Kariyer öğretmenlik için, 15 bin öğretmen bekliyor

Kariyer öğretmenlik için, 15 bin öğretmen bekliyor

Uzman öğretmenlikle ilgili davalarda Danıştay özetle; MEB'in zaman aşımı savunmasının aksine ve davaların Anayasa Mahkemesinin kararlarından önce açılmış olmasına rağmen, Kariyer basamaklarında yükselmeye ilişkin olarak, ilgili mevzuatta belirtilen hizmet

27.11.2005 ve 24.05.2006 tarihlerinde yapılan Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükselme (KBYS) sınavına girip 60 puan üzeri alarak başarılı olanlardan “Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükselmeye İlişkin Değerlendirme (KBYD) Kılavuzu” çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucu branşında kontenjan ve hizmet içi eğitim belgelerinin yetersizliği nedeniyle 15 bine yakın öğretmen Uzman öğretmenlik sertifikası alamamıştır.

Fakat 30.06.2004 günlü, 5204 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un Öğretmenlik Kariyer Basamaklarına ilişkin hükümlerinin Anayasa aykırılığı iddiasıyla CHP tarafından yapılan başvuruda Anayasa Mahkemesi tarafından görülen dava da Anayasa Mahkemesi adı geçen Kanunun bazı madde ve ibarelerini iptal etmiştir.

Anayasa Mahkemesinin 2008/107 Karar ve 2004/83 Esas Sayılı ve 21.05.2008 tarihli iptal kararında 5204 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin iptal edilen fıkra ve ibarelerinin doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince iptal hükümlerinin, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi uygun görüldüğünden Anayasa Mahkemesi kararı 18.03.2010 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, kanun hükümleri bu tarihe kadar uygulanmıştır.

18.03.2010 tarihinde yürürlüğe gireceği bir yıl öncesinden bilinen Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca halen yeni düzenlemeye de gidilmemiştir.

18/03/2010 tarihi itibari ile uzman öğretmenlik unvanını kazanabilmek için herhangi bir sayı sınırlaması (kontenjan) bulunmamakta ve hizmet içi eğitim belgelerine bakılmamaktadır.

2006 yılında yapılan değerlendirme sonucunda Branşında kontenjan ve hizmet içi eğitim belgelerinin yetersizliği nedeniyle Uzman öğretmenlik sertifikası alamayanlar ile 18.03.2010 tarihinde yürürlüğe gireceği bir yıl öncesinden bilinen Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca halen yeni düzenlemeye gidilmediğinden birçok öğretmen dava açmıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü “Uzman öğretmenlik Başöğretmenlik” konulu yazısı ile verilen dilekçelere cevap vermiştir.

“Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün bu cevabında, Öğretmenlik Kariyer Basamakları Sınavında başarılı olan ve Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen ibareler gereği uzman öğretmenlik unvanını alamayan öğretmenlerin, Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca, uzman öğretmenlik unvanını kazanabilmek için yaptıkları başvurulara karşılık, öğretmenlik kariyer basamaklarında yükselmeye ilişkin başvuruların, Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükselmeye İlişkin Değerlendirme Kılavuzunda yer alan açıklamalar çerçevesinde, 01–20.09.2006 tarihleri arasında alınarak, değerlendirmeye ilişkin iş ve işlemlerin elektronik ortamda 29.09.2006 tarihinde tamamlandığı, Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükselme Yönetmeliğinin 17/2. maddesi uyarınca, sınavda 60 ve üzerinde puan almalarına rağmen kontenjan yetersizliği sebebiyle unvan verilemeyenlerin puanlarının 2 yıl süreyle geçerli olacağı,

Bu durumda olan öğretmenlerin sınav puanlarının 13.10.2006 tarih ve 2006/52 sayılı Komisyon Kararı gereğince 24.11.2006 tarihinden itibaren 2 yıl süreyle geçerli kabul edildiği ve bu sürenin 24.11.2008 tarihinde sona erdiği, işlem tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde işlem yapılması gerektiği, bu sebeple geriye dönük herhangi bir işlem gerçekleştirilemeyeceği belirtilmiştir.”

