Eğitim-Bir-Sen Teşkilat Eğitimlerinde birinci aşamayı tamamladı

Eğitim-Bir-Sen Teşkilat Eğitimlerinde birinci aşamayı tamamladı

Eğitim-Bir-Sen 7. Dönem 1. Teşkilat Eğitim Programı 13. Bölge Toplantısı Konya, Aksaray, Karaman teşkilatlarının katılımıyla Konya’da; 14. Bölge Toplantısı Isparta, Afyonkarahisar, Antalya, Burdur, Denizli, Uşak teşkilatlarının katılımıyla Isparta’da...

Eğitim-Bir-Sen 7. Dönem 1. Teşkilat Eğitim Programı 13. Bölge Toplantısı Konya, Aksaray, Karaman teşkilatlarının katılımıyla Konya’da; 14. Bölge Toplantısı Isparta, Afyonkarahisar, Antalya, Burdur, Denizli, Uşak teşkilatlarının katılımıyla Isparta’da; 15. Bölge Toplantısı Aydın, İzmir, Manisa ve Muğla teşkilatlarının katılımıyla Aydın’da yapıldı. Toplantılarda toplu sözleşme süreci, eğitim ve eğitim çalışanlarının gündemi ve sendikal çalışmalar konuşuldu, eğitim programları gerçekleştirildi.

Misyonumuz, inandığımız hakikatler bize sorumluluk yüklemektedir

Şube başkanları, yönetim kurulları, denetleme ve disiplin kurulu üyeleri, ilçe temsilcilik yönetimleri ve kadın komisyonlarının katıldığı toplantılarda konuşan Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, kendini yetiştirmiş insanlar tarafından yürütülen bir hareketin başarısız olmasının mümkün olmadığını ifade ederek, “İnsan olmanın bizi başlı başına sorumlu kıldığı bir yeryüzü yolculuğunda, inanmış örgütlü fertler olarak misyonumuz, inandığımız hakikatler bize sayısız sorumluluklar yüklemektedir. Pek çok alanda stratejik kararlar almak, gelişmeleri doğru okumak, doğru tavırlar geliştirmek için gerçekleştirdiğimiz bu tür toplantılar son derece önem kazanmaktadır. Bu yüzden sorunlarımızın ortaya konmasında ve irdelenmesinde, fikir zenginliği sağlamada ve sinerji geliştirmede, güçlü teşhis, karar ve eylem planları ortaya koymada, örgütsel uygulamaların etkinlik ve verimliliğinin çoğaltılmasında birikiminiz ve hazırlıklarınız hayati bir önem taşımaktadır. Her birimiz taşıdığımız bu değerleri, edindiğimiz bilgiyi, birikimi paylaşmak için buradayız” dedi.

Millet iradesinin sendikacılıktaki adı, hak arama mücadelesinin adresiyiz

Kudüs Şairi, medeniyet davasının aksiyoneri Mehmet Akif İnan’ın miraçsısı olmak gibi büyük bir yükü gururla taşıdıklarını kaydeden Yalçın, “Akif İnan’a mirasçı olmak, kendisi gibi düşünmeyenlerin, farklı inançta olanların hakkı hayatını savunmaktır. Akif İnan’ın emanetçisi olmak, Mescid-i Aksa’nın ümmete hasretini bitirmeye adanmaktır. Akif İnan’dan devraldığımız misyon ve vizyonla yol alıyoruz. Eğitim-Bir-Sen olarak enerjimizi, gücümüzü, zamanımızı, mekânlarımızı üyelerimizin, eğitim çalışanlarının hakkını, hukukunu korumak, sorunlarına çözüm bulmak için kullanıyoruz. Eğitim-Bir-Sen’liler olarak milletimize, memleketimize, medeniyetimize hizmet ediyoruz. Biz, millet iradesinin sendikacılıktaki adı, hak arama mücadelesinin adresiyiz” şeklinde konuştu.

İnsanlığa dair her şeyin saldırı altında olduğu bir zamanı yaşıyoruz

İnsana ve insanlığa dair her şeyin saldırı altında olduğu bir zamanı yaşadıklarını vurgulayan Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü: “İnsanlık tarihi demokrasi ve uygarlık kostümü giydirilmiş vahşet ve sömürü çağını yaşıyor. Orta Afrika’da, Arakan’da Müslüman olduğu için katledilenler, Çin zulmü altındaki Doğu Türkistanlılar, siyonist İsrail’in zulmü altında inleyen, soykırıma uğrayan Gazzeliler, Filistinliler utanç çağının eseridir. Zulmün sona ermesi için sesimizi daha da yükseltmeli, boykotu büyütmeliyiz Siyonistlerin karşısında mazlum Filistin halkının yanında olduğumuzu göstermeye davam edeceğiz.”

