Teknoloji Bağımlılığı ve Sosyal Medya

Hüseyin ÖZKAN

                 

Teknoloji Bağımlılığı ve Sosyal Medya

Sosyal Medya Bir Özgürlük Alanı Mı?

Twitter, 14 arkadaşın çabalarıyla South Park, San Fransisco’da kurulmuştur. Birlikte çalışan 14 arkadaş yedikleri bir yemek esnasında bu fikri üretirler. Twitter kurucularından Jack, SMS yoluyla küçük gruplara o anda ne yaptıklarını anlatabilecekleri bir proje fikrini oraya atar. İşte bu fikir Twitter’ın temeli olmuştur. Bu gün Twitter'ın en ciddi devlet adamından tutun da, en tanınmış iş adamına, hatta ilkokul öğrencisine kadar her kesimden kullanıcısı bulunmaktadır. Hatta ulusal, uluslararası politikalar, bu mecralardan duyurulur ve takip edilir durumdadır. Geçenlerde ABD başkanı TRUMP'un Twitter hesabı 11 dakikalığına kapatıldığı haberi basına yansıdı. Bu olay üzerine Twitter bunu yapan çalışanının görevine son verdiğini, bunun bir daha olmaması için gerekli önlemlerin alınacağı duyurusunu yaptı. Demek ki; bu kadar geniş ve önemli kullanıcıları olan bir sosyal medya alanı; bir çalışan tarafından kapatılabiliyor, açılabiliyor, hatta belki kullanıcılar adına yazılar dahi yayınlanabiliyor... Öyleyse ulusal veya uluslar arası güvenlik politikaları adına ne kadar güvendeyiz. Örneğin; bir önemli zatın Twitter'da kurduğu bir cümle füzelerin havalanmasına neden olursa, ya da bu bahanesi olursa işin, o zaman ne olacak? Biri virüs, diğeri de pardon yanlış anladık açıklaması mı yapacaklar? Sosyal medya devlet başkanından ilkokul öğrencisine herkesin dikkat etmesi gereken bir mecradır artık.

Önceleri sermayenin ülkesi ve sınırları yoktur denirdi. Şimdi sosyal medya da ülkesiz ve sınırsız artık. Bir ülke diğer ülkenin içişlerine sosyal medya aracılığıyla karışabiliyor, lobi faaliyetlerini bu kanallarda oluşturulan platformlar aracılığı ile yapılabiliyor. Bunun yanında sosyal medya, bireysel anlamda özgürlük alanı olmaktan çoktan çıktı. Hatta insanların günlük faaliyetlerinin, eğilimlerinin, düşüncelerinin takip edildiği ve bir çok kişisel tartışmaların çatışmaların yaşandığı yerler halini aldı. Bireysel anlamda bir çok adli davalar bilişim alanında yürütülmekte ve avukatlık alanında ciddi bir sektör haline geldiği görülüyor. Günümüzde sosyal medya; eğlence, iletişim ya da özgürlük alanı olmaktan daha çok dikkat edilmesi gereken herkesin herkesi rahatlıkla izleyebileceği, sosyal anlamda tek taraflı teşhis ve tanı koyabileceği, bireysel ve asla özel hayatın paylaşılmaması gereken yerler olarak önümüzde durmaktadır.

Akıllı Telefon Bağımlılığı

Bu gün bir virüs gibi evimizin içine kadar giren ve bir türlü kendimizi çocuklarımızı etkisinden kurtarmayı başaramadığımız akıllı telefon gerçeğiyle karşı karşıyayız. Artık akıllı telefon kullanımı ilkokul birinci sınıf düzeyine kadar düştüğü izlenmektedir. İşin ciddiyetini fark eden bazı ülkeler konuyla ilgili önlem almaya başladılar bile. Fransa Eğitim Bakanı Jean-Michel Blanquer; “Bugün çocuklar teneffüslerde artık oyun oynamıyorlar. Hepsi sürekli akıllı telefonlarının başında ve bu eğitim açısından bir problem.” diyor ve akıllı telefonları okullarda yasaklıyor. Artık Eylül 2018’den itibaren teneffüslerde, öğle yemeklerinde ya da dersler aralarında kullanmalarına da izin verilmeyecek. Kıvılcım KAYABALI, Herkese Bilim ve Teknoloji Dergisinde; "Günümüzde bir kişinin ortalama olarak cep telefonuna günde 2,617 kere dokunduğunu biliyoruz. Twitter, Facebook, ve İnstagram'dan gelen uyarılar sürekli olarak dikkatimizin dağılmasına neden oluyor. Yakın bir zamanda gerçekleştirilen bir çalışma akıllı telefonların IQ'yu düşürdüğünü ve dikkat, hafıza, öğrenme gibi bilişsel fonksiyonları azalttığını gösterdi. Akıllı telefonlar ve mobil uygulamalar seks, kumar, uyuşturucu vb. ile aynı sinirsel yolları harekete geçiriyor. İnternet bağımlılığı olanlarla aynı merkezlerin aktive olduğunu görüyoruz.