Fakat “Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükselmeye İlişkin Değerlendirme (KBYD) Kılavuzu” çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucu uzman öğretmenlik sertifikası alamayanlar tarafından 2006 yılından açılan davalardan bazıları Danıştay'a temyiz yolu ile gelmiş ve Danıştay tarafından sonuçlandırılmıştır.

Danıştay bu davalarda Özetle; Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün zaman aşımı savunmasının aksine ve davaların Anayasa Mahkemesinin kararlarından önce açılmış olmasına rağmen, Kariyer basamaklarında yükselmeye ilişkin olarak, ilgili mevzuatta belirtilen hizmetiçi eğitim ve kontenjan kısıtlamasının Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmesi nedeniyle davalı idarece, yeniden bir değerlendirme yapılması gerektiği hakkında karar vermiştir.

1-Danıştay 2. Dairesinin 2009/4675 Karar ve 2008/3528 Esas sayılı kararında;

Anayasa Mahkemesi'nce, 5204 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 1. maddesiyle, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 43. maddesinin sonuna eklenen Yönetmelikle düzenlenecek hususların sayıldığı 6. fıkra ile toplam serbest öğretmen kadrosu içinde, uzman Öğretmenlik kontenjan oranının %20, başöğretmenlik kontenjan oranının %10 ile sınırlanmasına İlişkin, 5204 sayılı Mili; Eğitim Temel Kanunu ve Devlet Memurları Kanunimde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 1. maddesiyle, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 43. maddesinin sonuna eklenen 7. fıkranın, İptal edildiği göz önüne alarak, “branşlara göre kontenjan sınırlaması getirilmesinin yasal dayanağının kalmadığına ve branşı için belirlenen kontenjana giremediğinden bahisle uzman öğretmen olamayan öğretmenlerin bu taleplerinin kabul edilmesine” karar vermiştir.

2- Danıştay 2. Dairesinin 2010/736 Karar ve 2008/4334 Esas sayılı kararında;

Bir Öğretmenin kontenjan yetersizliği sebebi ile uzman öğretmenlik sertifikası almaya hak kazanmaması işlemi ile ilgili Eskişehir 1. İdare Mahkemesine açtığı davanın hukuka aykırı bulunmayarak reddedilmesi üzerine bu davanın Danıştay'da temyiz edilmesi üzerine; Danıştay Anayasa Mahkemesinin iptal kararınca branşlara göre kontenjan sınırlamasının getirilmesinin yasal dayanağının kalmadığından bahisle yerel mahkemenin kararı bozulmuş, Anayasa Mahkemesin kararına göre yerel mahkemenin bu kararı hukuka aykırı bulunarak geri iade edilmiştir.

3- Danıştay 2. Dairesinin 2010/1138 Karar ve 2008/5201 Esas sayılı kararında;

Bir Öğretmenin kontenjan yetersizliği sebebi ile uzman öğretmenlik sertifikası almaya hak kazanmaması işlemi ile ilgili Adana 1. İdare Mahkemesine açtığı davanın hukuka aykırı bulunmayarak reddedilmesi üzerine bu davanın Danıştay'da temyiz edilmesi üzerine; Danıştay Anayasa Mahkemesinin iptal kararınca branşlara göre kontenjan sınırlamasının getirilmesinin yasal dayanağının kalmadığından bahisle yerel mahkemenin kararı bozulmuş, Anayasa Mahkemesin kararına göre yerel mahkemenin bu kararı hukuka aykırı bulunarak geri iade edilmiştir.

4- Danıştay 2. Dairesinin 2009/1697 Karar ve 2009/432 Esas sayılı kararında;

“Dava dosyasının incelenmesinden, öğretmenlik kariyer basamaklarında yükselme sınavında başarılı olan davacının, değerlendirme sürecinde sunduğu beş adet hizmetiçi eğitim belgesinin puanlamaya dahil edilmemesi nedeniyle uzman öğretmenlik unvanını almaya hak kazanamaması üzerine, söz konusu belgelerin geçerli sayılarak gereğinin yapılmasını istediği, bu istemin reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Anılan Anayasa Mahkemesi kararına göre, hizmet içi eğitim faaliyetlerine ilişkin belgelerin, kariyer basamaklarında yükselmeye ilişkin değerlendirmede belirleyici kıstaslardan biri olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Ancak olay tarihi itibariyle, bu belgelerin, değerlendirmeye tabi tutulması suretiyle, davacının dışında bazı kişilerin, puanlamada öne geçerek uzman öğretmen unvanını almaya hak kazandıkları da kuşkusuzdur.

Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi'nce verilen kararın, olaya uygulanması halinde, hizmet içi eğitim belgelerinin dikkate alınması suretiyle puanlamada öne geçerek uzman öğretmen olan kişilerle davacı arasında oluşan eşitsizliğin giderilmesi açısından, davalı idarece, davacı ile emsallerinin olay tarihi itibariyle hizmet içi eğitim belgeleri puanlamaya dâhil edilmeksizin durumlarının ele alınıp yeniden bir değerlendirme yapılması gerektiği açıktır.

Buna göre, davacının uzman öğretmenlik unvanını almaya hak kazanıp kazanamadığının tespiti açısından yukarıda belirtildiği şekilde yeniden bir değerlendirme yapılması gerektiğinden, söz konusu belgenin puanlamaya dahil edilemeyeceğinden bahisle tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.” açıklamasında bulunularak özetle; Kariyer basamaklarında yükselmeye ilişkin olarak, ilgili mevzuatta belirtilen "hizmet içi eğitim" ibaresinin Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmesi nedeniyle davalı idarece, davalı ile emsallerinin olay tarihi itibariyle hizmet içi eğitim belgeleri puanlamaya dahil edilmeksizin yeniden bir değerlendirme yapılması gerektiğine karar vermiştir.

Danıştay'ın bu kararları şu anlama gelmektedir. 27.11.2005 ve 24.05.2006 tarihlerinde yapılan Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükselme (KBYS) sınavına girip 60 puan üzeri alarak başarılı olanlardan “Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükselmeye İlişkin Değerlendirme (KBYD) Kılavuzu” çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucu branşında kontenjan ve hizmet içi eğitim belgelerinin yetersizliği nedeniyle 15 bine yakın öğretmen Uzman öğretmenlik sertifikası alması anlamına gelmektedir.

Anayasa Mahkemesinin Kararından Sonra Açılan Davalar;

5-Adana 2. İdare Mahkemesinin 2009/1436 Karar ve 2009/880 Esas sayılı kararı.

Uzman öğretmenlik sınavını kazanıp hizmetiçi etkinliklerinin sıfır olması nedeniyle uzman öğretmen sertifikası alamayan davacının açtığı bu davada da Anayasa Mahkemesinin kararınca durumunun yeniden değerlendirilmesine karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi kararının 18.03.2010 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra dilekçelere verilen olumsuz cevaplar üzerine açılan davalar;

6-Zonguldak İdare Mahkemesinin 2010/942 Karar ve 2010/696 Esas sayılı kararı.

7-Zonguldak İdare Mahkemesinin 2010/882 Karar ve 2010/735 Esas sayılı kararı.

8-Zonguldak İdare Mahkemesinin 2009/897 Karar ve 2010/805 Esas sayılı kararı.

Zonguldak İdare Mahkemesinin yukarıdaki kararlarında; “…Anayasa Mahkemesi kararında belirtildiği üzere; hukuk devleti ilkesinin ön koşullarından biri olan hukuk güvenliği ile kişilerin hukuki güvenliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.

Uyuşmazlık konusu olayda; Anayasa Mahkemesince 5204 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 1. maddesiyle; 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 43. Maddesinin sonuna eklenen 6. fıkrada yer alan branşlar temelindeki uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sayılarının ve diğer hususların Yönetmelikle düzenleneceğine ve toplam serbest öğretmen kadrosu içinde, uzman öğretmen kontenjan oranının %20, başöğretmenlik kontenjan oranının % 10 ile sınırlanmasına ilişkin 5204 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 1. Maddesiyle eklenen 7. fıkranın iptal edildiği göz önünde bulundurulduğunda branşlara göre kontenjan sınırlaması getirilmesinin yasal dayanağının kalmadığı görülmektedir.

