Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Nevşehir Şubesinin yeni hizmet binasının açılışına katıldı. Açılışın ardından düzenlenen istişare toplantısında konuşan Geylan; sendikal mücadeleyle elde edildiğini belirttiği kazanımları anlattı, akademisyenlerin maaşlarının artırılması ve üniversite idari personelinin haklarının iyileştirilmesi yönündeki taleplerini dile getirdi.
Türk Eğitim-Sen Nevşehir Şubesinin mülkiyeti şubeye ait yeni hizmet binası, 26 Ekim 2026 tarihinde düzenlenen törenle açıldı. Açılışa Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan’ın yanı sıra MHP Grup Başkanvekili ve Nevşehir Milletvekili Prof. Dr. Filiz Kılıç, MHP Nevşehir İl Başkanı Adnan Doğu, Nevşehir İl Millî Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı, Türkiye Kamu-Sen temsilcileri, belediye başkanları, sendika yöneticileri ve davetliler katıldı.
Türk Diyanet Vakıf-Sen Nevşehir İl Temsilcisi Durmuş Demirci’nin duasıyla gerçekleştirilen açılışta, Nevşehir Şube Başkanı Tayfur Urgenç de bir konuşma yaptı. Urgenç, yeni hizmet binasının eğitim çalışanlarının sorunlarını paylaşabilecekleri ve hak arama mücadelelerinde destek bulabilecekleri bir merkez olacağını ifade etti.
Genel Başkan Talip Geylan ise binanın kazandırılmasında emeği geçenlere teşekkür ederek yeni hizmet binasının hayırlı olmasını diledi.
“İlkeli Sendikacılığı Tercih Ederek Bugünlere Ulaştık”
Açılışın ardından Türk Eğitim-Sen Nevşehir Şubesinin düzenlediği istişare toplantısına katılan Geylan; şube yönetim kurulu üyeleri, ilçe ve üniversite temsilcileri ile şube kadın komisyonu üyelerine hitap etti.
Türk Eğitim-Sen’in 1992 yılından bu yana dış müdahalelere ihtiyaç duymadan büyüdüğünü belirten Geylan, teşkilatın başarısında ilkeli sendikacılık anlayışının etkili olduğunu savundu.
Sendikal faaliyetlerin makam ve mevki dağıtarak, baskı kurarak ya da tehdit ve şantaja başvurarak yürütülmediğini vurgulayan Geylan, teşkilat mensuplarının çalışanların gerçek ihtiyaç ve beklentilerini dikkate aldığını söyledi.
Geylan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Teşkilatımızı bugünlere ilkeli sendikacılığı tercih ederek ulaştırdınız. Ne farklı esen rüzgârlara kapıldınız ne de ilkelerinizi çiğnetiniz. Sadece ve sadece sendikacılık yaparak üyelerimizi hak arama mücadelesine dahil ettiniz. Hepinizle gurur duyuyorum.”
Banka Promosyonları ve Nöbet Ücreti Mücadelesini Anlattı
Kamu çalışanlarının bugün yararlandığı bazı hakların uzun yıllara yayılan sendikal mücadelelerin sonucunda elde edildiğini belirten Geylan, banka promosyonlarını örnek gösterdi.
Geylan, kamu çalışanlarının maaş ödemeleri karşılığında bankaların sağladığı promosyonların geçmişte kurumlara bırakıldığını, Türk Eğitim-Sen’in ise bu gelirden çalışanların da pay alması gerektiğini savunduğunu anlattı.
2007 yılında, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nden bir gün önce, dönemin Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile yapılan görüşmede banka promosyonlarının gündeme getirildiğini belirten Geylan, ilk aşamada promosyonun yüzde 50’sinin çalışanlara, yüzde 50’sinin kurumlara bırakılması yönünde uzlaşma sağlandığını ifade etti. Geylan, sonraki süreçte promosyonların tamamının çalışanlara dağıtılması uygulamasına geçildiğini söyledi.
Öğretmenlerin nöbet görevleri karşılığında ücret almasının da kendiliğinden gerçekleşmiş bir kazanım olmadığını dile getiren Geylan; eylemler, kurumsal başvurular, afiş çalışmaları ve toplu görüşmeler yoluyla konuyu uzun süre gündemde tuttuklarını belirtti.
Geylan, Türk Eğitim-Sen’in nöbet görevi karşılığında ücret ödenmesi için yürüttüğünü belirttiği çalışmaların ardından Millî Eğitim Bakanlığının öğretmenlere nöbet ücreti ödenmesine karar verdiğini kaydetti.
