Son dönemde kamu yönetiminde yaşanan kritik değişiklikler

Son yıllarda kamu yönetiminde ciddi değişiklikler yaşanmıştır. Bu değişiklikler cumhuriyet dönemindeki en kritik değişiklikler denilse yeridir ve abartı da olmaz. Bu yazımızda bu konuyu açıklamaya çalışacağız.

Yenişafak Gazetesi köşe yazarlarından Ahmet Ünlü bugünkü yazısında son dönemde meydana gelen, kamu yönetimindeki kritik değişiklikler konusuna değindi. Ünlü'nün yazısı şu şekilde: .

Cumhuriyet öncesinden itibaren var olan Müsteşarlıklar kaldırıldı

Yeni sistemde kamu yönetiminde köklü değişiklikler yapılmış ve birçok unvan ortadan kaldırılmıştır. Özellikle kamu kurumlarının tepe yönetiminde yer alan müsteşar ve müsteşar yardımcısı kadrolarının iptal edilmesi kamu yönetiminde çok ciddi bir değişikliktir. Bu bağlamda cesur bir kararla müsteşarlık makamının kaldırılması Osmanlı'dan beri var olan bir unvanın tarihe karışması anlamına gelmektedir.

Müsteşarlıkların yerine ikame edilen bakan yardımcılıkları maalesef aynı fonksiyonu şuana kadar ifa edemedi ve bundan sonra da çok ciddi bir revize yapılmadığı sürece de edemeyeceğe benziyor.

En yüksek devlet memuru unvanı değişti

En yüksek devlet memuru olarak adlandırılan Başbakanlık Müsteşarı, Başbakanlığın kaldırılmasından sonra tarihe karışmış ve yerini Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı'na bırakmıştır.

Ancak, fonksiyon olarak Başbakanlık Müsteşarı ile Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı arasında ciddi farklar vardır. Kanaatimize göre kaldırılan Başbakanlık Müsteşarlığı'nın kamu yönetimindeki etkinliği düşünüldüğünde yeni sistemde bu kurumun da yerinin doldurulması biraz zor görünüyor.

Genelkurmay Başkanı Milli Savunma Bakanlığı'na bağlandı

Önce Genelkurmay Başkanlarının toplantılarda Başbakan'la aynı seviyedeki oturma düzeni değiştirilmiştir. Yeni sistemde ise Genelkurmay Başkanı, Başbakanlığın kaldırılması nedeniyle Milli Savunma Bakanı'na bağlanmıştır. Yıllarca Milli Savunma Bakanlarından hiyerarşik olarak daha üst pozisyonda olan Genelkurmay Başkanlarının şu anki duruma getirilmesi çok büyük bir değişim ve dönüşümdür.

Yapılan bu değişiklik sonrasında ilgili ilgisiz her konuda görüş beyan eden Genelkurmay Başkanlarının ve kuvvet komutanlarının görev alanlarına yoğunlaşmaları sağlanmıştır. Gelinen noktada ise geçmişte isimleri ezbere bilinen komutanların isimleri kamuoyunca bilinmez hale gelmiştir. Herhalde demokratik ülkelerdeki özlenen durum tahakkuk etmiştir.

Müşterek kararname tarihe karıştı

Birçok kanunda kamu kurum ve kuruluşlarının üst düzey kadrolarına yapılacak atamaların müşterek kararname ile yapılması düzenlenmişti. Yeni sistemde müşterek kararname tarihe karışmış ve üst düzey atamalar Cumhurbaşkanı tarafından yapılır hale getirilmiştir. İstisnai de olsa bazı üst düzey atamaların kurullar tarafından yapıldığını ifade etmemiz gerekiyor.

Ayrıca, yeni sistemde Bakanlar Kurulu Kararı ile atama devri de kapanmış ve bu atamalar Cumhurbaşkanı tarafından yapılmaya başlanmıştır.

Kamu kurumlarına yapılan üst düzey atamaların sadece Cumhurbaşkanı'nca imzalanarak atama sürecinin tamamlanması uygulamada birçok sorunu da beraber getirmiştir. Daha önce atamalar üçlü bir süzgeçten geçerken şimdi bu süzgeçlerin yani kontrollerin ortadan kalkması ile hata yapma olasılığı da yükselmiştir.

Üst düzey atanan kişilerin bakanlarla çalışması gerekse de atamalarda bakanların imzası olmadığı için teorik olarak atanan kişilerden bakanların dahi haberi olmayabilir. Bu durumun muhtemel sakıncaları aşikardır. Atamaların başka kurumlardan yapılması halinde de muvafakat işlemlerinin hangi kurum tarafından yapılacağı hususu da ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Aynı şekilde atanan kişilerin görevden alınmasının gerekmesi halinde de görevden alınmayı isteyen bakanlar olmasına rağmen görevden tek imzayla Cumhurbaşkanı almaktadır ki bu durumun da sakıncalı olduğunu düşünüyoruz.

