Vedat Ali İNAM

Vedat Ali İNAM

Bir Milletin Yeniden Doğuşu: 19 Mayıs

19 Mayıs, sadece bir kurtuluş yürüyüşünün başlangıcı değildir… Bir milletin, kendisine reva görülen aşağılanmaya karşı yeniden ayağa kalkışıdır. Bu; bir dirilişin, bir kendine gelişin hikâyesidir; küllerinin arasından doğrulup “Ben hâlâ buradayım!” deyişidir.

O dönemde bu topraklarda yalnızca şehirler işgal edilmedi; insanların hayalleri, kadınların onuru, çocukların geleceği ve yaşlıların umudu da prangaya vuruldu. Anadolu’nun bağrında yakılan köylerden yükselen duman, aslında bir milletin yüreğinden yükselen feryattı. Süngülenen çocuklar, gözleri önünde yakınları katledilen ve çaresiz bırakılan insanlar… Türk milleti, tarihin en ağır imtihanlarından birini yaşadı. Bu savaş sadece toprak için değil, insan kalabilmek ve onuru koruyabilmek için verilen bir varoluş mücadelesiydi.

İşte böylesine karanlık bir dönemin ortasında, 19 Mayıs 1919 sabahı Samsun kıyılarına bir adam çıktı. O adam, yalnızca bir asker değildi. O; Türk tarihinin derin hafızasını taşıyan, milletinin ruhunu okuyabilen büyük bir devlet aklıydı. Çöken imparatorlukların neden yıkıldığını, hafızasını kaybeden toplumların nasıl yok olduğunu çok iyi biliyordu. Bu yüzden Anadolu’ya yalnızca askeri bir cephe kurmaya değil, yeniden bir millet inşa etmeye geldi. Çünkü çok iyi biliyordu ki bağımsızlığını kaybeden milletler zamanla hafızalarını, hafızasını kaybeden milletler ise haysiyetlerini de kaybederler.

Mustafa Kemal'in büyüklüğü, yalnızca savaş meydanlarında kazandığı zaferlerde değildi. Onun asıl büyüklüğü, insanlık tarihini okuyabilen derin bir medeniyet bilincine sahip olmasındaydı. O; Troya’dan Malazgirt’e, Çanakkale’den Sakarya’ya uzanan büyük tarih yürüyüşünün farkındaydı. Bu yüzden yıllar sonra, Batı karşısında kazanılan büyük zaferin ardından söylediği rivayet edilen şu söz, sıradan bir cümle değil, tarihle kurduğu güçlü bağın ifadesiydi:

“Hektor’un intikamını aldım.”

Bu söz, yalnızca antik bir savaşa yapılan romantik bir gönderme değildi; Anadolu’nun binlerce yıllık hafızasına sahip çıkan bir liderin, bu toprakların geçmişiyle kurduğu vicdani ve tarihsel bağdı. Çünkü o, Anadolu’yu sadece bir coğrafya değil, insanlığın büyük kültür mirası olarak görüyordu. Bu vurguda kuru bir öfke değil; yüzyıllar boyunca maruz kalınan kuşatılmışlığı kıran, dağılmış bir milletin özgüvenini yeniden kazandıran tarihsel bir hesaplaşmanın yankısı vardı.

Çünkü 19 Mayıs’ta başlayan mücadele yalnızca işgal ordularına karşı verilmedi; aynı zamanda aşağılanmaya, umutsuzluğa, teslimiyete ve milletin ruhunu çürütmek isteyen o zihniyete karşı da verildi.

Atatürk, ömrü cephelerde geçmiş, büyük zaferler kazanmış bir komutan olmasına rağmen savaşı asla kutsamadı. Tam tersine, “Savaş zorunlu olmadıkça bir cinayettir.” diyebilecek kadar yüksek bir insanlık bilincine sahipti. Bu yüzden onun nihai hedefi yalnızca düşmanı topraklardan kovmak değildi; cehaleti yenmek, çocuklara umut olmak, kadınları toplumun öznesi hâline getirmek ve başı dik bir millet oluşturmaktı.

Cumhuriyet, işte bu yüzden yalnızca bir yönetim biçimi değildir. Cumhuriyet; korkudan cesarete, kulluktan vatandaşlığa, karanlıkten aydınlığa yürüyen bir milletin ortak iradesidir.

Bugün aradan geçen onca yıla rağmen 19 Mayıs hâlâ kalbimizi titretiyorsa bunun sebebi yalnızca geçmişe duyulan özlem değildir. O gün Samsun’da yakılan meşale, aslında bir milletin sönmeye yüz tutmuş hafızasını ve istiklal ateşini yeniden harlamıştı.

Bugün bu topraklarda özgürce konuşabiliyor, ay-yıldızlı al bayrağımızın gölgesinde huzurla yaşayabiliyor ve çocuklarımızın geleceğini umutla düşleyebiliyorsak, bunu o karanlık günlerde pes etmeyenlere borçluyuz.

19 Mayıs; umudun en karanlık gecede bile yeniden doğabileceğinin somut bir göstergesidir.

19 Mayıs; bir milletin kendi küllerinden yeniden dirilişidir.

19 Mayıs; esir edilemeyenlerin, prangalara boyun eğmeyenlerin bayramıdır.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bağımsızlık uğruna mücadele eden tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve derin bir saygıyla anıyorum.

Ne mutlu Türk’üm diyene!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.