.

Yürütmeyi durdurma kararı verilmesi hâlinde, ilgili hükümlerin uygulanması dava sonuçlanana kadar askıya alınıyor.

Nihai karar ise yargılamanın tamamlanmasıyla veriliyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

MEB PERSONEL Haberleri