1. HABERLER

  2. MEB PERSONEL

  3. TES Yöneticileri Uşak ve Afyon'da
TES Yöneticileri Uşak ve Afyon'da

TES Yöneticileri Uşak ve Afyon'da

GENEL MERKEZ YÖNETİCİLERİ UŞAK VE AFYONKARAHİSAR’DA

A+A-

 

Uşak Şubesi, 16 Şubat tarihinde ilçe temsilcileri istişare toplantısı düzenledi. Toplantıya Genel Sekreter Musa Akkaş, Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar Şahindoğan, Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir, şube yönetim kurulu üyeleri ve ilçe temsilcileri katıldı.

Genel Merkez Yöneticileri Afyonkarahisar Şubesinin de düzenlediği istişare toplantısına katıldı. Toplantıda ilçe temsilcileri, şube yönetim kurulu ve üyelerimiz de hazır bulundu.

Afyonkarahisar'daki toplantının açılış konuşmasını yapan Şube Başkanı Erol Özsoy, “Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, KPSS’deki hırsızlığı ortaya çıkarması, dik duruşu ve mücadeleci tavrı ile milli bir kahramandır” dedi.

Toplantılarda Genel Merkez Yöneticileri sekretarya çalışmaları hakkında bilgi verdi. Genel Sekreter Musa Akkaş da yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Türk Eğitim-Sen’li olmamızı gerektiren birçok unsur var. Bizler bayrağını, milletini, vatanını seven, ülkemizin bölünmez bütünlüğüne inanan insanlarız. İlkesizliği reddederek, onurlu yaşamayı tercih ettiğiniz ve Türkiye Kamu-Sen’i, Türk Eğitim-Sen’i benimsediğiniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.

Bu devirde gerçekten Türk Eğitim-Sen’li olmak bir ayrıcalıktır. Özellikle günümüzde toplumsal değerlerin alt üst edildiği bir süreci yaşıyoruz. Bu dönemde haksızlığa karşı çıkmak, hak mücadelesi vermek, hakkı tutup kaldırmak ve haksızlıkları yapanlara karşı direnç göstermek her insanın, her sendikanın, her sivil toplum kuruluşunun yapacağı iş değildir. İşte bunu sizler yapıyorsunuz. Bin bir türlü entrikaya rağmen, Türk Eğitim-Sen güçlenerek ve büyüyerek yoluna devam ediyor. Bazılarına bakıyorsunuz; sendikacılık adına, eğitim çalışanlarının sosyal ve ekonomik hakları adına hiçbir şey ortaya koymamalarına rağmen, hormonlu bir şekilde büyüyorlar. Onlar iktidarla varlar, iktidarla yok olurlar. Biz ise her dönemde sendikacılık yapıyoruz.1992 yılında hangi ilkeleri ortaya koyduysak, bugünde aynı ilkeler uğruna mücadele ediyoruz.”

İlksan ile ilgili tartışmalara da değinen Akkaş şöyle konuştu: “İlksan seçimlerinde iftira kampanyaları tutmadı. Seçim öncesinde, bir sendika boy boy gayri ahlaki afişler hazırladı. Oysa Türk Eğitim-Sen’in olduğu yerde dürüstlük, ahlak ve erdem vardır. İlksan’da yaşanan olumsuzlukları düzeltme görevi Türk Eğitim-Sen’e düşmüştür. 1996 yılı öncesinde birtakım hırsızlıklar yapılmıştır. Ama 1996 yılı öncesine takılıp kalmamak gerekir. Biz, eksi 3  milyon TL ile sandığı teslim aldık. Bugün İlksan’ın kasasında 500 milyon TL var. Geçmişte İlksan üyeleri emekli olduğunda, eline bir maaş tutarında ikramiye geçiyordu ve ikramiyelerini bir yıl içinde alıyorlardı. Bugün ise İlksan üyeleri emekli olduğunda maaşının 10 katı kadar ikramiye alıyor ve bu ikramiye iki gün içinde ellerine geçiyor. Sendikamıza iftira atanlar, bizi kendileriyle karıştırıyorlar. Herkes bilmelidir ki; Türk Eğitim-Sen, Yimpaş, Deniz Feneri ya da Kombassan değildir.

