1. YAZARLAR

  2. Hüseyin ÖZKAN

  3. "CONNECTOME METHOD" ve DİL ÖĞRETİMİ
Hüseyin ÖZKAN

Hüseyin ÖZKAN

Hüseyin ÖZKAN
Yazarın Tüm Yazıları >

"CONNECTOME METHOD" ve DİL ÖĞRETİMİ

A+A-

"Connectome Method" ve Dil Öğretimi

beyin-1.jpg

Çocuklar dil öğrenmede sözcük dağarcığı oluştururken, beyin istatistiksel öğrenme diye bilinen bir ilkeyi kullanır. Bu ilke birçok bilgisayarın örüntüleri saptamada kullandığına benzer. Yöntem basittir; beyin hece ile işlevsel sözcük arasında geçiş sıklığını saptar. “Mer” hecesi her işitildiğinde “haba” hecesinin gelmesi yüksek olasılıktır. Elbette bu sadece bir olasılıktır, çünkü sözcük bazen merdiven ya da mercimek de olabilir. Böylece çocuk sık geçişler arasında geçişler kurarak heceleri birleştirip sözcükleri keşfedebilir. Tabi bilinçli olmayan bu öğrenme biçimi akıllı telefonların en olası ve makul buldukları hece uzantısıyla tamamlayarak sözcük oluşturmadaki yönteme benzer.

Çocuklar sözcükleri böyle öğrenirler. Öğrenme süreci anlamı ile bütünlük arzeden bir görüntüden çok ritmik, müzikal ve prozodiktir. Anlam daha sonra devreye girer.

Yetişkinlikte ikinci bir dil öğrenmenin güçlüklerinden biri artık bu süreci kullanmıyor oluşumuzdur. Yetişkinlerin başka bir dil öğrenmesi genellikle isteyerek ve bilinç aygıtını kullanarak olur. Sözcükleri dilin müzikselliği yoluyla değil de sanki bir sözlükten ezberler gibi edinmeye çalışırlar. Ancak Dil bilimci Marina Nespor’a göre şayet ilkin sözcüklerin müziğini saptayan doğal mekanizmayı ve dilin tonlamasında tekrarlanan düzenlilikleri taklit edersek, daha kolay ve daha etkili şekilde dil öğrenebiliriz.

Öyleyse her alandaki öğrenmelerde olduğu gibi dil öğrenmede de multidisipliner bir yaklaşım benimsenmelidir. Dil öğretiminde sanatın, özellikle müzikal oyunlaştırma ve darmatizasyon tekniklerinden olabildiğince yararlanmak gerekmektedir ve gerçek yaşamla karşılaşmaları sağlayan öğrenme istasyonları öğretimin bir parçası olmalıdır. (Burada bilginin karşılaşmalardan doğduğunu bize anlatan Spinoza'ya yeni bir ontoloji ile yeni bir eğitim felsefesinin inşası açısından atıf yaparak, başka bir yazının konusu olarak bu konuyu geçiyorum.)

Bunun yanında işitilen dil daha çabuk öğrenilir ilkesinden yola çıkılarak, dil öğretme yöntemi olarak öğrenme ortamlarının dilin yaşam alanı olarak organize edilmeli ve dil bu alanda yaşamsal kılınmalıdır. Dil yaşamın her alanında kullanılırsa öğrenilebilir. Günlük yaşantı da bu mümkün olamıyorsa en azından öğrenme ortamları dil öğrenme ortamı olarak yaşamla bir bütünlük arz etmelidir.

"Connectome Method"

“İnsan Connectome Projesi’nin bulgularına göre, yetişkin beyinleri nöral bağlantılarda farklı örüntülere sahipken, çocuklardaki bağlantılar bu kadar belirgin farklılıklar sergilemez. Bağlantılardaki farklılaşmalar 10-16 yaş aralığındaki ergenlik döneminde oluşmaya başlar. Bu yaş aralığında sosyal değerler ve biliş hızlı bir gelişim gösterir.” (HBT sayı 269-12)

Eğitim bilimi, İnsan Connectome Projesinin (Human Connectome Project-HCP) verilerini dikkatle takip etmelidir. Eğitim alanında yapılan çalışmalar davranışların incelenmesi yoluyla bir sonuca varma eğilimindeyken (ki bu yolla birçok doğru bulguya varılmıştır.) artık beyin görüntü teknolojisinin gelişmesiyle eğitimin doğrudan etkisinin de görülmesi ile farklı bir boyuta taşınmıştır. Beyinde oluşan bağlantıların görüntülenmesiyle artık öğrenmenin hem nedeni hem de sonucu gözümüzün önünde cereyan etmektedir.

Açıkçası bu bulguların öğretimde kolaylığı da beraberinde getireceğini gösteriyor. Hangi eğitim öğretim yöntemi beynin neresini ne kadar etkilemiş, ne kadar nöronal bağlantı oluşturmuş ya da hangi yaşlarda bu etkilenme seviyesi üst düzeyde mesela... Değil mi?

“Sinirbilim ve psikoloji dallarındaki son gelişmeler ergenlerin sorunlarına ışık tutuyor. 10’lu yaşlardan başlayarak 20’lerin ortalarına dek süren ergenlik döneminde gençlerin en büyük beklentileri kimliklerinin kabul görmesi ve saygı gösterilmesi. Bu bulgular ergen gelişiminde söz sahibi olduğunu sanan eğitimci ve yetişkinlere yeni politikalar geliştirmeleri için bir fırsat yaratıyor.” HBT sayı 269

Kısaca ifade etmek gerekirse geleceğin eğitiminde, dil öğretimi de dahil olmak üzere genel eğitimde (öğretimde) bağlantısallık (Connectome) bilimi daha etkili olacak gibi görünüyor. Şimdiden müfredat ve diğer yapısal değişiklikler üzerinde çalışmalıyız.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum