Şükrü Kolukısa, "Türkiye Vizyonu" Panelinde Konuştu

Genç Memur-Sen Sakarya Temsilciliği, Girişimci Genç Ufuklar Derneği ve ADEM Öğrenci Topluluğu’nun düzenlediği “Türkiye Vizyonu” paneli, Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Konferans Salonu’nda yapıldı.

Genç Memur-Sen Sakarya Temsilciliği, Girişimci Genç Ufuklar Derneği ve ADEM Öğrenci Topluluğu’nun düzenlediği “Türkiye Vizyonu” paneli, Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Konferans Salonu’nda yapıldı. Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Şükrü Kolukısa’nın moderatörlüğünü yaptığı panele Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülay Samancı ve Gazeteci-Yazar Abdurrahman Dilipak konuşmacı olarak katıldı.

Panelin açılışında bir konuşma yapan Şükrü Kolukısa, dünün Türkiyesi ile bugünü kıyaslayarak sözlerine başladı. Çok partili hayata geçilmesi sonrasında, Anadolu insanının iktidara gelmesini hazmedemeyenlerin rahat durmadığını, 27 Mayıs 1960 darbesiyle başlayan, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat postmodern darbesiyle devam eden millî iradeye ‘balans ayarı’ yapma sürecinin günümüze kadar devam ettiğini, başbakanını asan ülke ayıbıyla yaşamak zorunda kaldıklarını ifade eden Kolukısa, son 15 yıllık dönemde onlarca darbe girişiminde bulunulduğunu, son olarak 15 Temmuz 2016 tarihinde en iğrenç, en hain, en aşağılık darbe ve işgal girişimine maruz kaldıklarını, milletin destansı duruşu ve direnişiyle, milletin vergileriyle alınan silahları, uçakları millete doğrultan, 240’ı aşkın insanımızı şehit eden, binlercesini yaralayan hainlerin püskürtüldüğünü hatırlattı.



 

28 Şubat postmodern darbe sürecinde, başörtüsü taktıkları için birçok kadın kamu görevlisinin görevinden uzaklaştırıldığını, kız öğrencilerin inancıyla eğitim hakkı arasında bir tercih yapmaya zorlandığını, başını açmayanların ‘ikna odaları’nda psikolojik işkenceye tabi tutulduğunu, özgürlüklerin turnikelere sıkıştırıldığını belirten Kolukısa, “Kadınlar, görevlerini yapamadıklar için değil, başörtülü olarak görev yaptıkları için kamu görevinden çıkarıldılar. Bugün öğretmen ya da farklı unvanlar üzerinden eğitim çalışanı konumunda olan kadınlardan bir bölümü 28 Şubat sürecinde üniversite öğrencisiydi. Sırf başörtülü oldukları için ya üniversiteden atıldılar ya da okula alınmadılar. Öğrencilikleri ile birlikte hayallerine ve insanlığa faydalı olma gayretlerine de son verildi. Bu ülkenin gençlerinin, geleceğinin önüne setler çekildi. Üniversiteye girişlerini engellemek için imam-hatip liseleri ve meslek liselerinden mezun olan öğrencileri farklı katsayıya tabi tuttular. Bununla da yetinmediler, insanların dinlerini öğrenmesini, çocuklarını kendini dini inanç ve felsefi yaklaşımları doğrultusunda yetiştirmesini engelleyen hukuktan, ahlaktan ve insan onurundan yoksun yasaklar, kurallar ürettiler. Bu zulümlerle de yetinmediler. İnancını yaşamaya çalışan toplum kitlesinin desteklediği partinin bulunduğu hükûmeti baskıyla istifaya zorladılar ve iktidarın büyük ortağı konumundaki partiyi kapattılar. Bırakın emek mücadelesi verilmesine, alın teriyle kazanılan ekmeğin yenilmesine dahi tahammül edemeyenlerin oluşturduğu vesayet rejiminin çıldırtıcı baskılarına, tehditlerine, dayatmalarına, saldırılarına maruz kaldı insanlarımız” dedi.



15 Temmuz işgal girişiminde bulunan hainlere karşı meydanlara çıkarak, kurşunlara, tank ve uçaklara gövdesini siper eden insanların Türkiye’nin geleceğini kurtardığını kaydeden Kolukısa, “Teyakkuzda olmalıyız. Henüz hiçbir şey hallolmuş değil. 16 Nisan’da anayasa değişikliği referandumu var. Hainler ve onların işbirlikçileri boş durmuyor. Referandum tarihi yaklaştıkça, kimin dost, kimin düşman olduğu giderek belli olmaya başladı. Avrupa ülkelerinin olumsuz tavrı, yerli işbirlikçilerinin algı operasyonları tam gaz sürüyor. Bizler de en az onlar kadar çaba harcamadıkça, birlik ve beraberliğimizi güçlendirmedikçe, başarıya ulaşma şansımız yoktur. Bağımsız, özgürlüklerin daha fazla yaşandığı, kendi iç sorunlarını çözmüş, bölgesinde ve dünyada söz sahibi bir Türkiye için, ülkesini ve milletini seven herkes elini taşın altına koymalıdır. Çünkü bundan başka bir seçeneğimiz yoktur” şeklinde konuştu.



 

Samancı: Vesayet odakları fren görevi görüyor

Panelistlerden Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülay Samancı, anayasa yapmanın toplumsal mutabakat gerektirdiğini dile getirerek, “Birilerinin getirdiği bir sistem var. Vesayet odakları fren görevi görüyor. Her kriz sosyal, siyasal, ekonomik olarak hep bize zarar vermiştir, vermektedir” ifadelerini kullandı.

“Cumhurbaşkanlığı seçimi işlerine gelmeyince 367’yi icat ettiler ve bu durum krizle sonuçlandı” diyen Samancı, 2010 referandumuyla seçim hakkının halka verildiğini ama bazı sorunların hâlâ devam ettiğini kaydetti. Siyasi istikrara ihtiyaç olduğunu vurgulayan Samancı, yeni anayasa değişikliğiyle istikrarın hedeflendiğini, Meclis’in yasama ve denetleme görevini daha etkin yapmasıyla işlerin hızlı yürüyeceğini ifade etti.



 

Dilipak: Hesaplaşma devam edecek

Gazeteci-Yazar Abdurrahman Dilipak ise, 27 Mayıs darbesinin bir restorasyon olduğunu söyledi. Türkiye’nin yakın tarihinde yaşananları detaylı bir şekilde anlatan Dilipak, 15 Temmuz’un ise sadece Türkiye’nin değil, İslam dünyasının da kurtuluşuna vesile olduğunu söyledi. 15 Temmuz darbe gecesi hesapta olmayan olayların olduğunu dile getiren Dilipak, şöyle konuştu: “15 Temmuz gecesi bazı insanlar nasıl sokağa çıktılar? Daha Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı yok. Bu insanlar nasıl çıplak elleriyle tanklara, uçaklara karşı meydanlara çıktılar. Büyük kitleler değil bunlar. Darbeyi önleyen asıl büyük kahramanlar bunlar. Sonuç belli olduktan sonra meydana çıkanlara güvenmeyin, onlar ya haindir ya da korkaktır.”

Büyük hesaplaşmanın devam edeceğini belirten Dilipak, “Dünyada 62 civarında zengin adam var. Dünya gelirinin yarısından fazlasına sahipler bunlar. Bu gerçeği değiştirmediğimiz sürece savaş, terör ve darbeler bitmeyecektir. Savaş, darbeler ve terör bu düzeni devam ettirmek içindir” diye konuştu. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

MEB PERSONEL Haberleri