1. HABERLER

  2. SENDİKALAR

  3. Sendika değişmeden toplu sözleşme farkları verilmiyor
Sendika değişmeden toplu sözleşme farkları verilmiyor

Sendika değişmeden toplu sözleşme farkları verilmiyor

Bir kamu kurumunda kadrolu işçi olarak çalışıyorum. Yıllarca bir işçi sendikasına üye oldum. Ancak, kurumda başka bir işçi sendikası faaliyete başlayınca bu sendikaya üye oldum ve üyelikten de ayrılmak istemiyorum.

A+A-

Bir kamu kurumunda kadrolu işçi olarak çalışıyorum. Yıllarca bir işçi sendikasına üye oldum. Ancak, kurumda başka bir işçi sendikası faaliyete başlayınca bu sendikaya üye oldum ve üyelikten de ayrılmak istemiyorum. Çünkü, yeni işçi sendikasının kurumumuzda faaliyet göstermeye başlamasıyla birlikte yetkili sendika üyelerinin farkına vararak üyeler lehine bir dizi faaliyet yapmaya başladı. Bizim sorunumuz ise yetkili işçi sendikası ile kurum arasında imzalanan toplu sözleşme sonrasında kurumum 31 Mart 2019 - 14.09.2019 arası farkları ödemiyor. Ne yapabilirim?

Dayanışma aidatı ödeyenler TİS farkını alabilir mi?

Maalesef kurumunuzun uygulaması 6356 sayılı Kanun hükümlerine göre doğrudur. Hatta kurumunuz TİS öncesi yapılan mutabakat anlaşmasına göre dahi sendikalı işçilere zamlı maaş ödeyebilirken sizlere zamlı maaş ödeyemez. Çünkü, Kanun toplu sözleşme ifadesini kullanmaktadır.

Dayanışma aidatı 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nda düzenlenmiştir. Buna göre taraf işçi sendikasına üye olmayanlar "dayanışma aidatı" ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmektedirler. Aksi takdirde toplu sözleşme hükümlerinden yararlanmak mümkün değildir. Dayanışma aidatı tutarı da üyelik aidatı tutarını geçememektedir.

İşçi sendikacılığını memur sendikacılığından ayıran en büyük farklardan birisi de işte bu dayanışma aidatıdır. Dayanışma aidatı nedeniyle hemen hemen yetkili sendikalar dışındaki işçi sendikaları o iş yerinde hayat hakkı bulamamaktadır. Çünkü sistem bu şekilde kurgulanmıştır. Yani yetkili sendikaya üye olmayan işçi dayanışma aidatı ile bütün hakları da alamamaktadır. Özellikle toplu sözleşme farkları dayanışma aidatı ödeyerek alınamamaktadır. Bu durum ise işçileri istese de istemese de yetkili sendikalara üye olmak zorunda bırakıyor. Memurlar için dayanışma aidatı önerisinin gideceği son durak burasıdır.

6356 sayılı Kanun'un toplu iş sözleşmesinden yararlanma başlıklı 39'uncu maddesinde bu konuda şu hususlara yer verilmiştir;

1- Toplu iş sözleşmesinden taraf işçi sendikasının üyeleri yararlanır.

2- Toplu iş sözleşmesinden, sözleşmenin imzalanması tarihinde taraf sendikaya üye olanlar yürürlük tarihinden, imza tarihinden sonra üye olanlar ise üyeliklerinin taraf işçi sendikasınca işverene bildirildiği tarihten itibaren yararlanır.

3- Toplu iş sözleşmesinin imza tarihi ile yürürlük tarihi arasında iş sözleşmesi sona eren üyeler de iş sözleşmelerinin sona erdiği tarihe kadar toplu iş sözleşmesinden yararlanır.

4- Toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye olmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye olup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bunun için işçi sendikasının onayı aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma, talep tarihinden geçerlidir. İmza tarihinden önceki talepler imza tarihi itibarıyla hüküm doğurur.