Sözleşmeli Personelin Kadroya Geçiş Sürecine Dikkat Çekti
Geylan, sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi konusunda da Türk Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu-Sen’in mücadelesinin göz ardı edilmemesi gerektiğini savundu.
2005 yılında 4/C statüsüyle başlayan uygulamaya karşı hukuki girişimlerde bulunduklarını belirten Geylan, 2007 yılında uygulamaya konulan 4/B’li sözleşmeli öğretmenlik modeline karşı da çeşitli eylemler ve kurumsal başvurular gerçekleştirdiklerini anlattı.
Geylan, 2011 seçimleri öncesinde sözleşmeli çalışanların kadroya geçirileceğine yönelik açıklamanın ardından 232 bin sözleşmeli çalışanın kadroya alındığını, bunların 68 bininin öğretmen olduğunu ifade etti.
Kamu çalışanlarının elde ettiği hakların arkasındaki sendikal mücadelenin hatırlanması gerektiğini belirten Geylan, Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen’in bu süreçlerdeki katkısına dikkat çekti.
Akademisyen Maaşları İçin Yoksulluk Sınırının İki Katı Talebi
Üniversitelerin Türkiye’nin kalkınmasında önemli bir role sahip olduğunu belirten Talip Geylan, bilimsel üretimin sürdürülebilmesi için yükseköğretim kurumlarının akademik, idari ve ekonomik açıdan güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Akademisyen maaşlarının yetersiz olmasının başarılı öğrencilerin akademisyenlik mesleğini tercih etmesini zorlaştırdığını savunan Geylan, akademik ücret artışının yalnızca çalışanların ekonomik koşullarını iyileştirmeye yönelik olmadığını, Türkiye’nin bilimsel geleceği açısından da önem taşıdığını ifade etti.
Türk Eğitim-Sen’in akademisyenlere yönelik taleplerini açıklayan Geylan, şu düzenlemeleri istedi:
En düşük akademisyen maaşının yoksulluk sınırının en az iki katına çıkarılması,
Ders ücretlerinin yüzde 100 artırılması,
Her eğitim-öğretim döneminde bilim insanlarına bir maaş tutarında “Eğitim ve Bilim Yardımı” ödenmesi,
Profesör, doçent ve doktor öğretim üyesi kadrolarının eşit değerlendirilmesi,
Doktor öğretim üyeleriyle yapılan sözleşme uygulamasının kaldırılması,
Norm kadro fazlası olarak belirlenen öğretim elemanlarının durumuna ilişkin düzenleme yapılması.
Akademik ücret artışının daha fazla ertelenmemesi gerektiğini vurgulayan Geylan, akademisyenlerin mesleklerinin statüsüne uygun ücret almasını istediklerini belirtti.
Üniversitelerin İdari Personeli İçin Ek Hak Talepleri
Talip Geylan, üniversitelerde görev yapan idari personelin çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin taleplerini de gündeme getirdi.
YÖK ve bağlı kuruluşlarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olarak çalışan ve lisansüstü eğitimini tamamlayan idari personele ek özel hizmet tazminatı verilmesini isteyen Geylan, yüksek lisans mezunları için yüzde 20, doktora mezunları için yüzde 40 oranında ek ödeme yapılmasını talep etti.
Kadro yetersizliği veya sınav açılmaması gibi nedenlerle unvanlarına uygun olmayan kadrolarda çalışan personelin durumunun da çözüme kavuşturulması gerektiğini belirten Geylan, bu çalışanlara bir defaya mahsus olmak üzere unvanlarına karşılık gelen kadroların doğrudan verilmesini istedi.
Geylan ayrıca idari personelin isteği dışında daha alt kadrolarda veya uzmanlık alanları dışındaki işlerde çalıştırılmaması gerektiğini ifade etti.
“Üniversite Personelinin Huzuru, Bilimsel Üretimi Güçlendirir”
Türk Eğitim-Sen’in toplu sözleşme talepleri arasında akademisyenlerin ve idari personelin ekonomik, sosyal ve özlük haklarının iyileştirilmesinin de bulunduğunu belirten Geylan, çalışma koşullarının geliştirilmesinin üniversitelerin geleceği açısından önem taşıdığını söyledi.
Akademisyenlerin ve idari personelin çalışma barışının sağlandığı, kendilerini güvende ve huzurlu hissettikleri bir ortamın üniversitelerin gelişimine katkı sunacağını dile getiren Geylan, konuşmasını şu mesajla tamamladı:
“Mutlu, huzurlu ve çalışma barışı tesis edilmiş akademisyenlerimiz ve idari personelimizle üniversitelerimizi daha güçlü yarınlara taşıyacağız, ülkemizin aydınlık geleceğine katkı sunacağız.”