1. HABERLER

  2. MEB PERSONEL

  3. "Kimsenin Babasının Çiftliği Değil"
"Kimsenin Babasının Çiftliği Değil"

"Kimsenin Babasının Çiftliği Değil"

Türkiye Kamu-Sen İstanbul İl Temsilciliği kahvaltılı istişare toplantısı düzenledi. Toplantıya Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri Cengiz Kocakaplan ile birlikte katıldı.

A+A-

Türkiye Kamu-Sen İstanbul İl Temsilciliği kahvaltılı istişare toplantısı düzenledi. Toplantıya Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri Cengiz Kocakaplan ile birlikte katıldı.
 

“İstanbul çalınmadı, İstanbul fethedildi.”
Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi Mustafa Kavlu’nun açılış konuşmasından sonra söz alarak katılımcılara hitap eden Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, “İstanbul’un fethinin 562. Yıl dönümünü nedeniyle ecdadımızı rahmetle anıyorum. Allah onlardan bin kere razı olsun” dedi. Koncuk konuşmasında; “ Biz Osmanlıyız diyenleri görüyoruz. Allah’a şükür biz de Osmanlıyız, Selçukluyuz ve Allah’a şükür ki Müslümanız Türk’üz… Sadece Osmanlıyız demek yetmez. Osmanlı nasıl İstanbul’u fethetti?  Bu ecdat savaş zamanında dahi düşmanın bağına girdi, üzümünü yedi ama yediği üzümün parasını asmasına bıraktı. İşte ancak, Müslümanın malını çalmak bir yana, düşmanın malını bile çalmayan, ona dahi saygı gösteren bir ecdat İstanbul’u fethedebilirdi. O ecdat ki, Hz. Peygamber Efendimiz’in övgüsüne mazhar olmuş bir ecdattır.  Fatih Sultan Mehmet Han ve onun güzel askerleri, Hz. Peygamber Efendimiz’in ve yani yüce Allah’ın ‘bu dünyayı yüzü suyu hürmetine yarattım’ dediği ile cihan güneşinin İstanbul övgüsüne mazhar olmuştur. Evet İstanbul çalınmadı, İstanbul fethedildi. Ecdadımız, İstanbul’un arsalarını birilerine peşkeş çekmedi. Allah için, İlay-ı Kelimatul-lah için ve bu millet için fethetti. Bugün birileri tarafından yağma yapılsın diye İstanbul fethedilmedi. Bu sebeple Osmanlıyız demek yetmez. Osmanlıyız deme hakkını önce kazanacaksın. Ahlakınla, duruşunla, şerefli bir insan olarak kazanacaksın bu sözü söylemeyi. Osman Bey’i, Orhan Bey’i, Ertuğrul Gazi’yi, Şeyh Edebali’yi yani bunların temsil ettiği Osmanlıyı ifade etmek Osmanlıyız demek her baba yiğidin harcı değildir. Ama bizler Osmanlıyız, Selçukluyuz ve çok şükür ki, Türk olarak yaratılmışız.” 
 