                          

Cep telefonunun ortamda varlığı bile iki kişi arasındaki iletişimin kalitesini azaltıyor. Kişiler iletişim sırasında cep telefonu nedeniyle odaklanma sorunu yaşayınca bu durum çevrelerindekileri de etkiliyor. Dikkat kirliliği sadece kendilerini değil etrafındaki herkesi de etkileyebiliyor.

The Guardiyan'da geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir makale, eski silikon vadisi çalışanlarının sosyal medya platformları ile ilgili görüşlerine yer veriyor ve teknoloji şirketlerinin kararlarımızı etkileyebilmek için hangi yöntemlere başvurabileceğine ilişkin çarpıcı örneklerle dikkat çekiyor." diyor. (2)

Televizyon Bağımlılığı

                                        

Peki televizyon bağımlılığına ne dersiniz? Evinizde bir salon, salonun en hakim yerine konuşlandırılmış zamanla zihninize de hakim olacak olan televizyonlar. Biri biterken biri başlayan her biri saatlerce süren aylak işi diziler. Zamanla zihninizi de aylaklaştıran. tembelleştiren, sonunu hiç çaba harcamadan, beyninizi zorlamadan anlayabileceğiniz sıradan diziler... "Kadın programı" adı altında cinsiyetçi bir söylemle sunulan magazin programları, dedikodu ihtiyacını karşılayan kim ne yapmış kim neyi yapmış sıradanlığını evinizin içine taşıyan programlar. Şiddete özendiren, şekilleri hiç bir şeye benzemeyen estetik değer yoksunu çizgi filmler. Haydi televizyonu açmasanız bile alışkanlıktan kapalı ekranına baktığınız televizyonlar, en az akıllı telefonlar kadar maruz kalındığı süreyle orantılı olarak bireysel ve toplumsal IQ'yu düşürmüyor mu ve dikkat, hafıza, öğrenme gibi bilişsel fonksiyonları azaltmıyor mu? Sosyal iletişiminizi engellemiyor mu sizce?

Üretenler Kullanıyor Mu?

Silikon vadisinde facebook, Twitter, İnstagram vb gibi sosyal ağları üretenler yani silikon vadisi çalışanları, kendilerini ve çocuklarını bu ürünlerden uzak tutmaya çalışıyorlar. New York Times'ta yayınlanan bir makale (1), zeka ve teknoloji kullanımı arasındaki ilişkiye olan güveni sarstı. Dünyada ve ülkemizde pek çok okul, sınıflarını akıllı tahtalarla, teknolojik araçlarla donatma konusunda birbiriyle yarışırlarken, teknolojinin ana vatanı Silikon Vadisi’nin göbeğinde E-Bay, Google, Apple, Yahoo ve Hewlett-Packard gibi teknoloji devlerinin çocuklarını göndermeyi tercih ettikleri bir okul, kendini teknolojiden tamamen arındırmayı seçmiş durumda. Bu okul, Waldorf School of the Peninsula. Bu okulda hiç teknoloji yok mesela. Bilgisayar ekranı ya da akıllı tahtalar yerine bizim burun kıvırdığımız karatahtalar, tebeşirler, kağıt ve kalem var. Öğrenmenin diğer temel malzemeleri ise örgü ve dikiş iğneleri ve bazen de çamur. Bunun dışında bolca oyun odaklı öğrenme ve hikaye anlatma var. Sanırım bu durum çocuğuma akıllı telefon veya tablet vs. alsam mı? Gideceği okul "teknoloji yoğun, öğrenci pasif" bir sistemi mi benimsenmiş olsun? Yoksa bu okul yaratıcılığı, oyun ve üretim odaklı bir sistemi ön planda mı çıkarmış olsun, sorularına bir yanıttır.

Akıllı Teknoloji, Silik Aktörler

Hem kendimizin, hem çocuklarımızın zihinlerini tahakküm altına alan, pazar ekonomisinin tüketici insanını yaratmak ve onları her türlü yönlendirmeye açık hale getirmek için oynanan "teknoloji" oyunları hiç de masum değil. Yaşadığımız her dakikanın önemi çok büyük. Bu dakikalarınızı insanlık tarihinden devraldığımız "zihinsel gelişme" görevimizi aksatmadan ve devamlılığını sağlayarak değerlendirebilirsiniz. Ya da akıllı teknolojilerin gölgesinde beynini kullanmayı unutan insanoğlu olarak, geleceğinizi de bu yönde şekillendirir ve insanoğlunun tarih sahnesinden yok oluş hikayesinin silik bir aktörü olursunuz.

Hüseyin ÖZKAN

(1) http://www.nytimes.com/2011/10/23/technology/at-waldorf-school-in-silicon-valley-technology-can-wait.html?pagewanted=all&_r=0

(2) Herkese Bilim Ve Teknoloji Dergisi Sayı 89

 

 

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.