Bakınız; İlksan seçimlerinde toplam 222 il delegesi şu şeklide dağılmıştır: Türk Eğitim-Sen 135, Eğitim-Sen 47, Eğitim Bir Sen 40.<span 115%;="" font-family:="" " roman","serif";'=""> Yani Eğitim Bir Sen’li üyeler dahi sandığa gittiklerinde vicdanlarının sesini dinlemiştir. Türkiye genelinde Eğitim Bir Sen’in üye sayısı Türk Eğitim-Sen’den fazla olmasına rağmen, İlksan seçimlerinde Eğitim Bir Sen üyeleri Türk Eğitim-Sen’e oy vermiştir.  Bu vesileyle Afyonkarahisar’daki İlksan üyelerine de teşekkür ediyorum. Ayrıca buradan Türk Eğitim-Sen’i İlksan ile ilgili suçlayanlara sesleniyorum: Kimin elinde İlksanla ilgili bir hırsızlık belgesi varsa, savcılıklara versin. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Bu konuda elinde belgesi, bilgisi olup ta savcılara vermeyen şerefsizdir.”

Milli Eğitim Eski Bakanı Ömer Dinçer’i eleştiren Akkaş, “Milli Eğitimde Ömer Dinçer devri kapandı. Yeni Bakan Nabi Avcı’nın başarılı olmasını yürekten istiyoruz. Zira Bakan Avcı başarılı olursa, bu toplum huzurlu olur, eğitim çalışanları mutlu olur. Ömer Dinçer Cumhuriyet tarihinin MEB’i en kötü yöneten Bakanıdır. Ömer Dinçer tarihe kara bir leke olarak geçecektir. Ömer Dinçer döneminde 4+4+4 sistemi uygulamaya konuldu. Bu sistem adeta bir dayatmadır. Okullarda kılık-kıyafet serbestliği yine Ömer Dinçer döneminde getirildi. Bu iki dayatma unsuru ne öğrenciye, ne veliye, ne eğitim çalışanlarına, ne de sendikalara soruldu. Sadece teklif edildi, kabul edilmeden topluma dikte edilmeye çalışıldı.

4+4+4 sistemi, dert+dert+dert sistemi olarak karşımızda durmaktadır. Bu sistemin ihdasında kimsenin görüşüne başvurulmadı, sendikamızın olumlu teklifleri bile dikkate alınmadı. Biz, 40 bin sınıf öğretmeninin norm kadro fazla olacağını söylemiştik. Ömer Dinçer ve Eğitim Bir Sen ise öğretmenlerin norm kadro fazlası olmayacağını söylemişti. Hatta Eğitim Bir Sen, ‘sınıf öğretmenlerinin teminatı biziz’ demişti. Yıllardır sınıf öğretmenliği yapan arkadaşlarımız alan değiştirdi, hal böyle olunca öğretmenlerimiz başarılı olamadıkları, öğrencilerine bir şey verememenin üzüntüsünü yaşadıkları için sitem eder hale geldi. Zaten bu sistemi başımıza bela eden Eğitim Bir Sen’dir” diye konuştu.

Kamu çalışanlarının elinden iş güvencesinin alınmak istendiğine, taşeronlaşmanın arttığına, 4/C’li personel istihdamına dikkat çeken Akkaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kamu çalışanlarını bekleyen ciddi tehlikeler var. Anayasa’nın devlet memurluğunu tanımlayan 128. Maddesini değiştirmek ve kamu çalışanlarının elinden iş güvencesini almak istiyorlar. İş güvencesinin elimizden alınması, kölelik rejimini kabul etmek demektir, Kamu çalışanlarını devletin memuru yerine, Hükümetin memuru olarak çalıştırmak istiyorlar. Herkes bilmelidir ki; iş güvencemizin kaldırılmasına yönelik herhangi bir adım atılırsa Türkiye’yi eylem alanına çeviririz. Şuna da dikkat çekmek istiyorum: İktidar partisi, hazırladığı referandum paketinin içerisine iş güvencemizi sağlayan 128. maddenin kaldırılmasını, eğitim dilinin Türkçe olduğunu tayin eden 42. maddenin kaldırılmasını, Türk milli kimliğini tanımlayan 66. maddenin kaldırılmasını, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi adı altında üniter yapımızın zedelenmesini ve Başkanlık sisteminin getirilmesini koyacak. Bunların içerisinde kamuda başörtüsü serbestliğini sağlayan teklifte yer alacak. Daha sonra referandumda hayır diyenleri, ‘başörtüsüne karşı çıkıyorlar’ diye suçlayacaklar. Bu oyuna karşı herkes dikkatli olmalıdır.”

  

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.