Türk Eğitim-Sen’den Toplu Sözleşme Çıkışı! 2027 İçin Ek Zam ve Refah Payı Talebi
Türk Eğitim-Sen, 2027 toplu sözleşme süreci öncesinde ek zam, refah payı, zorunlu hizmet tazminatı ve öğretmenlerin özlük haklarında iyileştirme talep etti.
Türk Eğitim-Sen Genel Başkan Yardımcısı İrfan Kılınçer, 27-30 Eylül 2026 tarihleri arasında Van, Hakkâri ve Aydın’da çeşitli temaslarda bulundu.
Van programında sendika yöneticileri ve üyelerle istişare toplantısı gerçekleştiren Kılınçer, eğitim çalışanlarının gündemindeki sorunları değerlendirdi. Ayrıca eğitim kurumları, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Van İl Milli Eğitim Müdürlüğünde çeşitli görüşmeler yaptı.
Hakkâri ve Yüksekova’da da eğitim çalışanlarıyla bir araya gelen Kılınçer, okulları ziyaret ederek öğretmenlerin ve diğer eğitim personelinin talep ve beklentilerini dinledi. Program kapsamında yerel yöneticilerle de eğitim gündemine ilişkin görüşmeler gerçekleştirildi.
Aydın’da ise sendika yönetimiyle eğitim gündemini değerlendiren Kılınçer, teşkilat çalışmaları kapsamında çeşitli temaslarda bulundu.
“Toplu sözleşme masasında güçlü bir irade olmalı”
İstişare toplantılarında konuşan Kılınçer, Türk Eğitim-Sen’in güçlendirilmesi ve yetkili sendika konumuna gelmesinin önemine dikkat çekti.
Kılınçer, 2027 yılının Ağustos ayında kamu görevlileri ile işveren heyetinin 2028-2029 dönemini kapsayacak toplu sözleşme görüşmeleri için masaya oturacağını hatırlattı.
Türk Eğitim-Sen yöneticisi, toplu sözleşme masasının milyonlarca kamu çalışanının ekonomik ve özlük haklarının ele alındığı kritik bir süreç olduğunu belirterek, çalışanların haklarını savunacak güçlü bir sendikal iradeye ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.
2027 için ek zam ve refah payı talebi
Kılınçer, kamu çalışanlarının satın alma gücündeki gerilemeye dikkat çekerek mevcut ücret artışlarının yeterli olmadığını savundu.
Açıklamasında 2025 yılı sonunda enflasyonun yüzde 30,89, 2026 Ağustos ayında ise yıllık enflasyonun yüzde 31,51 seviyesinde bulunduğunu belirten Kılınçer; gıda, ulaşım ve konut gibi temel harcama gruplarındaki fiyat artışlarının çalışanların bütçesi üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti.
Kılınçer, 2027 yılının ilk yarısı için yüzde 5, ikinci yarısı için yüzde 4 olarak belirtilen zam oranlarının yeterli olmadığını savunarak ek zam, kalıcı refah payı ve enflasyon farkının aylık olarak ödenmesi taleplerini yineledi.
Öğretmenlere zorunlu hizmet tazminatı çağrısı
Türk Eğitim-Sen Genel Başkan Yardımcısı Kılınçer’in gündeme getirdiği başlıklardan biri de zorunlu hizmet bölgelerinde görev yapan öğretmenlere yönelik mali teşvik oldu.
Kılınçer, öğretmenlerin elverişsiz bölgelerde görev yapmasını teşvik etmek amacıyla Zorunlu Hizmet Tazminatı uygulamasının hayata geçirilmesini istedi.
Sendikanın önerisine göre tazminatın, görev yapılan bölgenin koşullarına bağlı olarak bir ila iki asgari ücret arasında değişebilecek şekilde uygulanması talep ediliyor.
Yüzde 50 artırımlı hizmet puanı yeniden gündemde
Kılınçer ayrıca, zorunlu hizmet bölgelerinde belirlenen sürenin üzerinde görev yapan öğretmenlere yönelik yüzde 50 artırımlı hizmet puanı uygulamasının kaldırılmasını eleştirdi.
Bu uygulamanın öğretmenler için önemli bir teşvik olduğunu savunan Kılınçer, sistemin yeniden hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Sendikaya göre uygulamanın kaldırılması, zorunlu hizmet bölgelerinde görev süresini uzatmak isteyen öğretmenlerin motivasyonunu azaltabilir.
Uzman ve başöğretmenlik tazminatı için emeklilik talebi
Öğretmenlerin maaş, ek ders ve nöbet ücretleri başta olmak üzere özlük haklarında iyileştirme yapılması gerektiğini belirten Kılınçer, uzman ve başöğretmenlik tazminatlarının emeklilik hesaplamalarına da yansıtılmasını istedi.
Kılınçer, bu düzenlemenin emekli öğretmenlerin gelirlerinin artırılmasına katkı sağlayacağını ve emeklilik hakkı elde etmiş çalışanların görevlerine devam etme zorunluluğunun azalabileceğini savundu.
Üniversitelerde mobbing ve sözleşmeli personel gündemi
Kılınçer, üniversitelerdeki çalışma koşullarına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Yönetim değişiklikleriyle birlikte mobbing iddialarının gündeme gelebildiğini belirten Kılınçer, sendika, akademik ve idari temsilcilerin yer alacağı izleme kurullarının oluşturulmasını ve etik kurulların daha etkin ve bağımsız çalıştırılmasını istedi.
Ayrıca sözleşmeli statüde görev yapan akademik ve idari personelin kadroya geçirilmesi gerektiğini ifade eden Kılınçer, güvenceli istihdam talebini yineledi.
Türk Eğitim-Sen’in 2027 hedefi: Yetkili sendika olmak
Türk Eğitim-Sen’in açıklamasında öne çıkan başlıklardan biri de 2027 yılı yetki süreci oldu.
Sendika yönetimi, toplu sözleşme masasında kamu çalışanlarını temsil edebilmek için yetkili sendika olma hedefini vurgularken, özellikle maaş artışları, ek zam, refah payı, öğretmenlerin özlük hakları ve çalışma koşullarına ilişkin taleplerin toplu sözleşme sürecinde güçlü şekilde savunulması gerektiğini belirtiyor.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.