Attığımız her adımda temel kalkış noktamız medeniyet perspektifidir

Attıkları her adımda, geliştirdikleri her sendikal görüş ve tutumda temel kalkış noktalarının medeniyet perspektifi olduğunun altını çizen Yalçın, şöyle konuştu: “Medeniyet değerlerimizden beslenen fikir ve sanat adamlarımızın, aydınlarımızın ilham ettiği fikirlerin yol göstericiliğiyle hareket ediyoruz. ABD’ye ve evangelist tezgâhlara, teröre ve darbecilere verdiği desteğe karşı itirazımızı, isyanımızı haykırırken, Suriye’de can pazarının ortasında kalan mazlum ve mağdurlara el uzatırken, Çin’in Doğu Türkistan’daki soykırım politikasına tepki gösterirken, Filistin’de/Gazze’de siyonist vahşete, işgale, soykırıma karşı direnişi desteklerken, kalkış noktamız hep medeniyet perspektifi oldu. Sendika olarak, kıyafetlerinden ötürü eğitim ve çalışma hakları gasbedilen kamu görevlileri adına bu hakların iadesini isterken, disiplin suçlarının affını talep ederken, yeni bir üniversite kanunu çıkarılması için çaba harcarken, kalkış noktamız buydu. Meslek liselerine uygulanan katsayı farklılığına imza kampanyalarıyla, mitinglerle karşı çıkarken, kalkış noktamız hep adil, demokratik, temel değerlerimize saygılı bir eğitim ve bilim anlayışıydı. Kamuya tercüman olmaktan, kamunun vicdanı ve sesi olma inancımızdan aldığımız güçle, başta eğitim politikaları olmak üzere kamuya hizmet üretenlerle ilgili temel kararların alınmasında etkin bir katılımcılık ve yol göstericilik prensibini gözettik, gözetmeye de devam ediyoruz.”

Bir taraftan var olan hukuksuzluklarla, insan hak ve özgülüklerini hiçe sayan, gelir dağılımındaki eşitsizliği oluşturan ve besleyen sistemle mücadele ederken, diğer yandan da üyelerinin, eğitim çalışanlarının haklarını arama ve koruma kavgasını sürdürmeye devam ettiklerini dile getiren Yalçın, “Biz biliyor ve inanıyoruz, tarih de tanıklık edecektir ki, az sayıda bilgili, adanmış insanın öncülüğünde kitleler çağların akışını değiştirir. Biliyoruz ki, öncelikle kendini yetiştirmiş insanlar tarafından yürütülen bir hareketin başarısız olması, böyle bir hareketin önünde durmak mümkün değildir” diye konuştu.

32 yılda hayallerimizi ve hedeflerimizi de aşan büyük işler başardık

Eğitim-Bir-Sen’in, hak, emek ve özgürlük mücadelesinin 32 yaşında olduğunu hatırlatan Yalçın, 32 yılda büyük hayaller kurduklarını, büyük hedefler ortaya koyduklarını, hayallerini ve hedeflerini de aşan büyük işler başardıklarını kaydederek, şöyle devam etti: “Yeniden büyük Türkiye ve yeni medeniyet yolculuğunda genel yetkili sendika olmakla yetinmedik. İlkleri başaran, model, öncü, güçlü ve marka değeri taşıyan sendika olduk. Medeniyet ve değerler sendikacılığı yolunda, gerçek sendikacılığın yaşandığı yerde, bizzat sahada sendikacılık yaptık. Gündemi belirlenen değil, gündem belirleyen sendika olduk. Akif İnan’ın mirasçıları olarak, sendikacılığı dar kalıplardan çıkaran bu güzel insanın izinden giderek, antidemokratik süreçlerdeki dik duruşumuzu hiç bozmadık. Haksızlıkların ve adaletsizliklerin giderilmesi, hakkaniyetin ve adaletin sağlanması noktasında da önemli mesafeler katettik. Eğitim sistemindeki otoriter vesayetçi unsurları tek tek yıktık. Yerlerine değerlerimizle barışık düzenlemeler ve uygulamalar inşa ettik. Bu nedenle, çalışma şartlarını iyileştiren, bordrolardaki rakamları yükselten toplu sözleşme sendikacılığıyla yetinmedik, vesayet sistemine yönelik itiraz ve isyanda öncülük ettik. Özellikle eğitimin üzerindeki vesayeti kaldırmak için teklifler sunduk ve taleplerimizin büyük oranda gerçekleşmesini sağladık. Kamusal alan yalanıyla getirilen kılık ve kıyafet yasaklarını kabul etmedik, eylemler ve yürüyüşler düzenledik. Başörtülü kız öğrencileri güvenlik riski gören anlayışın eseri, kapısında bariyer olan üniversite fotoğrafını tükenenler albümüne koyduk. Yasağın üniversitelerde kalkmasını yeterli bulmadık, 12 milyon 300 bin imza toplayarak yasağın tamamen kalkması için çağrılar yaptık. Sivil itaatsizlik eylemi başlatarak başörtüsü yasağını fiilen kaldırdık. Hükûmetin de hukuken devreye girmesiyle kamu hizmetlerinde ve Meclis’te başörtüsü yasağını hep birlikte ortadan kaldırdık; insanımıza inançlarını özgürce yaşamalarının yolunu açtık. Lise ve ortaokullarda uygulanan başörtüsü yasağının da kaldırılmasını sağladık. Nöbet görevine ücret ödenmesi, doçentlik jürisinde görev alanlara ücret verilmesi, geliştirme ödeneğinin hayata geçirilerek süresinin uzatılması, sınav görev ücretlerinin artırılması, idari izinli günlerde ek ders ödenmesi, cuma namazı ve hac izninin kamu personel mevzuatına dâhil edilmesi, öğretmenlerin özel hizmet tazminatının artırılması, bütün disiplin cezalarına karşı yargı yolunun açılması; kariyer basamaklarında adım atılması, öğretmenlere 3600 ek gösterge verilmesi, sözleşmelilerin kadroya geçirilmesi, eksikleri olmakla birlikte Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çıkarılması gibi yüzlerce kazanıma imza attık.”

