Sınava giren öğrenci risk alacak

Sınava giren öğrenci risk alacak

Liselere girişte uygulanacak yeni model çok karışık. Özellikle sınava girecek öğrenciler, önlerini hiç göremiyor. Bakan Yılmaz, "Evlatlarımız, sınava girmeden önce hangi okullar için sınava gireceğini düşünecek, tercihte bulunacak" açıklamasında bulundu

Aysel Bozan Yılmaz

Liselere girişte Temel eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) yerine uygulanacak yeni model, 5 Kasım'da Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz tarafından açıklandı. Ancak sistem incelendikçe soru işaretleri de artıyor. Adrese dayalı kayıt sisteminde "eğitim bölgeleri" oluşturulacağı, öğrencilerin bu bölgelerdeki okullardan 5 tercih yapacağı kaydedildi. Bu eğitim bölgelerinin nasıl belirleneceği, her bölgede her okul türünden olup olmayacağı, istediği okul türü yoksa öğrencinin ne yapacağı, yönündeki sorular henüz cevap bulmadı.

Sınava girip girmeme tercihi de öğrencilere bırakıldı ancak 500 binin üzerinde öğrencinin sınava girmesi bekleniyor. Öyle ki TEOG'dan önce yapılan Seviye Belirleme Sınavı'na (SBS) girme zorunluluğu yoktu. Buna rağmen 2013'te son kez yapılan SBS'ye, 1 milyon 127 bin öğrenci girmişti. Bu yıl da 500 binin üzerinde öğrencinin sınava girmesi bekleniyor. Ve bu öğrenciler, önlerini hiç göremiyor.

Sınavda hangi konulardan soru çıkacak, 60 soruda derslere göre dağılım nasıl olacak gibi sınavın uygulamasına dair soruların yanı sıra öğrencilerin tercihlerinden birine yerleşemeyince ne yapacakları konusu da muallak. Sınavla öğrenci alan okulların sayısı 600, kontenjanı ise 100 bin civarında. Bu durumda 500 bin öğrenci sınava girerse 400 bini ne olacak? Bu öğrencilerin adrese dayalı sisteme göre tercih yapma hakkı var. Ancak okulların kontenjanı dolarsa ne yapacaklar?

İkinci 'kanaat' vakası

Bakan Yılmaz'ın sınava girecek öğrencilerle ilgili bir açıklaması ise kafaları daha da karıştırdı. Yılmaz, yeni modele ilişkin açıklamasının bir kısmında, "Evlatlarımız haziranın ilk haftasında sınava girecek. O sınava girmeden önce, hangi okullar için sınava gireceğini düşünecek, ona göre ailesiyle birlikte tercihte bulunacak. O okullardan 5 tanesini tercih edecek, nitelikli okullardan birisini kazanacak. Ola ki kazanamazsa, o zaman da adrese dayalı sisteme bağlı olarak kendi evine en yakın 5 okuldan birisini tercih etmesini isteyeceğiz" dedi.

Bu açıklamadan öğrencinin sınava girmeden önce tercihini yapacağı, sınav sonucuna göre de bu tercihlerinden birine yerleşeceği anlaşılıyor. Uygulama böyle olacaksa öğrenciler sınava girmeden önce hem tercih hem de sınav stresi yaşayacaklar. Bu durumda okulların puanlarının nereden öğrenileceği, kendi puanlarını okul puanlarıyla nasıl kıyaslayacakları da soru işareti.

Üniversiteye giriş sisteminde de benzer bir durum yaşanmıştı. YÖK Başkanı Yekta Saraç, bu yıl değişen sistemi açıklarken, ilk aşama olan Temel Yeterlilik Testi'ne (TYT) giren adayın 180 puan aldığına kanaat getirirse, öğleden sonra yapılacak ikinci aşama sınavlarına girebileceğini söylemişti. 180 barajını aşıp aşmayacağına adayın kendisinin karar vereceğini belirtmişti. Bu uygulama çok eleştirilince, bir hafta sonra değişiklik yapıldı. YÖK, 180 puan barajını ikinci oturumdan sonra hesaplama kararı aldı.

Okullar dolarsa ne olacak?

Bakan Yılmaz, sınava girip kazanamayanların adrese dayalı kayıt sistemine göre tercih yapabileceğini söyledi. Yeni sisteme göre sınava girenler ile adrese dayalı kaydedilecek öğrencilerin duyurusu aynı anda yapılacak ve merkezi olarak yerleştirme gerçekleştirilecek. Bu durumda sınava girip de kazanamayan öğrenciler, adrese dayalı şekilde kayıt hakkı kazananlar yerleştikten sonra kalan kontenjanlar için tercihte bulunabilecekler. Peki, kontenjanlar dolarsa bu öğrenciler ne yapacak? Sınava girenler, en baştan 5 sınavla alan, 5 de adrese dayalı okul tercih edebilecekse bu durumda sınava girmek avantajlı oluyor. Dolayısıyla tüm öğrencilerin sınava girmeyi tercih edeceği tahmin ediliyor. Bu konuyla ilgili de net bir açıklama yok.

'Nitelikler' için sınav şart

Sistem açıklandığından itibaren, adrese dayalı kayıt sistemi getirildiği için emlak piyasası da hareketlendi. "TEOG anneleri kaçırmasın fen lisesi manzaralı ev", "Hem evin hem çocuğunun geleceği iyi olsun" başlığıyla verilen ilanların sayısı arttı. Ancak burada da veliler bir yanılgıya düşüyor. Yılmaz'ın açıkladığı "nitelikli" okullar için sınava girmek şart. 600 civarındaki bu okulların isimleri mayısta açıklanacak. O nedenle şuanda ev değiştirmek çok mantıklı değil.

Soru sayısı 240'tan 60'a düştü

Yeni sisteme göre liselere giriş sınavı, temel dersleri içerecek 60 sorudan oluşacak. Soru dağılımıyla ilgili ise henüz bir açıklama yapılmadı. Uzmanlar, soru sayısının az olduğu görüşünde. 60 soruyla ölçme, değerlendirmenin sağlıklı yapılamayacağını düşünüyorlar. TEOG kapsamında sınav, iki dönem halinde yapılıyordu. Her dönemde, Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Yabancı Dil olmak üzere 6 dersten, her biri 20'şer, toplam 120 soru yer alıyordu. İki dönemde toplam 240 soru soruluyordu.

Bu yıl soru sayısı 4'te 1'e düştü. Eğer tüm dersler sınavda yer alacaksa, her dersten 10 soru mu sorulacak? Belli derslerden daha fazla soru sorulup diğer derslerden 10'dan daha mı az soru olacak? Yoksa bazı derslerden hiç soru yer almayacak mı? Konuyla ilgili gözler, MEB'de. MİLLİYET

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.