Üst düzey atamalar için kamu hizmeti şartı kaldırıldı

657 sayılı Kanun'un 68/B maddesinde yapılan değişiklikle kamu kurumlarının üst düzey görevlerine yapılacak atamalar için aranan belirli bir süre kamu hizmeti yapmış olma zorunluluğu kaldırılmıştır.

Üst düzey atamalarda belirli bir süre hizmet şartının aranmamasının kamu yönetimine ciddi bir kalite getirdiğini söylememiz mümkün değildir. Nitekim yapılan atamalardan beklenen sonuç alınamamıştır. Özel sektörde çok yüksek paralarla çalışma hayatına başlayan birisinin bu yaşantıyı bırakıp ta kamunun cenderesine düşük ücretlerle girmesini beklemek ham hayaldir. Üstüne üstlük kamudaki birçok kural da bu kişilerin çalışma mantığına uymamaktadır. Dolayısıyla hayatında kamu yönetiminin mantığından yıllarca uzak kalmış birisinin kamuda başarı şansı oldukça düşüktür.

Daha da acısı ise özel sektörde çok nitelikli birçok kişinin kamu yönetiminde çok kötü bir yönetim sergilediklerine de zaman içerisinde şahit olunabilmektedir. Bu nedenle çok iyi üniversitelerden mezun olan ve özel sektörde çok güzel işler başaran birçok kişinin kamuda başarısızlık yaşaması da mümkün olabilmektedir.

Yıllarca özel sektöre nitelikli personel transferi yapan kamu kesiminin özel sektörden eleman transferi yapmasının çok zor olduğu gerçeği maalesef görmezden gelinmektedir. Kaldı ki kamu kesimi bırakın özel sektörden nitelikli eleman transferini elindeki nitelikli personeli dahi kullanmakta zorlanmaktadır. Bu konuda kamuda ciddi bir analize ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.

Kurumsal hafızalar ya kayboldu ya da çok yıprandı

Üzülerek belirtmek zorundayız ki tecrübeli personeller, zaman zaman bürokratik direnç zannıyla istenmeyen kişiler ilan edilmişlerdir. Bunun sonucunda ise işlerde acelecilik ön plana geçmiş, çok boyutlu analiz yapacak tecrübeli kişilerde istenmeyen kişi ilan edildiği için adeta yapbozlar çoğalmıştır. Aceleyle yapılan birçok iş, kısa süre sonra ya tamamen değiştirilmek ya da tamamen kaldırılmak zorunda kalmaktadır.

Kurumsal hafızaya gerekli değer verilmediği için yıllar önce yapılıp da sakıncalarından dolayı kaldırılan birçok düzenleme yeni bulunmuşçasına geri getirilmeye çalışılmakta, bu durum ise devlet ciddiyetini ve kurumsal itibarı zedeleyecek boyutlara varabilmektedir.

Yukarıdan gelen talimatlar İlahi buyruk gibi algılanınca küçük itirazlar büyük günah kategorisine sokulmaya başlanmakta bu durum ise çalışanları uysallaştırmakta ve nemelazımcılık geçer akçe haline gelmektedir. Nihayetinde de sorgulamayan, düşünmeyen ve talimatlara itiraz etmeyen personel tipi oluşmaya başlamaktadır ki bu durumun üst düzeyin sıklıkla hata yapmasına zemin oluşturduğunu belirtmemiz gerekiyor.

Bakanlıkların yardımcı ve danışma birimleri bir anda genel müdürlük yapıldı

Yıllarca çok büyük bakanlıklar dışında yardımcı hizmet birimleri arasında yer alan personel birimleri ve bilgi işlem birimleri daire başkanlığı olarak görev yapmıştır. Son dönemde neredeyse genel müdürlük olmayan personel birimi ve bilgi işlem birimi kalmamıştır. Öyleyse birçok kurumun bazı bakanlıkların personel ve bilgi işlem birimlerinden daha büyük personel ve bilgi işlem birimlerinin genel müdürlük talepleri nasıl karşılanacaktır? Bu tür taleplerin reddedilmesi için herhalde önemli bir gerekçe sunulması gerekir. Ne olacak, buralarda da genel müdürlükler kurulur geçer gider denirse, buna da diyecek bir şeyimiz olamaz.

Daha garibi ise bakanlıklardaki hukuk müşavirlikleri bir anda genel müdürlük yapıldı. Hukuk müşavirliklerinin birçoğu çok az personelle çalıştığı için doğrusu bunların biranda genel müdürlüğe dönüştürülmesi şaşkınlığımızı daha da artmıştır. Böyle köklü değişiklikler için acaba analiz yapma gereği duyulmaz mı? Ne diyelim demek ki aklımızın ermediği ve bilmediğimiz çok şey varmış. (YeniŞafak)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

KAMU PERSONELİ Haberleri