Vedat Ali İNAM
İnsan; Annesinin Duası Kadar Huzurludur
İnsanlık aya çıktı…
Mars’ın sessizliğine iz bıraktı…
Yapay zekâyla konuşup dünyayı avuçlarının içine sığdırdı…
Bir tuşla binlerce kilometre ötedeki insanlara saniyeler içinde ulaştı.
Ama aynı insan…
“Her şeye rağmen” kendisini sevecek bir annenin sesine bazen uzak kaldı.
Herkese yetişirken, kendisi için uykusuz geceler geçiren kadına “Nasılsın anne?” demeyi erteledi.
Dünyayı keşfederken, çocukluğunun en güvenli limanını ihmal etti.
Oysa insan…
Ne kadar büyürse büyüsün; annesinin duası çekildiğinde içi üşüyen bir çocuktan ibarettir.
★ ★ ★
Teknoloji büyüdü…
Binalar yükseldi…
Şehirler ışıl ışıl oldu…
Ama insanın içindeki merhamet, çocukluğundaki sıcaklığını yavaş yavaş kaybetti.
Çünkü insanı “adam” eden şey; diploması değildir… makamı değildir… mesleği hiç değildir… para ise asla…
İnsanı gerçek anlamda insan yapan şey; bir annenin dizinin dibinde öğrendiği terbiyedir, değerleridir, vicdanıdır.
★ ★ ★
Anne…
Bu dünyanın en sessiz kahramanıdır.
Çoğu zaman kimse görmez onu.
Alkış almaz…
Manşet olmaz…
Adı ödül törenlerinde okunmaz.
Ama hayatın en ağır yükünü omuzlarında taşır.
Evladı üşümesin diye kendi üşümeyi göze alır.
Kendisi aç kalır, çocuğunu doyurur.
Gece boyunca ateşler içinde yanan evladının başında sabaha kadar bekler.
Sonra güneş doğunca…
Sanki hiçbir şey olmamış gibi tebessüm eder.
Ve bunu bir görev gibi değil; bir ibadet gibi… bir sevda gibi yapar.
Çünkü anne sevgisi gösteriş sevmez.
Reklâm sevmez.
Karşılık beklemez.
Sessizdir…
Ama yeryüzündeki en büyük hakikattir.
★ ★ ★
Şimdi etrafınıza bakın…
Kalabalıkların içinde yalnızlaşmış insanlar göreceksiniz.
Lüks evlerde huzursuz aileler…
Her şeye sahip olduğu hâlde mutlu olamayan insanlar…
Ana baba duasından mahrum kalmış hayatlar…
Çünkü insan bazen dünyayı kazanıyor; ama annesinin gönlünü almayı beceremiyor.
İşte gerçek yoksulluk budur.
Bir annenin duasını kaybetmek…
Dünyadaki en büyük eksikliktir.
★ ★ ★
Ne acıdır biliyor musunuz?
İnsan, annesinin kıymetini çoğu zaman yokluğunda anlıyor.
Hayattayken kısa kesilen telefon konuşmaları…
“Acil işim var anne, sonra ararım…” diye ertelenen ziyaretler…
Bir gün insanın vicdanında derin bir yankıya dönüşüyor.
Çünkü hiçbir mezar taşı; zamanında tutulmayan bir elin yerini doldurmuyor.
Hiçbir çiçek…
Yaşarken söylenmeyen “Seni seviyorum anne…” cümlesini geri getirmiyor.
★ ★ ★
Bugün Anneler Günü…
Sosyal medya, annesini çok seven insanlarla dolacak.
Fotoğraflar paylaşılacak…
Altına süslü cümleler yazılacak…
Ama mesele paylaşım yapmak değil.
Mesele; annen hayattayken yanında olabilmek… sesini gerçekten duyabilmek… yorgun ellerini sevgiyle tutabilmek… bir bardak çayı birlikte içebilecek kadar vakit ayırabilmek…
Çünkü anne büyük şeyler istemez.
Bazen bir telefon yeter ona…
İçten gelen bir “Nasılsın anne?” sorusu…
Samimi bir sarılış…
Alnına kondurulan küçük bir öpücük…
Hepsi bu…
★ ★ ★
Hayat insana çok şey öğretir.
Ama hiçbir okul; bir annenin sabrı kadar derin bir ders veremez.
Çünkü anne sevgisi; insanın ruhuna işleyen görünmez bir terbiyedir.
İnsan yaş aldıkça bunu daha iyi anlıyor.
Ve sonunda şu hakikati fark ediyor:
İnsanın dünyadaki gerçek huzuru; maddi zenginliğinde değil, ana babasının hayır duasındadır.
Ama ana duası…
Bambaşkadır.
★ ★ ★
O yüzden bu Anneler Günü’nde sadece kutlama yapmayın…
Annenizin gönlünü alın.
Ellerini tutun.
Başını okşayın.
Gözlerinin içine bakarak onu sevdiğinizi söyleyin.
Hayattaysa kıymetini bilin.
Değilse…
Bir Fatiha okuyun…
Bir dua gönderin sonsuzluğa…
Bir çocuğu sevindirin…
Bir yetimin başını okşayın…
Bir öksüzü giydirin…
Annenizin hayrına…
★ ★ ★
Çünkü insan; annesinin duası kadar huzurlu, annesinin mutluluğu kadar mutlu, annesinin bahtiyarlığı kadar bahtiyardır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.