Vedat Ali İNAM

Vedat Ali İNAM

WhatsApp Mahkemeleri! Öğretmenlerin İtibarı Birkaç Mesajla Nasıl Yargılanıyor?

Bir öğretmenin itibarı birkaç mesajla nasıl yargılanıyor?

Eskiden öğretmenle ilgili bir sorun olduğunda veli okula giderdi.
Öğretmenin kapısını çalar, sorusunu sorar, dinler ve anlatırdı, olmadı okul yönetimi ile görüşürdü.
Bazen anlaşılırdı, bazen anlaşılmazdı.
Ama en azından insanlar birbirinin yüzüne bakardı.
Bugün ise yeni ama çok yanlış bir iletişim düzeni oluştu. Bu kuralsız bu mecrada verilen kararlar son derece tartışmalı.
Bu acımasız mecra:
WhatsApp mahkemeleri.
Bu mahkemelerin hâkimleri de savcıları da veliler...

Tanıkları çocuklar...
Sanıkları ise çoğu zaman öğretmenlerdir.
Dosyalar ise genellikle okul çıkışında hazırlanır.
“Benim çocuğum bugün ağlayarak geldi."
"Öğretmeni ona bağırmış."
"Benimki de öğretmeni sevmediğini söyledi."
“Bizim çocuk da aynı şeyi anlattı."
Bir mesaj...
Ardından ikinci mesaj...
Sonra üçüncü yorum...
Birkaç saat içinde bir öğretmenin yıllar boyunca oluşturduğu mesleki itibarı, sanal bir mahkemenin önüne çıkarılır.

Üstelik öğretmen çoğu zaman bu mahkemeden habersizdir.
Kendini savunma hakkı yoktur.
Olayın tamamı bilinmez.
Öncesi ve sonrası araştırılmaz.
Karar, çoğu zaman birkaç cümlenin oluşturduğu duygusal atmosfer içinde çoktan verilmiştir. Delilden önce kanaat oluşur.
İşte asıl tehlike budur.

Çocukların anlattıkları elbette önemlidir.
Bir çocuk eve üzgün gelmişse dinlenmelidir.
Bir çocuk öğretmeniyle ilgili bir sorun yaşıyorsa ciddiye alınmalıdır.
Hiç kimse “Çocuk ne söylerse söylesin öğretmen haklıdır." diyemez.
Ancak çocuğu dinlemek ile çocuğun anlattığını yetişkinlerin mutlak gerçeği kabul etmek arasında büyük bir fark vardır.
Çocuk yaşadığı olayı kendi gelişim düzeyi, duyguları ve bakış açısıyla anlatır.
Bazen eksik anlatır.
Bazen yanlış anlar.
Bazen küçük bir hayal kırıklığını büyük bir haksızlık olarak hisseder.
Bu, onun yalan söylediği anlamına gelmez.

Ebeveynler bu durumda sorumluluk almalıdır.
Bu sorumluluk;
Dinlemek...
Sakin kalmak...
Araştırmak ...
Karşı tarafı da dinlemek...
Bütün tabloyu gördükten sonra değerlendirmek.

Fakat WhatsApp çağında bunlar fazla zahmetlidir.
Bir mesaj atmak daha kolaydır.
“Arkadaşlar, sizin çocuklarınız da aynı şeyi söyledi mi?"
İşte o andan sonra bireysel bir kaygı, toplu bir kaygıya dönüşür.
Bir velinin endişesi diğer velinin endişesini besler.
Birinin öfkesi diğerinin öfkesini büyütür.
Henüz ne olduğu tam olarak bilinmeyen bir olay, birkaç saat içinde kesinleşmiş bir gerçeğe dönüşür.
Öğretmen, sınıfta çocuklara eğitim vermeye devam ederken dijital bir koridorda hakkında hüküm kurulmaktadır.

WhatsApp gruplarının en büyük tehlikesi, insanlara iletişim kurdukları hissini vermesidir.
Oysa gerçek iletişim yalnızca kelimelerden oluşmaz.
Bir insanın yüzüne baktığınızda tereddüdünü görürsünüz.
Sesini duyduğunuzda niyetini anlarsınız.
Soru sorarsınız.
Yanlış anlamayı düzeltebilirsiniz.
Mesajlarda ise çoğu zaman yalnızca kelimeler vardır.

Ne yazık ki çoğu zaman insanlar o kelimelerin arasına kendi korkularını yerleştirir.
Bir öğretmenin kısa uyarısı “sertlik" olur.
Bir sınıf kuralı “baskı” olarak yorumlanır.
Çocuğun yaşadığı doğal bir hayal kırıklığı "travma” ya dönüştürülür.
Sonra herkes aynı soruyu sormaya başlar:
“Buna nasıl izin veriyoruz?"
Belki de önce şunu sormalıyız:
Neye izin verdiğimizi gerçekten biliyor muyuz?

Elbette veliler kendi aralarında konuşacaktır.
Çocuklarının eğitimini tartışacaktır.
Endişelerini paylaşacaktır.
Bunda hiçbir sorun yoktur.
Sorun, iletişimin dedikoduya, eleştirinin linçe, kaygının toplu öfkeye dönüşmesidir.
Bir öğretmenin yaptığı uygulamayla ilgili sorun varsa adres bellidir.
Öğretmen...
Gerekirse okul yönetimi ...
Gerekirse ilgili makamlar ...

Ama sorun çözmek yerine önce dijital bir jüri oluşturmak eğitime hiçbir katkı sağlamaz.
Aksine öğretmenle veli arasındaki güveni zedeler.
Çünkü öğretmen bir süre sonra şunu düşünmeye başlar:
“Şimdi ne yaparsam yanlış anlaşılır?"
“Bu söylediğim cümle akşam grupta nasıl anlatılır?"
“Bir öğrenci bunu evde nasıl aktarır?"
"Yarın hakkımda ne konuşulacak?”
İşte o noktada eğitim öğretim faaliyetleri zarar görmeye başlar.
Çünkü kendisini sürekli savunmak zorunda hisseden öğretmen, zamanla inisiyatif kullanmaktan kaçınır.
Çocuğa gerektiğinde sınır koyamaz.
Risk almaktan çekinir.
Her kararını "Veli ne der?" kaygısıyla verir.
Sonra eğitim sisteminin en tehlikeli sonucu ortaya çıkar:
Kimse hata yapmamak için değil, kimseyi rahatsız etmemek için karar vermeye başlar.

Belki yeni eğitim öğretim yılında hepimizin öğrenmesi gereken basit bir kural var:
Çocuğunuzu dinleyin.
Ama hemen hüküm vermeyin.
Kaygılanmamaya çalışın, ama kaygı duyarsanız da lütfen, kaygınızı başkalarına bulaştırmayın. Sorunları görün.
Ama önce sorunların bütününü anlamaya çalışın.
Öğretmeni eleştirin.
Ama onu dinlemeden yargılamayın.
Çünkü bir öğretmenin itibarı birkaç mesajın arasında kaybolacak kadar değersiz değildir.

Şunu asla aklınızdan çıkarmayın; hiçbir çocuğun eğitimi, yetişkinlerin dijital dedikodularına teslim edilecek kadar önemsiz değildir.
WhatsApp bir iletişim aracıdır; mahkeme salonu değil.

Şu hususu bir kez daha açıklamakta fayda görüyorum:
WhatsApp gruplarında yapılan her türlü paylaşımın hukuki bir sorumluluk doğurabileceği unutulmamalıdır.
Paylaşılan içeriklerin suç teşkil etmesi hâlinde, ilgili kişiler hakkında cezai sorumluluk da söz konusu olabilir.

Özellikle kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat son derece titizlikle uygulanmakta; kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde paylaşılması, yayılması veya üçüncü kişilere aktarılması ciddi hukuki sonuçlar doğurabilmektedir.
Bu nedenle WhatsApp gruplarında yapılan paylaşımlarda hem hukuki sorumluluk hem de kişisel verilerin korunmasına ilişkin yasal yükümlülükler konusunda gerekli hassasiyet gösterilmelidir.

Belki de artık telefonu biraz daha az kullanıp sağlıklı bir iletişim için eğitim paydaşlarının birbirini anlama zamanı gelmiştir.

Çünkü okullarda verilen eğitim, ekranların arkasında verilen hükümlerle değil; birbirini dinlemeyi başarabilen, sağlıklı iletişim kurabilmeyi başarabilen yetişkinlerin kurduğu güvenle başlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.