Buna göre; Milli Eğitim Temel Kanununun 43. Maddesine 5204 sayılı Kanunla eklenen 6. fıkra ile, kontenjan sınırlamasına ilişkin hükümler ile uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sayıları ile diğer hususların yönetmelikle düzenleneceğine ilişkin hükmünün iptal edildiği ve bu konuda yeni bir düzenleme yapılmadığının anlaşılması karşısında 2005 yılında yapılan Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükselme Sınavında başarılı olmasına rağmen kontenjan yetersizliği nedeniyle uzman öğretmen sertifikası alamayan davacının kontenjan sınırlamasına tabi olmadığı sonucuna varılarak, tarafına uzman öğretmen sertifikası verilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlılık görülmemiştir.” ifadelerine yer vermek suretiyle olumlu karar vermiştir.

Sonuç;

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı yürürlüğe 18.03.2010 tarihinde girmiştir. 2004 yılından bu zamana kadar iptal edilen hükümler yürürlükte olduğu ve iptal edilen hükümlerin yerine yeni hükümler konulmadığı için o dönemde yapılan uzmanlık sınavlarında başarılı olan fakat kontenjan yetersizliği, hizmet içi eğitim belgelerinin eksikliği gibi nedenlerle mağdur olan öğretmenlerin mağduriyetinin giderilmesi hak ve adalet gereğidir.

Diğer yandan 2006 yılından bu yana kariyer basamaklarında yükselme sınavı yapılmamış olup, o dönemde sınava girerek bu unvanı alan öğretmenlerle, herhangi bir nedenle sınava giremeyen ya da sınava girdiği halde Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen düzenlemelerden biri sebebiyle bu unvanı kazanamayan öğretmenler arasında eşitsizlik meydana gelmektedir.

Danıştay yukarıdaki kararında bu durumu şu şekilde özetlemiştir; “Anılan Anayasa Mahkemesi kararına göre, hizmet içi eğitim faaliyetlerine ilişkin belgelerin, kariyer basamaklarında yükselmeye ilişkin değerlendirmede belirleyici kıstaslardan biri olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Ancak olay tarihi itibariyle, bu belgelerin, değerlendirmeye tabi tutulması suretiyle, davacının dışında bazı kişilerin, puanlamada öne geçerek uzman öğretmen unvanını almaya hak kazandıkları da kuşkusuzdur.

Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi'nce verilen kararın, olaya uygulanması halinde, hizmet içi eğitim belgelerinin dikkate alınması suretiyle puanlamada öne geçerek uzman öğretmen olan kişilerle davacı arasında oluşan eşitsizliğin giderilmesi açısından, davalı idarece, davacı ile emsallerinin olay tarihi itibariyle hizmet içi eğitim belgeleri puanlamaya dahil edilmeksizin durumlarının ele alınıp yeniden bir değerlendirme yapılması gerektiği açıktır.”

Bu sebeple, Öğretmenlik Kariyer Basamakları Sınavında başarılı olan ve Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen ibareler gereği uzman öğretmenlik unvanını alamayan 15 bine yakın öğretmene bu unvanın verilmesi gerekmektedir.

“Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Öğretmenlerine Bir Derece Müjdesi” haberimizde yer verdiğimiz Yükseköğretim Yürütme Kurulunun Mesleki Eğitim Fakültesi, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Öğretmenliği Programından mezun olanların, Sağlık Bilimleri Lisansiyeri sayılmasına karar vermesinin ardından MEB Personel Genel Müdürlüğü uygulamanın bu durumda olan tüm öğretmenlere yansıtılması için yazdıkları yazıyı yayınlamış ve Bu durumdan faydalanacak öğretmenlerin yeni davalar açmadan bu haktan faydalanmasını sağlayacak olan bu yazının yayınlanması konusunda Personel Genel Müdürlüğüne kamuoyu adına teşekkür etmiş ve Umarız benzer konularda uygulama birliği sağlanması ve yeni açılacak davaların önlenmesi için bu tür yazıların yayınlanması MEB'de gelenek haline gelir demiştik.

Buradan Personel Genel Müdür Sayın Necmettin YALÇIN'a çağrıda bulunuyorum yukarıda sıraladığımız Danıştay kararları çok açıktır. 15 bine yakın Öğretmen Sizden Müjde beklemektedir.

Saygılarımla

Ahmet Kandemir

Memurlar.net Öğretmenler Bölüm Sorumlusu

Memurlar.Net

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum