Ali Yalçın, Diyarbakır Annelerini konu alan yarışmanın ödül töreninde konuştu

Ali Yalçın, Diyarbakır Annelerini konu alan yarışmanın ödül töreninde konuştu

Eğitim-Bir-Sen Diyarbakır 1 No’lu Şube’nin düzenlediği “Anne Yüreği Kazanacak” temalı resim, şiir ve deneme yarışmasının ödül töreni yapıldı.

Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, yaklaşık iki yıldır süren mücadelenin, yirmi beşi aşkın evladı annesiyle bir araya getirdiğini ifade ederek, hayatta her mücadelenin başarılı olmayabileceğini ama başarılı olanların genelde mücadele edenler olduğunu kaydetti. Yalçın, Diyarbakır Annelerinin orta koydukları onurlu direnişi saygıyla selamladığını söyledi.

Eğitim-Bir-Sen Diyarbakır 1 No’lu Şube’nin düzenlediği “Anne Yüreği Kazanacak” temalı resim, şiir ve deneme yarışmasının ödül töreni yapıldı. Dağa kaçırılan çocukları için HDP İl Başkanlığı binası önünde oturma eylemini sürdüren Diyarbakır Annelerinin direnişini konu alan yarışmanın ödül töreninde konuşan Ali Yalçın, kanayan bir yaraya dikkat çekmek, dinmeyen gözyaşlarını silmek, sonsuz bir bekleyişle sabır taşını çatlatan annelerimizin umudunu diri tutmak, dağa kaçırılan çocuklarımıza ve onların gözü yaşlı ailelerine dikkatleri çekmek için bir araya geldiklerini belirterek, “22 Ağustos 2019’da ‘Ya oğlumu dağdan indirirsiniz ya da dünyayı başınıza yıkarım’ diyerek ayağa kalkan Hacire Anamızın açtığı çığır, evladı dağa kaçırılmış bütün aileler için büyük bir umuda dönüştü. Bu umut, terör örgütünün psikolojik surlarında gedik açmak şöyle dursun adeta o surları yerle bir etti. Bu fıtri duruş dalga dalga yayıldı. İki yıl önce bir anne ile başlayan bu direnişe katılan ailelerin sayısı çoktan 200’ü geçti. Diyarbakır’da başlayan bu mücadele, bu fıtri çağrı, insanlığı evlat ortak paydasında, vicdanın çatısı altında buluşturdu. Annelerimiz sarsılmaz bir kararlılıkla kışın soğuğuna, yazın sıcağına, salgının tehlikesine, HDP’nin saldırganlığına, sözde insan hakları örgütlerinin sağırlığına aldırmadan çadırlardan evlatlarına ‘eve dön’ çağırısını biteviye sürdürdüler. Diyarbakır’dan yayılan bu umut çocukları terörün direncini kırdı, psikolojik surların yıkılmasıyla kaçırılan çocuklar sevinç gözyaşları içinde ailelerine koştular. Yaklaşık iki yıldır süren bu haklı mücadeleyle, PKK’nın bütün engellemelerine ve tehditlerine rağmen 25 çocuğumuz ailesine kavuştu. Çocuklar analarının yanan yüreğinin çağrısına elbette duyarsız kalamazlardı, kalmadılar da. Biz bu çağrının dağlarda, kaçırılan çocuklar arasında nasıl coşkuyla yankılandığını tahmin edebiliyoruz. Ve çok iyi biliyoruz ki bütün çocuklarımız yuvalarına dönmek için çırpınıyorlar. Önlerindeki tek engel ise terörün vicdan ve insaftan yoksun örgütsel şiddetidir” dedi.

