Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, 2026 yılı sendikal üye sayılarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, eğitim alanındaki sendikal yapıya ve sendikacılığın geleceğine dair dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Yavuz, Eğitim-Bir-Sen’in zorlu bir yılı daha üye artışıyla geride bıraktığını belirterek, sendikal mücadelenin fikir, emek ve üretim temelinde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
“Çok zor bir yılı başarıyla geride bıraktık”
Talat Yavuz, Eğitim-Bir-Sen olarak zor şartlara rağmen başarılı bir yılı geride bıraktıklarını belirtti. Sendikanın birçok tartışma ve eleştiriyle karşı karşıya kaldığını ifade eden Yavuz, buna rağmen üye sayısını artırmayı başardıklarını söyledi.
Yavuz, Eğitim-Bir-Sen’in 16 bin yeni üye artışıyla kendi rekorunu geliştirdiğini belirterek, bu tablonun doğru okunması gerektiğini vurguladı.
Eğitim alanında 57 sendika bulunuyor
Sendikal üye sayılarını değerlendirirken yalnızca yıllara göre değişime bakmanın yeterli olmadığını belirten Yavuz, öncelikle Türkiye’deki sendika sayısının sorgulanması gerektiğini ifade etti.
Yavuz, sadece eğitim alanında 57 sendika bulunduğuna dikkat çekerek, bu durumun sendikal yapı açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu savundu. Hizmet kolunun tamamını temsil etmek yerine belirli branş, unvan, dönemsel sorun ya da farklı hassasiyetler üzerinden kurulan sendikaların sendikal alanı parçalı hale getirdiğini dile getirdi.
Sendikal mevzuat çağrısı
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Yavuz, sendikal mevzuatın uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi gerektiğini belirtti.
Mevcut yapının sendikal alanda dağınıklığı beslediğini savunan Yavuz, bu düzenin değiştirilmesi gerektiğini ifade etti. Sendikal mücadelenin güçlü bir fikre dayanması gerektiğini vurgulayan Yavuz, Türkiye’de sendikacılığın çoğu zaman inançlar, siyasi görüşler ve ideolojiler üzerinden şekillendiğini söyledi.
“Sendikacılık kör dövüşüne dönüştü”
Talat Yavuz, Türkiye’de sendikal mücadelenin yeni fikirler üretme yerine mevcut olanı yıkma anlayışıyla yürütülmesinin kayıp oluşturduğunu belirtti.
Bu anlayışın zaman ve enerji kaybına yol açtığını ifade eden Yavuz, sendikacılığın geleceğinin de bu nedenle çıkmaza sürüklendiğini savundu. Yavuz’a göre sendikal mücadelenin fikirlerin yarıştığı bir zemine dönüşmesi halinde hem çalışanlar hem de ülke kazanacak.
“Eğitim-Bir-Sen kendiyle yarışıyor”
Yavuz, Eğitim-Bir-Sen’in sendikal alanda ortaya koyduğu söylem ve uygulamaların, diğer sendikaları hak, emek, adalet ve özgürlükler zeminine çekmeye yetmediğini ifade etti.
Mevcut tabloda sendikal rekabetin üretim ve fikir üzerinden değil, statükoyu koruma ve karşıtlık üzerinden yürütüldüğünü belirten Yavuz, bu nedenle Eğitim-Bir-Sen’in adeta kendiyle yarıştığını söyledi.
Dijital çağ ve yeni ahlaki normlar vurgusu
Talat Yavuz, sendikacılığın yalnızca ücret ve özlük hakları üzerinden değil, aynı zamanda çağın risklerini okuyabilen bir fikir hareketi olarak ele alınması gerektiğini belirtti.
Yavuz, dijital çağın teknolojik risklerine karşı yeni ahlaki normların geliştirilmesi gerektiğini ifade ederek, sendikaların eğitim, insan, çevre, teknoloji ve gelecek üzerine daha fazla düşünmesi gerektiğini söyledi.
“2026 sendikal tablosu bize büyük sorumluluk yüklüyor”
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, 2026 yılı sendikal tablosunun yalnızca Türkiye açısından değil, daha geniş bir sorumluluk alanı açısından da okunması gerektiğini belirtti.
Yavuz, Eğitim-Bir-Sen’in 16 yıldır yetkili sendika olmasını, bu sorumluluğu taşıma iradesiyle ilişkilendirdi. Sendikal alanda daha güçlü fikirlerin, yeni yaklaşımların ve ortak çözümlerin ortaya konulması gerektiğini vurguladı.