5- Dayanışma aidatının miktarı, üyelik aidatından fazla olmamak kaydıyla sendika tüzüğünde belirlenir.

6- Faaliyeti durdurulmuş sendikalara dayanışma aidatı ödenmez.

7- Bu kanun anlamında işveren vekilleri ile toplu iş sözleşmesi görüşmelerine işvereni temsilen katılanlar, toplu iş sözleşmesinden yararlanamaz.

Kanundaki genel mantığa bakınca bir işyerinde ikinci bir sendikanın olmasına sıcak bakılmadığı anlaşılmaktadır. Çünkü TİS farkından yararlanmak için Kanunda yer alan; "İmza tarihinden önceki talepler imza tarihi itibarıyla hüküm doğurur" hükmü iletaraf işçi sendikasına üyeliği zorunlu koşuyor. Yani işçi istese de TİS'in sona erdiği tarihten yeni TİS'in imzalandığı tarihe kadar geçen sürede dayanışma aidatı ödeyemez. Bu nedenle de TİS farklarını alamaz. Bu durumun adil bir uygulama olduğunu hiç kimse iddia edemez. Bir işyerinde tek bir sendika olması işçi sendikaları açısından istenilen bir durum olsa da rekabetin olmadığı yerde hizmet kalitesinin yeterli olmayacağı bilinen bir gerçektir.

Ancak, kanunun 26'ncı maddesinin 4'üncü fıkrası gereğince taraf işçi sendikası onay verirse dayanışma aidatı ödeyenler TİS farklarını alabilirler. Taraf sendikanın onayı olmadan yapılan ödemeler işverence taraf sendikaya en yüksek işletme kredisi faizi üzerinden ödenmek zorundadır. Herkes bilir ki taraf sendika hiçbir zaman sendikası üyesi olmayan işçi lehine işlem yapmaz.

Sonuç olarak işveren, sendikaya üye olmayan işçiye dayanışma aidatı almadan toplu iş sözleşmesini uygulayamayacağı gibi, işçinin bir talebi olmadan dayanışma aidatını doğrudan kendisi keserek de toplu iş sözleşmesini uygulayamaz. Diğer yandan, işçinin dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanma talebi de işveren tarafından kabul edilmek zorundadır. Yine kurumlara verilen dayanışma aidatı ödeme talebi her TİS döneminde tekrarlanmak zorunda değildir. Yani bir defa dayanışma aidatı verme talebi işçi tarafından vazgeçilmediği sürece geçerlidir.

Nasıl bir süreç izlenebilir?

Taraf sendikaya dayanışma aidatı ödeyerek TİS farklarını alamayan işçilerin maruz kaldığı durum tek kelimeyle dayatmadır ve antidemokratiktir. İşçileri istemediği bir sendikaya TİS farklarını alabilmek için üye olmaya zorlamanın insan onuruna da yakışmadığını ifade etmek zorundayız. Ya üye olursun ya da TİS farklarını alamazsın demek "kırk katır mı yoksa kırk satır mı" demekten hiçbir farkı yoktur. Nitekim birçok işçi TİS farklarını alabilmek için istemeye istemeye TİS imzalayan sendikaya üye olmakta, TİS'ten sonra da tekrar ayrılarak dayanışma aidatı ödemektedir. Bir de bu saçma uygulama, kanunla yapılıyorsa birilerinin bu duruma son vermesi gerekiyor. Garip olan ise bütün işçi sendikalarının bu işten hoşnut olmasıdır.

Bu durumdan mağdur olanların Kamu Denetçiliği Kurumu'nda hakkını aramasını ayrıca da itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne dava açılmasını öneririz. Büyük olasılıkla lehe sonuçlanacaktır. Çünkü, uygulama adil olmadığı gibi açıkça da eşitlik ilkesine aykırıdır. Buradan ilgililere diyoruz ki, lütfen daha fazla mağdur oluşturmadan bu sorunu Meclis'te çözün ve antidemokratik ayıbı sona erdirin. Sendikalara rağmen çözüm zor ama Mevla'dan ümit kesilmez.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.