Eğitim çalışanları adına yeni kazanımlar üretmenin çabasındayız

Daha nitelikli ve verimli bir eğitim için çalışmalar yapmanın, eğitim çalışanları adına yeni kazanımlar üretmenin çabasında olduklarını söyleyen Yalçın, “Devam eden sorunların çözümüne dair çalışmalarımız, girişimlerimiz ve mücadelemiz sürmektedir. Üniversitelerimizde akademik personelin iş güvencesi sağlanması; akademisyenlerimizin mali haklarının ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi gerekmektedir. Üniversite idari personelinin alım gücünün yükseltilmesi, akademisyenlere tanınan haklardan idari personelin de faydalandırılması sağlanmalıdır. Kamu personel rejiminde kademe/derece ilerlemesi ile ek göstergeyi irtibatlandıran bir süreç hayata geçirilmeli, her bir kadro ünvanının birinci dereceye yükselebilmesi sağlanarak birinci dereceye erişen kamu görevlilerinin ek göstergeleri en az 3600 olmalıdır. Eğitim-öğretim hizmetinin aksamadan yürütülmesi için emek sarf eden genel idare hizmetleri, teknik hizmetler, yardımcı hizmetler ve diğer hizmet sınıflarında çalışanların mali ve özlük hakları iyileştirilmeli; eğitim-öğretim sınıfı çalışanlarına sağlanan haklar kendilerine de tanınmalıdır” ifadelerini kullandı.

Öğretmenlerin sıra tayinini de içeren adil ve kalıcı bir yer değişikliği sistemine kavuşması, yardımcı hizmetler sınıfı personelinin genel idare hizmetleri sınıfına geçirilmesi, özlük haklarının iyileştirilmesi, ek göstergelerinde artışa gidilmesi, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı fırsat görülerek ele alınması, kanundaki eksiklerin tamamlanması gibi birçok konunun gündemlerinde olduğunu belirten Yalçın, mevcut sorunlara çözüm bulunması için şimdiye kadar olduğu gibi, bugün de yarın da var güçleriyle çalışacaklarını, hak ve özgürlük mücadelelerine kararlılıkla devam edeceklerini kaydetti.

Daha özgür, daha adil, daha huzurlu ve daha müreffeh bir dünya hayalimiz var

Ali Yalçın, sendikacılıklarının ve sendikal mücadelelerinin merkezinde insanın, referans noktasında ise medeniyet değerlerinin yer aldığına dikkat çekerek, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu konu ve alanlarla ilgili başarılarımızla yetinmedik, yetinmeyeceğiz. Çünkü varlık gerekçesi olarak kabul ettiğimiz, inşası ve ihyasına talip olduğumuz medeniyet davamız var. İnsanları ve insanlığı, zalimlerden, zulümden kurtarma hedefimiz var. Daha özgür, daha adil, daha huzurlu, daha müreffeh ve daha insancıl bir dünya hayalimiz var. Velhasılıkelam daha yapmamız gereken çok iş, atmamız gereken adımlar var.”

Toplantılarda Mustafa Bostancı, Hıdır Yıldırım, Mustafa Canıtez, Raşit Eğin, Halit Ortaköy ve Ahmet Günenç birer sunum yaptılar.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.