Dağa kaçırılan çocuklarımızın ailelerine kavuşmaları için duyarlı bütün kesimlere görev düşüyor

Uluslararası kuruluşların raporlarında da PKK’nın çocukları silahlandırmasının açık bir şekilde yer aldığını söyleyen Yalçın, “Sadece 2013-2015 arasında, iki yıl içerisinde 18 yaşından küçük 2 bin 52 çocuk zorla ya da kandırılarak dağa kaçırıldı. 35 yıla baktığımızda bu sayının 20 bini aştığını görüyoruz. Dağa kaçırılan çocuklar arasında ilkokul yaşında olanlar bile var. Bu çocukların çoğu çatışmalarda hayatını kaybetti. Bugün artık çadırlardan yükselen çağrının toplumda ürettiği bilinç sayesinde aileler çocuklarını örgütten korumak için azami çaba sarf ediyorlar. Artık örgüte katılımlar çok çok düşmüş durumda. Ama örgütün elinde hâlâ buradaki annelerin sayısından kat kat fazla çocuk var. Dağdaki her çocuğun ailesine kavuşması gerekiyor. Bu çocuklarımızın ailelerine kavuşmaları için duyarlı bütün kesimlere görev düşüyor. Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen olarak, annelerimizin feryadına ilk günden beri kulak veriyor, annelerimize destek oluyoruz. Bu çağrının bütün Türkiye tarafından duyulması, dağları aşarak çocuklarımıza ulaşması için Kadınlar Komisyonumuz, annelerimizi iki kez ziyaret ederek desteklerini sundular. Diyarbakır teşkilatımız ilk günden beri her türlü desteği vererek annelerin direncini kavi, umudunu diri tutmasına yardımcı oldu. Ben de iki defa gelerek annelerimize destek olmaya çalıştım. İlk günden beri de gerek Genel Merkez gerekse Diyarbakır yönetimi olarak annelerimize tereddütsüz, amasız, fakatsız destek olduk. Çünkü biz hılfu’l-füdul geleneğinden geliyoruz. Hakkı ayakta tutmak, adil şahitlerden olmak, hakikati haykırmak, özgürlüğü savunmak için varız. Biliyoruz ki annelerimizin bizden istediği tek şey bizleri yanlarında görmek” şeklinde konuştu.

“Çoğunluğun sustuğu, bir kısmının pustuğu, kimilerinin de kinlerini kustuğu bir zeminde, gösterdiği bu sağlam duruştan ötürü başta Diyarbakır Şubemiz olmak üzere bütün teşkilatımıza, şube başkanımıza ve yönetim kuruluna ayrı ayrı teşekkür ediyorum” diyen Yalçın, “Birçok sivil toplum örgütü de desteklerini esirgemedi. Seferberlik havası içinde anneler yalnız bırakılmadı. Ama elbette gözlerimiz çocukların ve kadınların hamisi, barış, demokrasi ve insan hakları havarisi geçinen o meşhur dernekleri, vakıfları, meslek örgütlerini, sendikaları da arıyor hâliyle. Evet, ben buradan, annelerimizin yanından yüksek sesle sormak istiyorum: ‘Evladımın ölüsüne bile razıyım’ diyen annelerin çığlıklarını duymayan, duymak istemeyen o meşhur ‘kadın hakları’ savunucuları nerede? Çocuk istismarı denince mangalda kül bırakmayan, şiddet denince ortalığı inleten dernekler, vakıflar, meslek örgütleri nerede? Kız çocuklarının başörtüsü takmasına çocuk istismarı diyenler, 10 yaşında, 12 yaşında bir çocuğun kaçırılıp silahlandırılması konusunda neden tek kelime konuşmazlar? Bu nasıl bir ikiyüzlülüktür? Biz bu çifte standardı çok iyi tanıyoruz. Biz bunları çok iyi tanıyoruz. Ama bunları en iyi buradaki gözü yaşlı annelerimiz tanıyor. Hacire anne hem ‘ciğerim için buradayım’ diyerek oğlunu istiyor hem de tarihi bir soru soruyordu: ‘Hani nerede insan hakları! Getirin o insan haklarını!’ Ama sözde demokratlar, sözde hümanistler, insan haklarını savunduğunu iddia edenler nedense bu konuyu bir kez bile gündeme getirmediler. Bu bilinçli körlük, bu ikircikli tutum suç ortaklığından başka neyle açıklanabilir. Biz aynı çifte standardı Necmettin ve Aybüke öğretmenlerimiz katledildiğinde de görmüştük. Oysa olması gereken, terörün adresine, kimliğine bakılmadan, nereden gelirse gelsin karşı durmak, telin etmek, teşhir etmektir. Bu insani ve vicdani bir mesuliyettir. Günümüz dünyasında organize kötülüğün yayılma hızının yanında iyiliğin aynı hızı ve etkiyi gösteremediğini biliyoruz. Eğitim-Bir-Sen’in ortaya koyduğu bu çalışma bu yönüyle çok değerlidir. ‘Anne Yüreği Kazanacak’ mottosuyla düzenlenen resim, şiir ve deneme yarışması, Eğitim-Bir-Sen kuruluş felsefesinin, misyonunun, tarihsel sorumluluğunun gereği ve sonucudur. Zira büyük bir direniş yaşanırken, bunu örtmeye, gölgelemeye, değersizleştirmeye çalışan bir algı operasyonu sürece eşlik ediyor” ifadelerini kullandı.  