“İlkeli, kararlı, cesur sendikacılığın tek adresi”
Türkiye Kamu-Sen’in Türkiye’nin en güzide STK’larından biri olduğunu belirten Koncuk; “Milletimizin hangi konuda bir rahatsızlığı varsa, o konuda tepki oluşturan, kamu çalışanlarının ekonomik sosyal hakları ile ilgili sözünü söylemekten esirgemeyen, korkmayan, gözünü kırpmayan bir sendikal anlayışın Türkiye’de tek temsilcisiyiz. Bunu her zaman  şöyle ifade ettim; ilkeli, kararlı, cesur sendikacılığın tek adresi diye tanımladım. Bundan sonrada böyle tanımlanacak.” dedi.
 “Bunların tepelerindeki ağa babaları ne derse desin, ne yaparsa yapsın bizim hala 450 bin üyemiz var. İnancı, ahlakı yıkabilecek, fazileti yok edebilecek hiçbir anlayışı tanımıyoruz” diyen Koncuk; “Son 13 yılımıza bakıldığında  Kimseden bir makam, mevki talebimiz oldu mu? Kesinlikle olmadı. Kimsenin malında mülkünde Allah’a şükür ki gözümüz olmadı. Kimse bizi bunlarla sorgulayamaz. Kendimizi şöyle tanımladık; bu millet için gerektiğinde canımızı veririz dedik. Ama 13 yıldır bize ikinci sınıf insan muamelesi yapan bir siyasal iktidar var. Biz bu muameleyi hak edecek ne yaptık? Müdürlükten atılmayı hak edecek ne yaptık? Bizim arkadaşlarımız müdür oldukları zaman okullarında yatarlar neredeyse. O kadar da görevine sadıktır ve sorumluluğunun şuurundadır. Binlerce arkadaşımız adete infaz edildi. Müdür yardımcılığından, şube müdürlüğünden vb. sadece Milli Eğitim Bakanlığında değil, bütün kurum ve kuruluşlarda, hastanede Türk Sağlık-Sen üye bir tane başhekimimiz kalmadı. Diğer kurumlarda bundan farklı değil. Nereye gitseniz, bir işiniz olsa size ne soruyorlar biliyor musunuz? Hangi sendikanın üyesisiniz diyorlar. Türkiye Kamu-Sen üyesi isen, önce sendikanı değiştir, diyorlar. Maalesef bazıları da üye oluyor. İktidar çevreleri tüm güçleri ile Türkiye Kamu-Sen’i yok etmeye çalışıyor. Türkiye Kamu-Sen’i yok edebilirler mi? Bunlar ateş olsa cürmü kadar yer yakar. Bunların tepelerindeki ağa babaları ne derse desin, ne yaparsa yapsın bizim hala 450 bin üyemiz var. İnancı, ahlakı yıkabilecek, fazileti yok edebilecek hiçbir anlayışı tanımıyoruz. Onun için Türkiye Kamu-Sen’in varlığı, hem kamu çalışanları için hem de evlatlarımızın geleceği açısından çok önemlidir. Biz bu konuda mücadelemizi yapacağız. Hastanede, postanede her kurumda bu ahlaki bu anlayışı görüyorsunuz. Adamlar övünüyorlar MEB’de 310 bin üyeye ulaştıkları için,  Bir milyon üyeye de ulaşsanız  bir anlam ifade etmiyorsunuz. Çünkü bunlar kartondan kuleler. Bizim gibi mücadelelerle bir yerlere gelmemişler. Bir fiske ile devrilecekler. Ben 8 Haziran tarihinden kendi adıma korkmuyorum, teşkilatım adına da korkmuyorum sadece milletim adına korkuyorum. Yanlış bir sonuç çıkmasından milletimizin geleceği adına, bu devletin ali menfaatleri adına korkuyorum. İnşallah o korkumuz sevince dönüşecektir. Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Ama sorumluluğumuzu en iyi şekilde yerine getirmemiz lazım.” dedi.
 

