MEB Yönetici Görevlendirmede Çelişkiler Yumağı! Eğitim-Bir-Sen'den Çarpıcı Somut Örnek

MEB Yönetici Görevlendirmede Çelişkiler Yumağı! Eğitim-Bir-Sen'den Çarpıcı Somut Örnek

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Çakırcı, yönetici görevlendirme yönetmeliğinin sahadaki uygulamasında ciddi çelişkiler olduğunu somut bir örnekle ortaya koydu: Bir ilde 1 boş norma 8 aday çağrılırken 23 boş norma sadece 28 aday alındı.

Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği'nin sahadaki uygulanışı, eğitim camiasında büyük bir tartışma yarattı! Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Çakırcı, yönetmeliğin kendi içinde çelişkiler barındırdığını ve adayları mağdur ettiğini somut bir örnekle ortaya koydu.

Yönetmelik Ne Diyor, Uygulama Nasıl İşliyor?

Yönetmeliğe göre, boş bulunan kademe ve türde ayrı ayrı belirlenecek yönetici kadrosunun bir buçuk katına kadar aday, puan üstünlüğüne göre yönetici yetiştirme programına alınacak. Ancak Bakanlık, adayları belirlerken eğitim kurumlarını temel eğitim, ortaöğretim ve özel eğitim olmak üzere üç ana grupta değerlendirdi ve her grup için boş yönetici kadrosunun 1,5 katı kadar adayı programa çağırmayı planladı.

Çakırcı: "Bu Yöntem Yönetmeliğin Kendi Maddesiyle Çelişiyor"

Çakırcı, eğitim kurumlarının üç ayrı gruba ayrılarak her grup için ayrı kontenjan belirlenmesinin dahi kendi başına tartışmalı olduğunu belirtti. Özellikle Bilim ve Sanat Merkezleri (BİLSEM), Rehberlik ve Araştırma Merkezleri (RAM) ve özel eğitim kurumları açısından uygulanan yöntemin, yönetmeliğin "Müdür olarak görevlendirileceklerde aranacak özel şartlar" başlıklı 6. maddesiyle açıkça çeliştiğini vurguladı. Yönetmeliğin bazı kurumlara müdür olarak görevlendirilebilmek için belirli alanlarda öğretmen olma şartı getirdiğini, ancak Bakanlığın kontenjan hesabını kurum bazında değil, tüm kurumları tek havuzda değerlendirerek yaptığını belirtti.

Çarpıcı Örnek: BİLSEM Öğretmeni RAM'a Atanamaz Ama Programa Katılabiliyor

Çakırcı'nın verdiği örnek durumun vahametini gözler önüne seriyor: Daha önce BİLSEM'de görev yapmış bir sınıf öğretmeni, RAM ya da özel eğitim kurumuna müdür olarak atanma hakkı bulunmamasına rağmen bu kurumların kontenjanı sayesinde programa katılabiliyor. Buna karşılık, RAM veya özel eğitim kurumlarına atanma hakkı bulunan rehberlik ya da özel eğitim alanı öğretmenleri ise kendi alanlarının kontenjanı daraltıldığı için programa çağrılamayabiliyor.

Eşit Puanlı Adaylardan Sadece Biri Çağrılıyor

Bir başka sorun ise bir buçuk kat aday çağrılırken, son sıradaki adayla aynı puana sahip birden fazla aday olduğunda yalnızca birinin çağrılması. Çakırcı, puan eşitliği halinde sıralamanın neye göre belirleneceğine dair bir yönetmelik hükmü bulunmadığından, hukuka uygun uygulamanın son sıradaki adayla eşit puana sahip tüm adayların çağrılması olduğunu vurguladı.

Bir İlden Somut Tablo: 1 Boş Norma 8 Aday, 23 Boş Norma Sadece 28 Aday

Çakırcı, yaşanan çelişkiyi bir ildeki uygulamayla somutlaştırdı:

  • İlkokullarda 1, ortaokullarda 23 boş müdür normu bulunuyor.
  • Özel eğitim kurumlarında ise 1 boş müdür normu var.
  • Toplam 24 boş norm üzerinden hesaplama yapılarak 36 aday programa çağrıldı.
  • Bu 36 adayın 8'i sınıf öğretmeni, 28'i ortaokul branş öğretmeni.
  • Aynı ilde özel eğitim kurumundaki 1 boş norm için birden fazla başvuru olmasına rağmen yalnızca 1 aday programa alındı.

Matematik Tutmuyor: 23 Boş Norma Karşılık Sadece 28 Aday

Çakırcı'nın dikkat çektiği en çarpıcı nokta şu: Başvurulabilecek yalnızca 1 boş norm bulunmasına rağmen 8 sınıf öğretmeni programa çağrıldı. Buna karşılık 23 boş norm bulunan ortaokullarda ise sadece 28 branş öğretmeni programa alındı. Oysa 23 boş norm için 1,5 kat hesabı yapıldığında yaklaşık 34-35 adayın programa alınması gerekirken bu sayı 28'de kaldı. Özel eğitim kurumunda 1 boş norma karşılık yalnızca 1 adayın çağrılması da Bakanlığın kendi belirlediği 1,5 kat ilkesini dahi tutarlı uygulamadığını gösteriyor.

Çözüm Önerisi: Kurum Türü Bazında Ayrı Değerlendirme Şart

Çakırcı, Bakanlığın yönetici yetiştirme programına alınacak adayları genel havuz mantığıyla değil, eğitim kurumlarının özel atanma şartlarını dikkate alarak kurum türü bazında ayrı ayrı değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Ancak bu şekilde hem yönetmeliğin amacına uygun hareket edilebileceğini hem de branşlar arası eşitsizliklerin ve hak kayıplarının önlenebileceğini belirtti. İdarenin görevinin uyuşmazlık üretmek değil, hukuki güvenliği, öngörülebilirliği ve fırsat eşitliğini sağlayan uygulamalar tesis etmek olduğunu vurgulayarak açıklamasını tamamladı.

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.