Siz bu direnişi sürdürdükçe biz de desteğimizi sürdüreceğiz

Annelerin korku duvarlarını yıkarak ortaya koyduğu direnişin, tarihî bir kırılma noktası, bir milat olduğunu vurgulayan Yalçın, şöyle konuştu: “Bu direniş ne kadar değerliyse, bu direnişe sahip çıkmak, etkisini büyütmek, yankısını artırmak da o kadar değerlidir. Bu çalışmayla öğrenci ve öğretmenleri bir araya getiren Diyarbakır teşkilatımız, terör örgütlerinin hedefi olan gençlerimizin konuya duyarlılığını artırarak bilinç aşılamış, sahih bir mücadelenin gelecek nesillere tevarüsünü sağlamıştır. Yarışmaya katılan eserlerden hazırlanan kitabı okudum ve gördüm ki annelerimizin çağrısı büyük ve kitlesel bir bilinçle buluşmuş. Her biri birbirinden güzel ve anlamlı şiirler, resimler, denemeler olarak esere dönüşmüş. Her bir eser yürek işi, gönül işi, bilgelik işi. Eserleri kitapta yer alsın almasın, ödüle layık görülsün görülmesin bütün katılımcıları tebrik ediyor, hepsine yürekten teşekkür ediyorum. Ve son olarak Diyarbakır Annelerimize tekrar sesleniyorum: Direnişiniz, kendi evlatlarını sırça köşklerde pamuklara sararak büyütenlerin başkalarının çocukları üzerinde yaptıkları kirli hesapları faş etmiştir. Çocuklara yapılan bu istismar ve annelere yaşatılan bu acı, terörün en kirli yüzünü, ikiyüzlülüğünü ortaya koymuştur. Ama inanıyor ve biliyoruz ki yenilecekler! Merhamete, sevgiye, fıtrata, annelerin yüreğine yenilecekler. Siz bu direnişi sürdürdükçe biz de desteğimizi sürdüreceğiz.”

Vali Karaloğlu: Anne yüreği mutlaka kazanacaktır

Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu, annelerin mücadelesini tarihe not düşürmek için bu tür etkinliklerin önemli olduğuna işaret ederek, “Bir kadına, bir anneye uygulanacak en büyük şiddet, anneyi yavrusundan zorla ayırmaktır. Bir insana yapılabilecek en büyük insan hakkı ihlali de çocuk yaşta bir bireyi zorla götürüp silah altına almaktır” dedi.

Evladından zorla koparılmış bir annenin evladına kavuşma mücadelesinin çok kıymetli olduğunu kaydeden Karaloğlu, şunları söyledi: “Artık bu mücadele, bireysel olarak annelerin çocuklarına kavuşma mücadelesi olmaktan çıkmıştır. Bu mücadele, bölgede çocuklarını terör örgütünün elinden kurtarma mücadelesine dönüşmüştür ve anne yüreği mutlaka kazanacaktır.”

Karaloğlu, “Temenni ediyorum ki annelerimizin evlatlarından uzak kutladıkları son Kurban Bayramı olsun” diyerek sözlerini tamamladı.

Eğitim-Bir-Sen Diyarbakır 1 No’lu Şube Başkanı Ramazan Tekdemir ve Diyarbakır Anneleri adına Ayşegül Biçer de birer konuşma yaptı.

Programda, resim, şiir ve deneme dalında birinci olan yarışmacıların ödülleri Vali Münir Karaloğlu, Genel Başkan Ali Yalçın ve Sur Kaymakamı, Belediye Başkan Vekili Abdullah Çiftçi tarafından verildi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.