“Sen siyasi bir aktör değilsin ki! Sen tarafsızlık yeminini yapmış bir insansın”
Cumhurbaşkanın tarafsızlığını yitirdiğini söyleyen Koncuk; “Dün Sayın Cumhurbaşkanı Adana’ya geldi. 17:30 gibi miting yaptı İmamlara mesaj çekmişler, diyor ki mesajda; ‘ saat 14.00 itibaren Sayın Cumhurbaşkanımızın mitingine katılmak üzere idari izinlisiniz’ yazıyor.  Sen nasıl bir din adamısın? Sen şimdi ikindi namazını farz olmaktan mı çıkardın? Adana’da 16.32’da ikindi namazı kılınıyor. Hiçbir camide İmam yok. Birkaç cesur imam kalmış olabilir. Bunu başka bir siyasi parti yapsa ya da başka bir siyasi partinin döneminde olsa ben neler söylenebileceğini düşünmek dahi istemiyorum. Ama bu dönemde her şey mübah oldu. Sayın Cumhurbaşkanı siyaset yapıyor. Sen siyasi bir aktör değilsin ki! Sen tarafsızlık yeminini yapmış bir insansın. Ama demek ki, Sayın Cumhurbaşkanı’nın tatmin olmaz bir yapısı var. Başbakanlığa doymamış, tadını alamamış. Bu millet sizi en tepeye çıkarmış, Cumhurbaşkanı yapmış ve siz bu milletin önünde tarafsız kalacağınıza namusunuz ve şerefiniz üzerine yemin etmişsiniz. Neden böyle, derdi ne bilemiyorum? Sanırım asıl neden hesap sorulmasının endişesidir. Bunun başka bir izahı yoktur. Ne Başkanlık sistemi ne de başka bir şeydir.  Türkiye’de iş nefsileşmiştir. Hesap sorulacağı endişesi yaşayanlar var ve sadece kendi nefsi için Türkiye’de hukukun, yargının, insan haklarının bazıları için kıymeti yoktur. Mevcut düzenin sahipleri için sadece kendi değirmenine su taşıyacak köleler lazım. Mesele budur. Bu bir zillettir. Elhamdülillah Müslümanım, Türk’üm diyen hatta bırakın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin   saygı değer bir vatandaşıyım diyen her bir fert açısından bu bir zillettir. Buna boyun eğmek, sineye çekmek de ağır bir zillettir. Diyanet İşleri Bakanlığı siyasallaşmış hem de hiç olmadığı kadar siyasallaşmış. Biz eskiden de siyasi iktidarları gördük ama siyasallaşmanın bu kadar derin yaşandığı bir dönemi hiç görmedik. İnsanların bu kadar ayrıldığı, ötekileştirildiği bir dönemi hiç görmedik.” dedi.
 

“Bu devlet kimsenin babasından kalmadı.”
Bu ülkenin şehit kanları ile vatan yapıldığına vurgu yapan Koncuk; “Biz vatanseveriz, Türk milliyetçisiyiz. Allah’ın izniyle böyle doğduk böyle de öleceğiz. Değerlerimizi korumak için, mücadele yapmak zorundayız. Ahlaksızlığa, namussuzluğa boyun bükemeyiz. Biz daha kötü dönemleri iliklerimize kadar yaşadık. Kimseye eyvallah etmedik. Egosundan başka hiçbir derdi olmayan, namussuz, hırsız adamlar bu ülkede genel müdür, il müdürü olurken; bu ülkenin çalışkan ve onurlu insanlara ikinci sınıf adam muamelesi yapıyorsa, ben bunu hazmetmem. Bu devlet kimsenin babasından kalmadı. Hepimizin dedesinden ninesinden ecdadından kaldı. Bu ülkenin şehit kanları ile vatan yapıldı. Hangi makamda olursa olsun herkes haddini ve yetkilerinin sınırlarını bilmek zorundadır. Sen orman kanunlarını uyguluyorsan birileri de sana orman kanunlarını uygular. Herkes aklını başına almalıdır. Türkiye hukuk içerisinde kalsın. Türkiye kuvvetler ayrılığının sonuna kadar yaşandığı bir ülke olsun. İnsanların siyasi görüşlerinden dolayı yargılanmadığı, aşağılanmadığı bir ülke olsun. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin her bir vatandaşı mezhebi, meşrebi, siyasal anlayışı ne olursa olsun saygı değer kabul edilsin. İşte bunun mücadelesindeyiz.  Herkesten son bir haftayı iyi değerlendirmesini istiyorum. Bütün millete sahip çıkalım, huzurlu kılalım. Onun için de ne gerekiyorsa ortaya koymamız lazım.” şeklinde konuştu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum